kitap gayet güzel meursault denen adamın hikayesini anlatıyor, hikaye meursault’un annesini kaybetmesiyle başlıyor ancak tavırları sanki mutlu olmuş gibi yani tabi ki mutlu olmuyor ancak dışarıya öyle yansıttığı kesin. gerçekten umursamaz birisi olsada kötü birisi değil bence onu ayakta tutan şeylerden birisi marrie’ye aşık olmasıydı buna çok değinilmiyor ancak gerçekten ben öyle hisettim onu gerçekten önemsiyor gibiydi neyse işte bu cenazede ki tavırları ilerde başına bela oluyor gerisi spoiler: komşusu olan raymond ile biranda samimi olmasıyla başlıyor herşey, raymond bizimkini bi arkadaşıyla tanıştırıyor ve kumsalda belalı olduğu adamlarla kavga ediyorlar ertesş gün meursault tek başına kumsala gittiğinde belalılardan biriyle karşılaşıp onu öldürmek zorunda kalıyor, ben savcının başkanın jürilerin tavrına çok şaşırdım neymiş efendim adam mezarda ağlamamış ulan be adamlar sizene bundan siz baksanıza olay nasıl gelişmiş neden bu adamı vurmuş kimsede demiyor ki bu adam böyle bir şey yapabilecek potansiyele sahip yok kanıt yok bişey yok adam anasının mezarında ağlamadı üzülmedi cesedine bakmadı diye idam edildi resmen cidden toplumdan yabancı bir adamdı bunu hissettirdi ama kalpsiz bir davranıldı ona o duruşmada adam hâlâ belki af çıkar diye düşünüyordu, ki sonda da ondanda vazgeçti aslında katılmadığım bir felsefeye dayandı nede olsa öleceğim bir gün diye inanmayı bıraktı hacı her türlü öleceğiz bunu düşünerek hareket edersek hayatın anlamı kalmaz.