"İki düşman aile, iki düşman ülke:
Zirakov ve Senteria."
Her ne kadar arka kapakta düşmanlıklardan bahsedilmiş olsa da kitapta birkaç sahne dışında o düşmanlığı pek göremiyoruz. Ben belki biraz savaş okurum, ihanetler ve casuslar okurum diye düşünmüştüm fakat beklentimi maalesef ki karşılayamadı. Yazarın dili de bir tık basitti ama bunu kötü bir eleştiri olarak yazmıyorum her ne kadar dili sade olsa da aralara serpiştirilmiş çok güzel mekan ve duygu betimlemeleri mevcuttu. Ana karakterlerimizin aşkı ise çok büyük
olarak nitelendiriliyor kitapta fakat bana pek geçmedi bence altı biraz boş kalmıştı ama yine de insanı gülümseten diyaloglar yok değil. Hatta abartmam gerekirse direkt olarak bütün karakterlerin altının biraz boş kaldığını düşünüyorum. Kitabın sonu bana kalırsa biraz tahmin edilebilirdi buna rağmen yine de "Ay ne olacak şimdi?" diye düşünmekten kendimi alamadım bu yüzden en kısa zamanda ikincisini almam gerekiyor. "Ağır klasik okumaktan sıkıldım biraz kafam dağılsın." diye bir düşünce içindeyseniz ve okuyacak kitap arıyorsanız gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirsiniz zaten su gibi akıyor kitap 1-2 gün içinde bitebilir. Kaybolmuş Ruhlar Sarayı 1