Cezayir'in Oran şehrinde takvimler Nisan ayını gösterir.
Şehirdeki fareler ölmeye başlar.
Bu ölümlerin sayısı arttıkça şehir sakinlerinde ateş, kusma ve halsizlik vakaları baş göstermeye başlar.
Böylelikle tam 11 ay sürecek salgınla mücadelenin ilk fitili ateşlenmiş olur.
Albert Camus Veba eserinde 2019 yılında Çin'de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Covid pandemisinin sürecini neredeyse birebir yazmış. Sayfaları geçtikçe o 2-3 yıl öncesine geri dönüp tekrar hatırlama şansı buldum. Tekrar yaşanmaması ümidiyle zor günler geçirmiş olduğumuzu bir kez daha fark ettim.
Veba toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir olay varsa önce o olay tanınmaya ve anlaşılmaya çalışılır. Tanıdıkça fikir edinirsiniz. Fikirler düşünceleri oluşturur. Bu süreç yaşanırken hızlı hareket etmek gerekir. Bu bir hastalıksa ve salgın şekliyle ilerliyorsa insan hayatı söz konusudur ve zamanla yarışılır. Çözümlemeler devam ettikçe kayıplar da olur üzülürüz. Tüm bu zorluklara rağmen ayakta kalmak, güçlü durmak, kararlı olmak en önemli olan unsurlardır. Geleceğin temiz sayfalarına olan inanç azaldığında mevcutta devam eden mücadele etkisini kaybedecektir. Zorlu zamanlarda geleceğin güzel günlerine olan inancı kaybetmemek gerekir. Toplumu ilgilendiren konu zorlu bir süreçse bunlara bilmek gerekir.
Kitaptaki karakterler çok derinlikli gelmese de kitabın konusu net anlaşılabilir olduğu için rahatça kavranabiliyor. Bir salgının anatomisinin yanında felsefi sorular ve insan psikolojisi de anlatıldığı görünüyor. İnsanların günlük alışkanlarını bırakarak yeni bir düzene alışması, yakın dostlarını, eşlerini, çocuklarını, yakınları göremeyip ayrı kalmasının getirdiği üzüntü ve tüm bunlara rağmen geleceğe olan inanç...
En önemlisi de bu değil mi?