Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 30 Nisan 2023 00:00 George Orwell’la bu kitapla tanıştıysanız -ki bu neredeyse imkansız- sevebilirsiniz. Fakat siz de benim gibi iki büyük şaheserini okuduysanız bu kitap sizin için az yoğun ve sıkıcı gelecektir. Orwell’ın mizahi yerişlerini, otoriteyi eleştirmelerini okumak, taa o zamanlarda kaleme aldığı olayların bugün yaşanıyor olması hep ilgi çekici olmuştur benim için.
Kitabın ilk iki kısmında George karakterini görüp karakterine kendi ismini verdiğini düşünebilirsiniz fakat Orwell’ın asıl adı Eric Arthur’dur. Kitap boyunca George’un ağzından birinci dünya savaşı öncesi, savaş zamanı ve savaş sonrası hayatı okuyoruz. George savaş öncesi ve savaş zamanlarını, yani çocukluğunu ve ergenlik yıllarını anlatıyor ikinci bölümde. Bu iki kısım sizi okurken yorabilir ve sıkabilir.
Kitabın üçüncü bölümünde ise insanların yaklaşmakta olan ikinci dünya savaşına, Hitler’e, Stalin’e, faşizme çok kayıtsız, hatta bunlar hakkında bilgisiz, programlanmış birer makina gibi olduklarından bahsediyor George. Bu kısımda o kadar dikkat çekici cümleler var ki bu bölüm nasıl bitiyor anlamıyorsunuz.
Kitabın son bölümlerinde başkarakterimizin geçmişe, yani savaş öncesi zamanlara duyduğu yoğun hasret ile eskiden yaşadığı kasabaya gitmesini ve orada karşılaştıklarını okuyoruz. Kimse onu tanımaz ve George da şaşkındır.
Kitabın adının neden “Boğulmamak İçin” olduğuna gelirsek; (bir incelemede denk geldim ve çok güzel açıkladığını düşünüyorum.)
George şu anın hüznünden ve düşüncelerinden eski anıları düşünerek kurtulmaya ‘suyun yüzeyine çıkmak, boğulmaktan kurtulmak’ diyordu. Örneğin kasabaya giderken ki yolda gaza basarken “Boğulmamak için su yüzeyine çıkıyordum,” der George.
Bazılarımız boğulmamak için bir şeyler yapıyoruz ama bazı insanlar boğulduklarının farkında bile olmuyorlar.