Puan vermedi·140 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2023 08:46 Kitabı okumaya başladığım zaman çok çok güzel ilerlediğini düşünmüştüm. Avukatın hikaye bitene dek kadınları ve haklarını savunacağını, bu savunmaya da karşıt görüşte olan herkesi ikna ederek devam edeceğini düşünmüştüm. Ağır yanılmışım. :)
Tolstoy hikayede müthiş bir kadın düşmanı yaratmış. Ve bu kadın düşmanı, ahlakı sürekli kadınlar üzerine yıkan bir zır cahil... Tolstoy kendi fikirlerini Pozdnışev üzerinden bizlere sundu mu diye düşünmemek elde değil çünkü son sözünde buna mahal verecek konuşmaları var. Fikirlerini sunarken de erkeklerin kadınlara üstünlüğünü cinsel yönden resmetmiş. Kadın burada yalnızca ahlak ve ahlaksızlık kavramları üzerinden aktarılmış. Şehvet duygusunu da öyle aşağılamış ki hatta müziği bile şehveti tetikleyen bir unsur olarak atfetmiş, saydırmış da saydırmış. Zaten Beethoven'dan seçmiş olduğu Kreutzer Sonat yapıtının hikayesi de manidar.
Pozdnışev'in, yaptığı her hareketi kendini haklı göstererek yapması zaten baştan mide bulandırıcı. Empatiden yoksun, aldatılma olup olmadığı bile meçhulken karısını öldürüp bundan da gram pişmanlık duymayan bir yaratık. Zihnini kemiren fikirlere engel olamıyor ve zihninin onu yönlendirmesiyle tüm bunları yapıyor. İç sesinin konuşup onu esir alacağını hissettiği noktalarda da onu adeta bir tavuk gibi gırtlaklayıp susturuyor.
Tolstoy bizlere burada tam olarak neyi göstermeyi amaçlamış anlamadım. "Pozdnışev gibi olmayı mı, olmamayı mı?" Her iki soruya göre kitabın içeriği değişir çünkü. Zira ben "Pozdnışev gibi olmamayı" amaçladığı kısmına inanmak istiyorum. Ama ne yazık ki benim inanmayı istemediğim kısmı, kadınlara yaşatan erkek sayısı o kadar fazla ki...
Keyifli okumalar.