·264 syf.····Okunma: 08 Mayıs 2023 00:00 sanki hayatın ortasında bir boşluk var, o boşluğa düşüp düşüp düzlüğe çıkıyor, -belki çıkıyorum zannediyor- düzlüğe çıktıkça çukura geri düşüyorum. işte ahmet cemil'in hayatı tam olarak böyle hissettirdi. tam mai olacağım, hadi oldum, derken siyah olup durdu.
türk edebiyatında yazılmış naif karakterlerin çoğunu ite ite ilk sıralara koşar bence ahmet cemil ama ince ruhunun yanında yalnız bir hatası var ki, saf kalbinde öyle bir kara leke ki. bir zamandan sonra işte o kara leke belirliyor ahmet cemil'in tüm 'hülyalarının yönünü'. onu, aceleye getirdiği bir karar sonucu yaptığı hata için suçluyor muyum emin değilim ama ben suçlasam da suçlamasam da o kendisini suçluyor.
bir de kaderinden bahsedip spoiler vermek istemediğim bir sevdası var ki, ben de en az ahmet cemil kadar sarsıldım beklenmedik 'bir bakışla'. okuduğunuzda anlayacaksınızdır o bakışı.
kitap ilk andan son ana kadar kendimi sorgulamaya itti beni. ahmet cemil gibi ben de pire kadar umutları deve edip hayatımın dümenini hemen istediğim yöne çekebileceğini düşünmüyor muyum? bazenleri, ben de kendi hayallerimin, kendi yaşantımın içinde yuvarlanırken en yakınımdakilerin apaçık önümde duran dertlerini görmüyor değil miyim? hatalarıyla, hayalleriyle ve hayal kırıklıklarıyla gerçekçi bir karakterdi ahmet cemil.
en sevdiğim kitaplar arasına girdi kesinlikle. girdi girmesine ama bir puan kırdım, çünkü ilk 6-7 sayfasının kitaba hızlı adapte olmamı engellediğini ve son on küsür sayfasının da biraz fazla uzatıldığını düşündüm şahsen. son sayfaların o son duyguları daha iyi geçirmek ve bizi her bir hisse ortak edebilmek için bu kadar detaylı yazılması bir noktada iyi olsa da, bana biraz fazla betimlemeye boğulmuş gibi geldi.
daha fazla uzatmadan, ahmet cemil'in ikbal'den duyduğu bir cümleyle özetlemek istiyorum eseri.
"Sen de mi, kardeşim? Sen de benim gibi hayatın fena bir tekmesine mi tesadüf ettin?"
evet ikbal, etti.