Çoğumuz gibi benim de kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı ve bir baktım bir süredir yazmak istediğim incelemenin başındayım. Havada bahar kokusu ve içimizde umudumuz var diyerek başlıyorum hazırsanız!!!!
Paulo Coelho kendini tümüyle edebiyata vermeden önce tiyatro yönetmenliği, oyunculuk, şarkı sözü yazarlığı ve gazetecilik yapmış olduğundan belki de her romanında yazarın kendine özgü ama her seferinde birbirinden başka bakış açılarıyla buluştuk. Hippi kitabında ise yazar bizi kendi gençliğiyle tanıştırıp dünyayı biraz riskle ve az bir miktar parayla nasıl dolaştığını anlatıyor. Bir kızla tanışıp peşinden küçük sıkıcı bir otobüse atlıyor ve asla sıkılmaya zaman bulamıyoruz çünkü anlatacak çok şeyi olan genç, her şeyi görmek isteyen, her korkutucu hikayeyi dinlemek isteyen bir grupla beraberiz ve onlar da sessizleştiğinde kendini ve dünyadaki yerini arayan iç sesimiz başlıyor konuşmaya.
'O günden itibaren etrafımdaki her şeye daha fazla dikkat eder oldum: bulutlar, ağaçlar, nehirler ve ormanlar, erkekler ve kadınlar. Her şey bana o sırada bilmem gerekeni öğretiyordu.'
Çok sürükleyici bir kitap olduğundan ve belki biraz da ben kendimi yakın hissettiğimden elimden bırakamadan her yere yanımda götürdüm. Başlangıç yeri neresi olursa varış yeri ne kadar farklı olacak olursa olsun bir sürü insanın o an aynı yerde aynı arayışta oluşu beni çok etkiledi. Yazarın tüm yaşananlar yaşandıktan ve sonunda evine döndükten sonra sizinle karşılıklı oturup, bu yarının ne getireceğini tahmin etmenin imkansız olduğunu bilip sadece o anı yaşayıp hisseden insanların hikayelerini anlatışı öyle samimiydi ki siz de bir anlığına o hippilere katılıp yarını düşünmüyorsunuz. Sadece şu anı hissediyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap bence hepimiz saçlarımıza çiçekler yerleştirip baharı beklerken bu sürükleyici kitabı okuyabiliriz.