Adı:
Hoşbeş
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Gizli bir yetimler ittifakı öneririm. Birbirimize göz kırparız. Hiyerarşiyi reddederiz. Her türlü hiyerarşiyi. Dünyanın pisliğini olduğu gibi kabullenir, buna rağmen nasıl hayatta kaldığımıza dair hikâyeleri paylaşırız. Münasebetsiziz biz, kopuğuz. Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler."
-John Berger-

Berger'ın ağaçlar, taşlar, çiçekler, belli belirsiz ışıltılar ve biz okurlarla yaptığı bir hoşbeş bu denemeler. Herşeye rağmen dünyaya umutlu gözlerle bakabilmemiz için.
112 syf.
·2 günde·10/10
John Berger'le sohbet eder gibi bir kitap. Öyle güzel ki. Sanki bir fincan kahve eşliğinde eşsiz bir dostunla konuşuyor gibi. Ben o kadar çok etkilendim ki rüyamda kendisiyle edebiyat üzerine melodik cümlelerle saatlerce muhabbet ettik. Kendimize yeni bir iletişim biçimi belirledik. Sözcükler melodik olarak çıkıyordu. Ahhh nasıl güzel bir rüyaydı. Şimdi kitabı bitirdigimde biliyorum ki John Berger en sevdiğim arkadaşlarım arasına girdi. Kendisini tanımak için kitaplara başvuracağım bir dost.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
John Berger "Dünya daha insancıl bir yer olsaydı hiç yazmazdım" der. Hoşbeş kitabında da bunu kanıtlarcasına kendi izlenimlerini ve bilgilerini okurlarıyla paylaşıyor. Gerçekten de okurla bir "Hoşbeş" etme söz konusu. Bir solukta okunacak bir yapıt.
112 syf.
·Beğendi·8/10
Sohbet ediyoruz Berger'le, önce çeviri yapmakla ilgili ;
Çeviri yaparken önce metin kelimesi kelimesine çevriliyor, sonra ikinci dilin dilbilimsel geleneklerine ve kurallarına riayet edecek şekilde uyarlanıyor ve nihayet özgün metindeki “sesin” eşdeğerini tekrara yaratmak için üzerinden geçiliyor. Çevirilerin büyük bir kısmı bu şekilde yapılıyor ve çıkan sonuçlar başarılı olsa da ikinci sınıf.

Sonra ondan bundan konularla ilgili :

Kendine acımak seni hep öfkelendirmiş ve bir dostundan gelen bol sızlanmalı mektuba cevap veriyormuşsun., “O halde, insan kalmaya bak. Tmele mesele, insan olmak. Bu ise kararlı, dürüst ve neşeli olmak demek, evet, herkese ve her şeye rağmen neşeli olmak, çünkü sızlanmak zayıfların işidir. İnsan olmak demek, gerektiğinde tüm hayatını seve seve “kaderin büyük terazisine” koymak ,fakat aynı anda her aydınlık güne ve her güzel buluta sevinmek demektir.

Ama insanlığın son durumunu kadar iyi analiz etmiş ki.. okumanız gerek ;

Boyunduruğu altında yaşadığımız vurguncu finans kapitalizminin totaliter küresel düzeninde medya bizi aralıksız enformasyon bombardımanına tutuyor; lakin verilen haberler çoğu zaman dikkatimizi dağıtmak, hakiki, yaşamsal ve acil olandan uzaklaştırmak için planlı bir saptırma.
Haberlerin önemli bir bölümü bir zamanlar siyaset olarak adlandırılan şeylerle ilişkin; ne var ki ,vurguncular kapitalizmin küresel diktatörlüğü, tacirleri ve bankacılık lobileriyle çoktandır siyasetin yerini aldı.
Gerek sağ, gerekse sol siyasetçiler durum böyle değilmiş gibi tartışmayı ,oy vermeyi, kanun çıkartmayı sürdürüp duruyorlar. Nihayetindeyse söyledikleri hiçbir şeye tekabül etmiyor, bir neticeye yol açmıyor. Tekrar tekrar terörizm ,demokrasi, esneklik gibi anlamını yitirmiş ,içi boşaltılmış sözcükler ve terimler kullanıyorlar. Dünyanın dört bir yanında halklar, bitmez tükenmez bir Belagatlar Dersi izler gibi bu konuşulanları izliyor! Saçmalık.

Bombardımanı altında olduğumuz haberlerin bir başka faslındaysa dünyanın herhangi bir yerindeki şaşırtıcı ,şoke edici şiddet olayları ağırlıkta . soygunlar, depremler, batan tekneler, ayaklanmalar, katliamlar. Bir kez gösterilenin yerini hemen bir başkası alıyor; duyarsızlaştırıcı bir art ardalıkla içleri boşaltılıyor. Hikayeler olarak değil, şoklar halinde geliyorlar. Başımıza geleceklerin önceden kestirlemeyeceğini hatırlatıyorlar , hayattaki tehdit unsularını önümüze seriyorlar.
Buna ,medyanın dünyayı tanıtmak ve sınıflandırmak için seçtiği dili de ekleyelim. İşletme uzmanlarının kullandığı dile ve mantığa çok benzeyen bir dil bu. He şeyi sayılara döken ,nadiren işin özü ya da niteliğiyle ilgilenen bir dil. Yüzdeler ,komuoyu anketlerindeki dalgalanmalar ,işsizlik istatistikleri, büyüme oranları ,yükselen borçlar, karbondioksit ölçümleri, vesaire, vesaire. ..Yaşan ya da acı çekenlerin değili sadece sayıların dünyasına ait bir ses. Pişmanlıklarından, umuttan dem vurmayan bir ses…

Böylece, kamusal alanda söylenenler ve bunları söyleyeni tarzı bir tür kişisel ve tarihsel hafıza kaybına sebep oluyor. Tecrübenin hükmü siliniyor. Geçmişin ve geleceğin ufku bulanıklaştırılıyor. Sonu olmayan ve belirsiz bir şimdide yaşamaya koşullandırmakla, unutkanlığın, kayıtsızlığın vatandaşları konumuna indirgeniyoruz.
104 syf.
·10/10
Merhaba sevgili 1k okuyucuları,
Bu kitabı çok ama çok sevdiğimi söylemem lazım.
Kitap denemelerden oluşuyor. Hiç sıkılmadan John Berger ile sohbet ediyorsunuz. Benim en sevdiğim kısmı "Rosa’ya Armağan" dı.

Bu denemede Polonya 'nın tarihi anlatılıyordu ben de araştırmaya başladım. Hatta öğrendiklerimi podcast olarak kaydettim. Pek güzel olmadığından şimdilik paylaşmamak daha iyi. Bu denemeyi ne kadar sevdiğimi siz düşünün artık.

Şimdilik görüşürüz.
112 syf.
·61 günde·7/10
Kendiyle de okurla da konuşan bir kitap. Samimi bir muhabbet ediyormuşsunuz gibi. Yer yer iç burkan hüzün, olumsuz eleştiriler ve hoş tasvirlerle karşılaşacağınız bir kitap. İyi okumalar diliyorum.
112 syf.
·Puan vermedi
''Görüşmek üzere omlet'' yazısını kapakta gördüğümde o dostluk samimiyetini sezmiştim aslında ama bu denli derin ve anlamlı sohbetler edeceğimiz kimin aklına gelirdi? Kahvemi elime aldım ve sayfalar dolusu sohbetlerle kendisiyle bolca vakit geçirdim. Her konuyu sindirmeye çalışırken bir an önce diğer sohbete geçmek için can attım. Şu karantina sürecinde konuşmak için dost arıyorsanız sizi bolca tatmin edebilecek bir kitap kesinlikle. Bitse dahi dönüp dönüp tekrar okuyacağınız ve hoşbeş ettiğinize asla pişman olmayacağınız bir yazar John Berger. yeni kitaplarda ve hoşbeş edişlerde görüşmek üzere, omlet.

''Dayanışma içinde beklemeyi öğreneceğiz. Tıpkı bildiğimiz her dilde övmeyi, sövmeyi ve küfür etmeyi ilelebet sürdüreceğimiz gibi.''
O halde, insan kalmaya bak. Temel mesele, insan olmak. Bu ise kararlı, dürüst ve neşeli olmak demek, evet, herkese ve her şeye rağmen neşeli olmak, çünkü sızlanmak zayıfların işidir.
Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler.
John Berger
Sayfa 27 - Metis Yayınları, Bu kısmı çeviren kişi: Aslı Biçen, 2. Basım, Ocak 2017 (Not: Kitap 3 farklı çevirmenin çevirileriyle yazılmış. Her bölümün sonunda o metni kimin çevirdiği yazıyor.)
Medya, insanları yaşadıkları adaletsiz dünyayı sorgulamaya sevk edebilecek bir sessizlik kalmasın diye, uyduruk ve geçici şeylerle dikkat dağıtıyor.
John Berger
Sayfa 82 - Metis Yayınları
Çoğu insanın kendine ayıracak vakti yok, oysa bunun farkında değiller. Birleri onların peşinde, onlar da hayatlarının peşinde.
John Berger
Sayfa 30 - Metis Yayınları, Bu kısmı çeviren kişi: Oğuz Tecimen, 2. Basım, Ocak 2017 (Not: Kitap 3 farklı çevirmenin çevirileriyle yazılmış. Her bölümün sonunda o metni kimin çevirdiği yazıyor.)
Şarkılar akıbetleri ve geri dönüşleri, karşılamaları ve vedaları anlatır. Başka türlü söylersek; Şarkılar bir yokluğa söylenir. İlhamlarını yokluk vermiştir ve yokluğa hitap ederler. Aynı zamanda (aynı zamanda lafı burada özel bir anlam kazanır) şarkının paylaşılmasıyla yokluk da paylaşılır ve daha az keskin, daha az yalnız, daha az sessiz bir hal alır.
John Berger
Sayfa 71 - Metis Yayınları, Çev: Aslı Biçen, 2. Basım, Ocak 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hoşbeş
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Gizli bir yetimler ittifakı öneririm. Birbirimize göz kırparız. Hiyerarşiyi reddederiz. Her türlü hiyerarşiyi. Dünyanın pisliğini olduğu gibi kabullenir, buna rağmen nasıl hayatta kaldığımıza dair hikâyeleri paylaşırız. Münasebetsiziz biz, kopuğuz. Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler."
-John Berger-

Berger'ın ağaçlar, taşlar, çiçekler, belli belirsiz ışıltılar ve biz okurlarla yaptığı bir hoşbeş bu denemeler. Herşeye rağmen dünyaya umutlu gözlerle bakabilmemiz için.

Kitabı okuyanlar 153 okur

  • Woswiye
  • Nur mercan
  • Canan Ülkü
  • Tuğba
  • Mona
  • Vildan Yılmaz
  • Ahmet EREN
  • Çağla Çam
  • Senem Özdemir
  • Dilek Demir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (9)
9
%28.2 (11)
8
%25.6 (10)
7
%15.4 (6)
6
%2.6 (1)
5
%2.6 (1)
4
%2.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0