·200 syf.····Okunma: 06 Haziran 2023 22:19 Romanların, ilkbaharın gelişini kutladıkları Aya Yorgi Yortusu, Ederlezi, Türkçe
Hıdırellez sözcüğünden geliyormuş. Kitabın en başında bunu öğrenerek okumaya başlıyorsunuz.
Giriş kısmında; ''benim adım Aslan Çorelo, Aslan Bahtalo ve Aslan Çavoro Bayramoviç ve bu sabah öldüm. Daha dün bir insandım..'' cümlesi ile sizi karşılayıp, sonunu baştan söylüyor.
Kitap üç kısma ayrılmış.
İlk bölüm; Aslan Çorelo'nun orkestrası ile Avrupa'yı gezmesini, maceralarını ve faşist Ustaşalar tarafından yakalanıp Jasenovac toplama kampında ölümünü anlatıyor.
İkinci bölümde, Aslan Bahtalo olarak karşımıza çıkıyor. Sosyalist Yugoslavya dönemi. 1950'lerden, Sırpların köylerini basıp hepsini öldürdükleri 1993 yılına kadarki dönemini içeriyor. (Yıllar önce TRT'de izlediğim, kaderlerine razı bir şeklide, kaçmaya çalışmadan veya karşı çıkmadan, tek tek öldürülen ve bir kişinin de bunları videoya çektiği görüntüleri hatırlamama sebep olduğunu belirteyim)
Son bölümde ise 2007 yılı Fransa'sına, Calais Cangılına götürüyor bizleri. Burası Fransa'nın kuzeyindeki bir mülteci kampı. Aslan Çavoro Bayramoviç olarak yaşamını sürdürmeye çalışan kahramanımız en sonunda ırkçı saldırı sonucu ölüyor.
Yazarın kendisi Bosna doğumlu, politik sığınmacı olarak Fransa'ya yerleşmiş.
Eseri Fransızca olarak yazmış. Büyülü gerçeklik tadında maceralarla gerçek-tarihsel olayları güzel harmanlamış.
''Bizim halkımızın,'' diye iç çekti yürürken, ''ne Tanrısı, ne toprağı ne de mezarlığı var.''
'Roman'ların hayatlarını gayet güzel romanlaştırmış. 2. Dünya Savaşında
öldürülen Yahudiler üzerine yüzlerce eser varken Roman'ların üzerine ne kadar az yapıt olduğunu tekrar hatırlattı bu kitap bana.