Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2023 03:20 "Ya güç kadınların elinde olsaydı?"
Güç romanı, bir feminist distopya. Kitap aslında kadınların hakim olduğu yani anaerkil bir toplumun bir vatandaşı olan erkeğin bir tarih romanı yazmak istemesiyle başlıyor. Ve hikayemiz, kadınların köprücük kemiklerinde oluşan yeni bir organ sayesinde vücutlarında elektrik oluşturabilmesi ile başlıyor. Hikayemiz dünyanın farklı bölgelerindeki karakterlerimizin ayrı ayrı hikayelerinin birleşmeleri ile de sürüyor. Karakterlerimizin ortak özellikleri acıyı tanımaları, acıyla yoğrulup büyümeleri. Ve bu acı dünyadaki bütün kadınların acılarıyla birleşip bir mutasyona dönüşüp kadınlara güç veriyor.
Kitap, dünyanın her yerinde şiddete uğrayan, ezilen, karanlıklara mahkum bırakılan kadınları, geleceği çalınan, eğitimden mahrum bırakılan kız çocuklarını, köle yapılan, vücudu sömürülüp eşya gibi davranılan tüm kadınları anlatıyor. Dünyanın bunca acıya dayanamayıp artık kadınlara bir hediye verdiği bir kurgu çiziyor yazarımız. Kurgu ilerlerken ataerkilliğin baskısı altında büyümüş bir kadın olarak bazı noktalar çok hoşuma gitti. Her ne kadar bir distopya olsa da acı bazen eşitsizliği ve üstünlüğü hoş görebiliyor. Kurgunun sonuna doğru da yazarın bize asıl vermek istediği mesajı aldım, feminizmin asıl amacı anaerkil, baskıcı yeni bir toplum kurmak değil; EŞİT BİR TOPLUM KURMAK!
Kitap bana İsmail Gaspıralı'nın 'Kadınlar Ülkesi' hikayesini hatırlattı. Fransa'dan Orta Doğu'ya gitmeye çalışan üç erkeğin atlı kadınlar tarafından yakalanıp kadınlar ülkesine götürülmesiyle başlayan ve anaerkil toplumda 'biz nasıl yaşayacağız' dehşetiyle ülkeden kaçmasıyla sonlanan bir öykü. Erkeklerin evde oturup, kadınların çalıştığı, erkeklerin evden çıkmayıp sürekli temizlik, çocuk ile uğraştığı. Geceleri dışarıda rahat dolaşamadığı bir toplumda dehşet içinde kalırlar. Halbuki günümüzde de kadınlar için dünya böyle bir yerdir. İki kitapta da vermek istenilen mesaj; bunlar size aşırı mı geldi, çok mu korktunuz? İşte kadınlar yüzyıllardır bu toplumlarda yaşam savaşı veriyor.
Güzel yarınlara, eşit toplumlara