·192 syf.····Okunma: 12 Mayıs 2023 17:17 Melankoli nedir? Bir hastalık mıdır yoksa bir kişilik özelliği midir? Bu soruların cevabı çağdan çağa farklılık göstermiştir. Melankoli kavramı ilk kez ortaya çıktığı zamanlarda bir farklılık olarak görülmüş ve kötüyle temsil edilmemiştir. Hatta melankolik olma durumu sanatçı ruhuyla özdeşleştirilmiş ve melankolik insanların dünyayı farklı algıladıkları düşünülmüştür. Fakat ortaçağa geldiğimizde hem melankolinin tanımı hem de melankolik kişilere olan bakış değişmiştir. Bunun başlıca sebebiyse kilise olmuştur. Kilisenin etkisinin tüm Avrupa'yı sardığı skolastik dönemde çoğu konuda olduğu gibi melankolide de tanımı kilise yapmıştır. Kilise melankoliyi hoş görmemiş, melankolik kişileriyse tanrıya karşı gelmekle suçlamıştır. Melankolinin insanı tanrıya karşı tembelleştirdiğini ve tanrıya karşı sorumluluklardan alıkoyduğunu öne sürmüştür. Büyük bir anlamsızlık içerisinde olan melankolik kimselerin tanrıdan uzaklaştığını ve zamanla şeytanlaştığını düşünen din adamları türlü cezalara ve itibarsızlaştırmalara başvurmuş ve melankoliklerin toplum tarafından dışlanmasına da sebep olmuşlardır. Ortaçağdan önceki zamanlarda melankolik insanlara karşı sempati duyan halk zamanla melankoliye karşı antipati geliştirmiş ve bu insanlara şeytan gözüyle bakmışlardır. Melankolik insanlar toplatılmış, tedavi bahanesiyle türlü yerlere hapsedilmişlerdir. Skolastik düşüncenin yıkılmasının ardından reform hareketlerinden günümüze kadar gelişen-değişen bilim, felsefe ve tıp ışığında melankolinin tanımı da değişmiştir. Günümüzde melankoli en basit haliyle, kişinin az hareketli ve normalden daha heyecansız bir hayat tarzı sürdüğü, tatmin hissinin yetersiz kaldığı depresyondan kaynaklı bir duygudurum bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Kimi düşünürlere göreyse melankoli bir uyanık olma durumudur. Hayatın gerçeklerine karşı kişi uyanıktır ve anlam arayışı içerisindedir. Basitlik ve değersizlik katlanılmaz gelir ve kişi bu durumdan nasıl kurtulacağını da bilemez. Deneyişleri karşılıksız kalır ve umutsuzluk tüm benliğini ele geçirir.
~ Freud'a Göre Melankoli ~
Freud melankoliyi zamanında atlatılamayan yas dönemi olarak görmektedir. Freud'a göre kişinin sevgi nesnesini kaybettikten sonra normal bir yas süreci yaşayamaması, yas döneminin olması gerekenden daha uzun sürmesi ve bu dönemin geçmemesi melankoliye sebebiyet verir. Melankoliyse bitmeyen yas sürecinden dolayı kişinin yeni bir sevgi nesnesi aramaya başlamaması ve bu sebepten yeni bir sevgi nesnesi bulamayan kişinin biriken libidosunu egosuna aktarmasıdır. Bu kişide derin bir huzursuzluk ve memnuniyetsizlik oluşturur ve kişi disforik bir hal alır. Tatminsizlik ve sürekli olarak travmanın zihinde tekrar canlandırılması durumu kişiyi içinden çıkılmaz bir depresyona sürüklemektedir.
~ Genç Werther'in Acıları - Goethe (SPOILER!!!) ~
Goethe'nin yarattığı Werther karakteri melankolinin edebiyattaki en ünlü temsilcisidir. Sanatçı ruhu ve büyük yetenekleri olan Werther, şehir hayatından bunaldığı için Wahlhaim isimli küçük bir kasabaya yerleşir. Ailesinden ve dostlarından ayrılan Werther buna rağmen başlarda buraya gelmiş olmaktan oldukça memnundur. Ardında bıraktığı en yakın dostu Wilhelm'e sürekli olarak mektuplar yazan Werther, kasabadan, güzelliklerden ve tanıştığı insanlardan bahsetmektedir. Bir gün bu mektuplardan birinde Charlotte adında bir kızla tanıştığından bahseden Werther'in tüm hayatı değişecektir.
Aristokrat bir ailenin kızı olan Charlotte ile tanışan Werther, ondan çok etkilenir ve amansız bir aşkın içine düşer. Çünkü Charlotte başka bir adamla nişanlıdır. Aşkının imkansızlığının farkında olan Werther buna rağmen ona giderek daha da bağlanır. Charlotte de Werther'e ne kadar yakın olsa da ahlaki değerlere bağlılığından dolayı nişanlısı Albert ile evlenir. Werther ise imkansız aşkını içine gömmeye çalışır ve onların dostu olmaya karar verir. Fakat bu Werther için oldukça zordur çünkü Charlotte'yi farkında olmadan hayatının merkezine koymuş ve onu hayatının anlamı haline getirmiştir. Werther'in giderek kendisine daha da bağlandığını fark eden Charlotte onunla bir daha görüşmek istemez ve Werther'in melankolik durumu daha da ağırlaşır. Zaten zaman zaman hayatın anlamını sorgulayan ve yaşam amacını arayan Werther bugüne dek uğruna yaşamaya değecek ilk ve tek amacı, aşkı bulur ve ona da sahip olamayacağı bilinciyle yanıp tutuşur. Charlotte onun için hayatın anlamıdır ve o yoksa hayat da yoktur.
"Çok şeyim var ama ona karşı duyduğum sevgi her şeyi emiyor. Çok şeyim var ama o olmadan hiçbir şeyim yok."
~ Werther'in İntiharı ~
Werther duyduğu kederin boyutunun artmasıyla depresyona girmiştir ve onu aklından çok duyguları yönetmeye başlamıştır. Zaten oldukça hassas bir ruha sahip olan Werther bu durumu bir güçsüzlük olarak görmemiş ve bazı şeylerin olması gerektiği gibi olmasının kaçınılmaz olduğunu söylemiştir. Werther karakterinin ne kadar hassas bir ruha sahip olduğu ve ne kadar derinlemesine düşünüp sorguladığı şu sözlerinden anlaşılabilmektedir:
"İçinde yok edici olmama engel olabilecek herhangi bir an yok. En masum yürüyüş bile binlerce böceğin hayatını söndürüyor. Bir adım çalışkan karıncanın dünyasını yok ediyor ve küçük bir dünyayı karmaşaya boğuyor. Hayır! Dünyanın büyük ve nadir felaketleri değil kasabaları yutan depremler ve köyleri süpüren sel beni etkilemektedir. Kalbim, evrensel doğanın her yerinde gizlenmiş olan yıkıcı gücün düşüncesiyle sarsılmaktadır. Doğa, kendisini tüketmeyen herhangi bir şey oluşturmamıştır. Bundan dolayı toprak ve havayla çevrelendiğimizi düşündüğümde evrenin beni neden bu kadar korkunç bir yaratık olarak yarattığını ve neden sürekli olarak kendi evlatlarını yiyip bitirdiğini düşünüyorum ve bu kalbimi acıtıyor."
Werther kazanamadığı amaç uğruna intihar etmiştir. Charlotte'den önce de sık sık intihar düşüncesi kafasını meşgul eden Werther'in intiharını sadece buna bağlamak yersizdir. Çünkü o her zaman bir arayış içerisinde olmuştur ve bulduğunu düşündüğü yaşam amacının da imkansızlığı onu kaçınılmaz sona sürüklemiştir. Bu durum melankolik kimselerin intihara ne kadar meyilli olabileceklerini gösterir.
Charlotte'ye:
"Evet bu bir suçtur ve ben bunun cezasını çekeceğim ama günahlarımın keyfine tamamen vardım."