Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 10 Haziran 2023 17:07 Kitap sohbet havasında geçiyor, zaten denemelerde belli bir konu üzerinde durulmaz, aynen o şekilde yazılmış. Kitabın dili ne kadar hafif ve az önce söylediğim gibi sohbet havasında geçse de yazarın üslubu oldukça ağırdı. Bir konu hakkında söyleyeceklerini can yakıcı olsa da açık seçik söyleyebiliyor. Bu yazarın insanlara dair hiçbir çekincesi kalmamış. Kitabın yarısına kadar ölmüş olan dostlarının ölümünden ve hayatlarını adadıkları şeylerden bahsetti. Kitabın ortalarında ressam olan dostu swen'e gelince yazdığı bu cümle: "Acayip düzenliydi stüdyo. Bu düzen onun yokluğunun kanıtıydı. Resim sehpası boştu. Yüzleri duvara dönük olması gereken resimlerden bazıları açıkta duruyordu. Güçlü olanlar daha güçlü görünüyor, zayıflarsa terk edilmiş hissi veriyordu." onun acısını hissetmemi sağlayarak aramızda bağ kurdu. Bu kitaptan sonra okuyacağım görme biçimlerine hazırlık olması için onu anlamaya çalışıyorum. Verdiği bilgileri sadece "benim bildiklerimi tamamlayacak mı?" ya da "bana yeni bir bilgi kazandırdı mı?" diye sormaktan ziyade "onun hislerini ve düşüncelerini anlıyor muyum?" diye sorarak okudum.
Genelde bir sanat eserini gördüğümde bir şeyler anlatmak istediğini düşünüp ana tema çerçevesinde konuyu anlamaya çalışırım, bana göre hiçbir manzara resmi manzaradan ibaret değildir ya da hiçbir natürmort bir veya birkaç cansız nesneden ibaret değildir. Bu kitapla beraber bakış açıma bir nokta daha ekledim; John Berger çok çok çok iyi bir ressam değil, çizdiklerinin çoğu göze hitap etmiyor. Çizdiklerinde yakaladığım şey şu: birkaç çizgi ile imgeleme yapıyor ve detaylandırmıyor. Adeta çocuk dergilerinde olan nokta birleştirme oyunu gibi kendi zihnimizde boşlukları doldurarak resmi tamamlamamızı bekliyor. Kitabı okumadan önce içindeki resimleri incelemiştim ama dolu dolu anlamlı bulduğum bir resim yoktu. Okuyup konuya aşina olduktan sonra her resim anlamlandı benim için.
Ayrıca siyaset çemberindeki denemeleri çok iyiydi. Konudan konuya geçmesi beni biraz ağırlaştırdı.
İlham vericiydi