Liveneli… Dilini, düşünce yapısını pek sevdiğim bir yazar. Hatta en çok sevdiğim bile denebilir. Yeni elimden bırakıp kitabı tüm yeni duygularımla yazıyorum bu incelememide. O kadar yoğun duygulardayım ki hiç sevmesemde spoiler verebilirim. O yüzden şimdiden uyarımı yapıyorum. Kitabı bitirdikten sonra incelememi okumanızı tavsiye ederim.
Livaneli bu kitabında bize cennetten bir pencere açmış. Kitabı okumaya başladığımda adanın güzelliğini, denizin kokusu, martıların sesleri, insanların insanlığını hissettim yüreğimde. Sonlara doğru ise tüm acıyı, utancı, çaresizliği…
Kendi halinde, güzelliklerle yaşayan insanların arasına gelen diktatör bir Başkan’ın gelmesiyle, bu güzelim cennet ada bir cehenneme dönüşüyor. Zaten ne anlarlar diktatörler güzellikten. Hep iyi olanı yok etmekten başka ne yararları dokunmuştur bunca yıllar insanlığa. Ölümden, yıkımdan, kötülükten başka ne getirmişlerdir. Her güzel şeyi para ve zenginlik hırsına kaybetmiyor mu zaten insanlık? Demokrasinin arkasına sığınıp kendi düşüncelerini sanki çoğunluğun düşünceleri olarak empoze etmiyorlar mı?
Kitabın başlarında iyi olarak nitelendirilen insanlar, başkası ne düşünür diye kendi düşüncesini dile getirmeyip susup, zamanla kötü düşüncenin esirleri oluyorlar. Sesi çok çıkanın haklı olduğunu sorgusuz sualsiz kabul edip koyun edasıyla her dediğini yapınca da cennetlerini kendi elleriyle cehenneme dönüştürüyorlar. Eskiden dostu bildikleri aynı düşünceden olan insanlardan uzaklaşıp, bir anda düşman gözlerle süzer oluyorlar kendi düşüncelerini paylaşmayan insanları.
Sonunda ise o kadar kötülüğün bi yandan cezasını bulduğunu düşünürken, tüm o kötülükleri yapanlar KAHRAMAN, karşı gelenler ise terörist, hain olarak anıldı.
Çok üzdü bu kitap beni. Ülkemin gerçeklerini bir kez daha gözlerimin önüne getirdi. Martıların çığlıkları hala kulaklarımda…
Son AdaZülfü Livaneli