Puan vermedi·268 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Mayıs 2023 06:08 "İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi." gibi sıradışı bir yitmişlikle dağlar yüreğimi. Eser, şöhreti oldukça "kötü" bilinen Bukowski'nin özüne iniyor aslında. Çocukluk yaşlarında babasından hem fiziksel hem de psikolojik şiddet gören, çevresinden aforoz edilmiş ve yalnızlığa terkedilmiş küçük Bukowski'yi anlatıyor. Aslında herkes kendinden bir şeyler bulabiliyor demek mümkün. Bukowski, henüz çocukluğunun baharında sevgiden ve şefkatten mahrum bırakılmış bir çocukmuş, üstelik bilinçli bir şekilde de eziyet etmişler. Ne hayatlar var dedirten cinsten. Çocukluğunda türlü eziyetler edip, sonra da tü kaka demişler. Çocuk aklı ve yüreğiyle her ne gördüyse öyle bir duygusuzlaşmış ki, hayata karşı bütün tepkisini yitirmiş. İçkinin çekiciliğine bırakmış kendini, sonra da alkolik diye etiketlemişler. Bütün bunların arkasındaki sebebi hiçbir zaman aramamış, sormamış, düşünmemiş, merak etmemişler.
"İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar." diyerek de bir güzel özetlemiş aslında.