·184 syf.····Okunma: 11 Kasım 2022 00:00 Bu sayfalarda yolculuk eden her okur, bir sanatın, bir tutkunun, bir deliliğin esiri olur.
"Ben, Antonin Artaud", sıradanlığın ötesinde, sıra dışı bir kitap. Sayfalarında dans eden harfler var, senaryosu delice, şiirsel bir dilin kıyısında, sıradışı bir yolculuk işte.
Artaud, bir asi, bir isyankâr, bir dahi, sözcüklerin ötesinde dans eden bir ruh. Kelimeleri büküp kıvıran, anlamı alt üst eden, sesin ritmini yakalayan, duygu dolu bir zihin kendisi.
Onun dünyası, tiyatroların ötesinde bana göre, zira modern insana sıradanlığın tuzaklarına düşmemesi ve kendi iç dünyasının derinliklerini keşfetmesi gerektiğini söylemek istiyor eserde. Onun kitaptaki asıl mesajı, modern toplumun baskılarından ve kalıplarından kurtulmanın önemini vurgulamak.
İnsanın iç dünyasına yolculuk eden bu kitap, tek bir okuyuşta anlaşılacak değil, derinlemesine bir tapınak misali. Çünkü şiirsel bir dil kullanılıyor ve şiirsel dilin büyüsüne kapılan okur, Artaud'un zihninde kaybolur, sarsılır, yıkılır, dirilir ve uçar. Bu şekilde, bir okur olarak, Artaud'un hayatına ve sanatına daha yakından bir bakış açısı elde edebilir ve onun etkileyici ve çoğu zaman tartışmalı dünyasında kaybolabiliriz.
Kitabın en çarpıcı yanı, Artaud'un tiyatro anlayışını devrimci bir perspektifle okuyabiliyor oluşumuz. Zira o, geleneksel tiyatrodan sıyrılarak, "Soyut Tiyatro" kavramını ortaya atmış ve tiyatroyu duygusal bir deneyim ve bedenin kullanımıyla daha etkileyici bir hale getirmiş kişidir.
Artaud'un iç çatışmalarına şahit olurken, kendi iç yolculuğumuza da çıkarız derin bir okyanusta. İçimizdeki şiddeti, karanlığı, yasakları keşfederiz, Onun kaleminden dökülen sözcüklerle besleniriz. Sözcüklerin dansıyla ruhumuzda iz bırakır, ve bizi, gerçekliğin ötesinde bir dünyaya taşır. Şiirsel düzyazılarla bezeli sayfalarında, sanatın özgürlüğünü buluyoruz. Artaud'un ruhunda gezen çılgın bir kahramanız, tiyatronun sınırlarını aşarak, iç dünyasında geziniyor, izler bırakıyoruz. Sınırlarımızı zorluyor, gerçekliği sorguluyoruz. Tiyatronun gücüne inanıyor, oyunun içinde var oluyoruz.
Ayrıca Artaud "Soyut Tiyatro" kavramını, toplumun geleneksel tiyatro anlayışının ötesine geçerek, izleyici-oyuncu ilişkisindeki hiyerarşiyi ve duygusal bağlantıyı sorgular. Bu yaklaşım, modern toplumda bireyin kendini ifade etme arzusunun ve özgünlüğünün bastırıldığı bir dönemdeyken, insanın iç dünyasını keşfetme ve duygusal deneyimi yoğunlaştırma çabasını yansıtıyor.
Modern toplumdaki iletişim krizini ve insan ilişkilerindeki yabancılaşmayı da ele alıyor. Onun tiyatrosu, izleyicilerin duygusal katılımını tetikleyerek, insanlar arasında bir bağ kurma ve empati geliştirme potansiyelini taşır.
Bu eser, her birimizin içindeki yaratıcı ve isyankar ruhu keşfetmek isteyen herkese hitap ediyor. Artaud biyografisinde, modern toplumun baskılarından ve kısıtlamalarından kurtulmanın önemini vurgularken, insanların duygusal bağlantı kurma ve kendi özgünlüklerini ifade etme arzusunu canlandırıyor. Artaud'un eserleri, iletişim krizine ve yabancılaşmaya dair çağdaş toplumun derinlemesine eleştirilerini içeriyor. Bu kitap, okuyucularını etkileyici bir yolculuğa çıkarırken, bireyin içsel dünyasını keşfetme cesaretini ve toplumsal dönüşümün mümkün olduğuna dair umudu alevlendiriyor, en aızndan benim açımdan durum böyle.
Onun düşünsel mirasına sahip çıkmalıyız, çünkü o diğerleri gibi değil, o zincirlere vurulmamış.