Genetik Epistemoloji eserinde insan öğreniminin biyolojiksel durum ve olgularından ziyade daha çok dilsel bir argümanla anlatması ve bu anlatımı yaparken bilimsel bir dil kullanıması gözden kaçmamaktadır. Kullandığı dilden dolayı doğrulukları ve yanlışlıkları bulunduğu dönem itibariyle kabul edilebilir bir ölçüte sahip olduğu gibi; dönemimizden harektel gelişen bilimsel çerçevenin algusal ve algısal manası değişime tabi olmuştur. Özellikle kitabın son bölümünde ele alınan dilsel bağlam ve bağıntı, bireyselleşme ve toplumsal algılanımdan ziyade kültür, bellek ve gelenek-görenek gibi kavramlarında varoluş-yokuluş denklemi de kullanılarak realitesi tartışılmıştır. Böylelikle insanın hem kültürel hem tarihsel hem de gelenek-görenek minvalinde gelişmişliğinin psikolojik yönleri üst düzey olmasa dahi küçük bir çeper de anlatım sağlanmaya çalışılmıştır.
Epistemolojinin sorunu, insan düşüncesinin bilimsel bilgiyi üretmeyi becerebileceğinin nedenli gerçek olup olmadığını açıklamaktır. Bunu yapmak için mantık ile psikoloji arasında bir koordinasyon kurmak zorundayız