Her satırını zihinde canlandırmadan durmanın olanaksız olduğu ve insanı karanlık bir senaryonun içinde gibi hissettiren harika bir başyapıt. Birdenbire bembeyaz bir körlüğün tüm dünyayı saran bir salgına dönüştüğünü düşünün. İnsan yine aynı insan mı olurdu? Dünya nasıl bir yere dönüşürdü? İşte kitap bu soruların cevabını tüm gerçekçiliğiyle anlatıyor.
Kitap sıradışı bir anlatıma sahip. Uzun cümlelerin arasına döşenmiş kişisel analizlerle beraber psikolojik bir bakış açısı sunuyor bizlere. Bu analizler öyle çok uzun ve sıkıcı şeyler değiller merak etmeyin. İlk okumaya başladığımda bana çok garip gelen bu anlatım okudukça oldukça hoşuma gitti diyebilirim hatta. Genel olarak akıcı bir roman olduğunu düşünüyorum.
Gelelim kitabın olumsuz denilebilecek yanlarına. Karanlık bir senaryo olduğundan zaten bahsetmiştim. Kitabı okurken yer yer o karanlığı dibine kadar hissettim ve bi takım olumsuz hislere sürüklediği oldu beni. Aynı zamanda çok gerçekçi bir anlatıma sahip olması nedeniyle bazı yerlerde anlatılan detaylar bazı okurlara rahatsız edici gelebilir. Stresli veya sıkıntılı bir döneminizde okumanızı pek önermem.
Aslında bu dediklerim olumsuz yanlardan ziyade kitabın içeriği ve hissettirdikleriyle alakalı. Zaten kitabın teması bu olmasından dolayı bana hissettirdiği o olumsuz duyguları da tatmak ayrı bir deneyimdi diyebilirim. O nedenle ben bunları olumsuz yanları diye tanımlamıyorum ama okumayı düşünenlerin göz önünde bulundurabilecekleri şeyler olduğunu düşündüm ve o yüzden değinmek istedim.
Her şeyiyle beraber mutlaka okunması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra üzerine saatlerce konuşup tartışmak da oldukça zevkli olacaktır.