Tabiatın Manevî Yönü
Puan vermedi·416 syf.··
2023 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2023 22:17
Tabiatın Manevî Yönü ⭑ ◌ ⭑ ◌ Aklımızın geniş ufku, ruhumuzun derin hissiyatı tabiat karşısında mukaddes bir boyanın siluetini idrak edebilir. İlahîlik nufûzu bir çim yaprağından Everest Dağı’na kadar her şeyin içerisinde ve Kutsal Ruh’un evi olmuştur. Dünya, İlâhî olanın tecessümü... Manevî arayış, kalbimizde başlayıp dünya sahralarında dolaşıp yine kalbimize gelen bir yol... Görünmez ve sonsuz olan Tanrı’yı görmek ve yakınlaşmak entelektüel tefekkürün ve manevî arayışın birer uzantılarıdır. Her yerde ve her şeyde Tanrı’yı görmek; “İlâhî cihetler”in sembolize olmaları önemli bir ayrıntıdır. Bunu ağaç örneğiyle anlamaya çalışırsak; Tanrı şu ağaçtır diyemeyeceğimiz gibi o ağacın Tanrı olduğunu da söyleyemeyiz; fakat o ağacın belirli bir açıdan “Tanrı’dan gayrı bir şey” olmadığı söylenebilir ya da ağacın nâmevcut olmaması dolaysıyla hiç bir sûrette Tanrı olmayan bir şey olamayacağını söylemek mümkündür. Çünkü ağaç evvela bir varoluşa sahiptir, ardından onun minerallerinden ayıran hayata, sonra da onu diğer bitkilerden ayıran özel niteliklere sahiptir; tüm bunlar o ağacın yalnızca “hiçlik olmadığını” gösteren kanıtlar değil aynı zamanda onun Tanrı’yı şu veya bu şekilde tasdik edişinin -hayat, yaratılış, ululuk, cömertlik gibi- çok sayıdaki göstergeleridir. İnsanoğlu ve tabiat arasında ki âlem durmaksızın değişmektedir; algılayan öznenin kendi tecrübesini ilâhî saâdetin manevî lezzetine ve “Tanrı’yı anma”ya dönüştürme husûsundaki öznel kapasitesine tabiata uyumuyla yakın ilişkilidir. Manevî lezzetin ve Tanrı’yı anma tabiatın mukaddesata dönüşme hususunda özel bir yeri vardır. Farklı inançların tabiatla ilişkisi ve mukaddes görünümü büyük bir zenginlik arz eder. Orta Doğu, Asya, Kuzey Afrika, Avrupa ve Amerika’da gezilerle büyük dinlerin temsilcileriyle uzun süreli ilişkiler kuran Bary Mcdonald; “Mukaddes Tabiat”, “Hristiyanlık ve Mahlukâtın İdâmesi”, “Hiyerofanik Tabiat”, “Tabiatta Yin ve Yang” gibi başlıklarla on dokuz bölüm ve on dokuz yazarın katkısıyla “Her Yerde Tanrı’yı Görmek” kitabı insan – tabiat doğasının bir derlemesidir. Tibet Budizmi'nden Kabala’ya, Ortodoks Hristiyanlığından perenniyal felsefeye uzanan farklı sesleri bir ağızla; evrensel bir koro oluşturarak bir takım değişmez gerçekleri ilan etmektedirler. Yeryüzü seyyahların manevî arayışlarının tabiata yükledikleri kalplerindeki ve akıllarındaki gelenekleri, insan – tabiat bağlamında doğu yol için kılavuz niteliğinde. Kitabın giriş kısmında tabiatın mukaddesatı hakkında insan – tabiat münasebetinin yeni bir inşasını anlatmakta. Schuon “Her Yerde Tanrı’yı Görmek” başlığıyla evrensel bir cevherin Varoluş’un a'râzdan ibaret olduğunu söyler. İlâhî Fiil'in Varlık’tan başlayarak mahlukatın bütünlüğünü husûle getirdiğini; gerçek olan, varlık değil Varoluş’tur; a'râz değil cevherdir; değişiklikler değil değişmeyendir. İlâhî Kelâm’ın tüm varlıkların kendisinden neş’et ettiği “Ol!” emrinin İslâm metafiziğinde insan – tabiat münasebetinin boyutları anlatılmakta. Gyatso, Oldmeadow, Berry yazarları farklı inançlar olan Tibet Budizmi, Hristiyanlık’taki tabiat algılayışı ve yüklenen anlam çerçevesinde makaleler bulunmakta. Devamında Nasr ise çevre krizinin sorunları ve sonuçlarının manevî ve dinî boyutlarını ele almakta. Sherrard ise tabiatın kutsallıktan uzaklaşması sorunu anlatır. İnsan ve tabiat maneviyatının sembollerinden olan çiçeklerin tefekkür boyutlarını Shastri ile Northbourne işlemektedirler. Yaratılış manâsı, Âlemin yaratılışındaki dişi unsur ve daimî yaratılış bölümleriyle İzutsu; insan ve tabiat manasının İslâmî metafizik ve tasavvuf yorumcusu ve temsilcisi olan İbni Arabî hakkında geniş bir makalesiyle kitapta yer almaktadır. Dünyadaki güzellik tecrübesi, mutluluğun ontolojik mertebelerinin varoluşsal lezzetlerini Rızâ Şah – Kâzımî; “İlâhî Saâdet: Estetik Tecrübenin Yüce Arketipi” başlığıyla İslâmî duyarlılıkla insan ve tabiat maneviyatının yönlerini ele alan bir makaledir. İlâhî Varlık’ın içkinliğinden neşet eden İlâhî Saadet ancak ve ancak İlâhî mütealliğin farkındalığıyla insanın kulluğundan Tanrı’ya doğru uzanan ahlâkî ve manevî vazifeleri mânen kıymet kazanacağını söyleyen Rızâ Şah – Kâzımî; Kur'an’ın tabiriyle “daha hayırlı ve daha kalıcı” (87:17) olan Âhiret’te tamama erişir. Cooper, Çin Bahçesi’nin yin-yang dengesi ve uyumunun insan ve tabiat maneviyatındaki yerini anlatmakta. İkona ve mahlukat âlemi çerçevesinde ekoloji ve pnömatoloji (Kutsal Ruh inceleyen bilim) yönlerini Chryssavgis, geniş bir makaleyle insan ve tabiat ilişkisi yönleriyle ele almakta. Varlığımızı ve tüm varlıkları anlamlandırma hususunda Tanrı’yı tanımak ve anlamak için manevî yönetimlerden bir tanesi de “İnsan ve tabiat maneviyatı”dır. Algılayan öznenin görünmez ve sonsuz olan Tanrı’yı görmek ve yakınlaşmak entelektüel tefekkürün ve manevî arayışın birer uzantılarıdır. Orta Doğu, Asya, Kuzey Afrika, Avrupa ve Amerika’da gezilerle büyük dinlerin temsilcileriyle uzun süreli ilişkiler kuran Bary Mcdonald; “Her Yerde Tanrı’yı Görmek” kitabıyla on dokuz yazarın katkılarıyla yeryüzü seyyahların, manevî arayışlarının tabiata yükledikleri kalplerindeki ve akıllarındaki gelenekleri anlatılmaktadır. Kitabın Künyeai: Barry Mcdonald, Her Yerde Tanrı’yı Görmek – Tabiat ve Mukaddes Üzerine Denemeler, çev. Ayşe Gündoğdu, İnsan Yayınları, birinci baskı 2018, 416 sayfa. Yunus Özdemir
Felsefe-Düşünce
Her Yerde Tanrı'yı GörmekKolektif · İnsan Yayınları · 20187 okunma
·
241 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.