“Shakespeare'in o unutulmaz dizelerinde dediği gibi: "Ne kadar gelişigüzel belirlesek de amaçlarımızı, onlara biçim veren ilahi bir güç var." (Sf. 158)
Polisiye denildiği zaman ilk akla gelen isimlerden biridir Agatha Christie. Dedektiflik öykülerinden oluşan seriyi bitirmek isteyenleri uzun, çok uzun bir yolculuğun beklediği bir gerçek. Ve ben henüz yolun başında biri olarak şimdiye kadar okuduğum en iyi Agatha Christie romanı olduğunu söyleyebilirim. Çok daha güzellerini henüz okumadığıma inanıyorum.
King’s Abbot köyünde dul bir kadının şüpheli ölümü bomba etkisi yaratır ve dedikodulara neden olurken bir cinayet daha işlenir: Roger Ackroyd Cinayeti! Emekliye ayrılan ve bu küçük köye yerleşip sakız kabağı yetiştiren Hercule Poirot, konuya el atar ve katilin peşinde geçen sürükleyici bir macera başlar. Tabi herkesin gülünç bulduğu ve zekasını hafife aldığı Hercule Poirot, ben tam her şey düğüm oldu derken küçük gri hücrelerini kullanarak cinayeti aydınlatır.
Sürükleyici olmanın yanında şaşırtıcı bir sürpriz son bekler okuyucuyu. Polisiye severlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar.
“Dünyadaki bütün kötülükler paranın ya da parasızlığın sonucu değil mi?” (Sf. 130)