·808 syf.····Okunma: 09 Mayıs 2023 11:11 Güney Amerika Edebiyatı bana hep lezzetsiz gelmiştir. Ama bu kitap ve bu yazar hakkında coğrafi lezzet dışında söyleyeceğim daha fazla şey var. Yazarı ve bu kitabını beğenmiş okurlardan özür dileyerek başlamalıyım. Belkide kitabın derinliğini, yazarın dilinin etkileyiciliğini ıskalayan ben olmuşumdur.
Öncelikle kitabın bu kadar hacimli olması kimi okuru korkutur kimi okurun da iştahını açar. Eğer içini doldurabiliyorsa ne iyi, uzun uzun yazsa da biz okusak. Benim edebiyattan beklediğim bu değil. Ne etkileyici bir edebi dil var, ne de bir gerilim. Okumayı ilginç kılacak hiç bir unsur bulamadım. Tersine yazarın kendine özgü bir yazım şekli var ki okumayı büsbütün zorlaştırıyor. İlk 250 sayfa yazar okuyucuya adeta işkence ediyor ve olan biteni karmakarışık yazıyor. Öyle paragraf paragraf değil bir cümle yazıyor ardından gelen cümle tamamen başka zamanda başka kişiler arasında geçen bir konuşma olabiliyor. Bunu fark edene kadar aynı sayfayı kaç kere okudum. Bunun bize faydası nedir hiç anlayamadım. Öyle ki yazar bunu doğal olarak böyle yazmış olamaz. Belli ki önce düzgünce yazıyor sonra bunları karıştırıyor, okura bulmaca çözmek düşüyor. 100-150 sayfa okuduktan sonra okumayı bırakmayı düşündüm ama inat edip kitabı bitirdim. Neyse ki 250. sayfadan sonra anlatım karmaşıklıktan kurtuluyor. Yine de benim için bir vakit kaybı oldu. Belki bir Avrupalı için anlatılanlar ilginç olabilir, bir darbe yönetiminde olan entrikalar bizim aşina olduğumuz konular. Kitaptan bana kalan tek şey çapraşık yazı biçimi oldu.