Immanuel Kant

Immanuel Kant

Yazar
8.2/10
442 Kişi
·
1.593
Okunma
·
453
Beğeni
·
17791
Gösterim
Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.
"Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır."
Hayvanların uyumak için belirlenmiş bir zamanları vardır, insan da kendisini belli bir zamana alıştırmalıdır, ki bedeninin işlevleri zarar görmesin.
Kralların filozof ve filozofların kral olmasını beklememeli ve bunu dilememelidir. Çünkü iktidarda olmak, aklın muhakeme kabiliyetini ifsat eder.
Banksy
Banksy Eğitim Üzerine (Ruhun Eğitimi-Ahlaki Eğitim-Pratik Eğitim)'i inceledi.
136 syf.
·Puan vermedi
NOT : Bebeklikten çocukluk eğitimine kadar bilgi içeren yararlı bir kitaptır.

NOT : Heyecanlı ve bilgisi sınırlı olan anne ve baba adaylarına önerilir. :)

Daha önceden okumuş olduğum ancak siteye eklemeyi unuttuğum harika bir kitaptı. Aslına bakarsanız ödev yapmaya karşı bir insanım ancak böyle kitabı ödev olarak almış olmaktan dolayı çok sevindim. Çocuk gelişimi hakkında harika bilgileri barındırıyor. Kitabın ince olması ve kullanılmış olan dil " oku beni lütfen " diyor. Bilmediğim bilgilere ulaşmış olmak çok güzel oldu diyebilirim. Hele ki bebeklik döneminde nasıl da yanlış büyütülmüşüz. Çocuk büyütmeye hevesli bilgili anne ve babalar bu kitapta geçenleri okuyunca baaak böyle demiştim diyebilir :) Faydalı bilgiler bulunan bir kitaptı denemek isteyenler için tavsiye edilir :)
56 syf.
Hiç düşündünüz mü, Kant felsefesinin çağları aşmasının sırrı nedir, diye? Kant'ın fikirleri tek şıkta açıklanamaz ve bu fikirler, sanki birbiriyle tezat içindeymiş gibi görülür. İşte sırrı budur onun. Ve sıkı durun, ömrünü Prusya'da geçirmiş olan Kant, hayatının hiçbir döneminde bir demokrasiye ayak basmamıştır.

Bir yandan demokrasiyi bireyin haklarının kalabalıklar tarafından çiğnenecek bir despot yönetim tarzı olarak görür, diğer yandan yine demokrasiyi yazılarında ifade ettiği şekilde, ebedi barış açısından bir teorik gereklilik olarak açıklar. Tüm bu fikirlerin kaynağı, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme, denilen bu harika eseridir.

Fakat Kant'ın BM ve AB gibi organizasyonların temellerini şekillendiren prensipler üzerine düşüncelerinin yer aldığı bu ”Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme” adlı eserde bahsedilen demokrasi, günümüz demokrasisine göre oldukça daha doğrudan, daha 'demokratik' bir demokrasidir. Açarsam saçma olmadığını anlarsınız.

Günümüzde bildiğiniz gibi bir savaş kararı alınırken, halka doğrudan danışılmaz, referanduma falan gidilmez. Bizim adımıza konuşan, biz olduklarını iddia eden yöneticilerimiz tüm kararlar gibi savaş kararlarını da alırlar. Diğer yandan benim de işaret ettiğim, Kant'ın demokratik barış teorisinin (http://en.wikipedia.org/...ocratic_peace_theory), hiç de kusursuz olmadığını, son bir yüzyıl içinde yaşanan pratik bize gösterdi.

Mesela demokrasisiyle övünen A.B.D, son 100 yıllık politik tarihi içinde 39 büyük çaplı ve sayması güç miktarda küçük çaplı silahlı çatışmaya girmiş bir ülkedir ve bu açıdan bakıldığında bir Franco İspanya'sına göre çok daha savaşçı bir ülkedir. Bu mu bize demokrasinin vaat ettiği, diye sorarsak hiç de haksız sayılmayız. Bir de, eğer ABD böyleyse, demokrasi olmayan ve şayet yıkıcı güçleri onun seviyesine geldiğinde, Allah, Çin ve Rusya’nın şerrinden korusun.

Felsefe severlere özellikle, tavsiye ederim.
224 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tam bir Kant ahlakı...Okuduktan sonra gaza gelip tüm ödevlerimi yaptım.Hitlerin faşizminin iç yüzünü yani pozitivizmin acı gerçeğini kavradım ve güzel beyin fırtınaları yaptım.Kişilerin ruh hallerine çözümlemelerinin ek maddelerle desteklenmesi daha doyurucu olmuş.Tebrikler Kant!
224 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Pek çok kez “Kantçılık” dendiğinde araya girip itiraz etsem de yalnızca Kant'a has bir şekilde istemeden de olsa kabul etmek zorunda olduğum bir öğretinin kendisinden söz ediyorum: Kantçılık! Birikimli, birbirinden beslenen veya birbirini yerle bir ederek ilerleyen disiplinlerin ruhuna aykırı olsa da, Kant’ın öğretileri bir okul, bir ekol bazında değerlendirilmeyi hak eden cinsten. Böyle söylerken sadece Kant'ın ayak izlerine basarak yürümeyi ilke edinenleri delil göstermiyorum. Schmid, Beck, Schulze gibi. Ya da Hegel, Fichte, Schelling gibi eleştirmeye yeltenip hakikati Kantçılıkta bulanlar da delil sayılmaz. Fakat Cassier gibi (pek tabi Liebmann, Cohen de cabası) isimlerin çağdaş düşünceyle bağdaştırmak için Kant'ı yine Kant'tan referansla yorumlama çabaları tam da Kantçılık öğretisini ispata yetiyor. Çok da uğraşmadan, 18. yüzyıldan beridir birçok başka öğreti de yine Kant'ın işaret parmağını takip ederek var etti kendisini.

Yine de Kant'ın merhalesini oluşturan meşhur olguculuk konusu varlık gibi zor bir alanla temas edince Kant için söylenecek sözler de hayret verici olabiliyor. Alman idealizminin kurucu babası olan Kant'ı bir çırpıda, birkaç izahla açıklamak mümkün olmadığı gibi bu incelemenin de haddine değildir. Beni aşan bir durumdur. Sadece onun uzun felsefî düşünün bir dönemini dünyanın kökenini anlamak ve açıklamak olduğunu, dolayısıyla Newton, Leibniz gibi sağlam isimlerin teorilerini tanımaya çalışmanın oluşturduğunu; diğer dönemlerinin de farklı periyodlarda eleştiri ahlâkını ve siyasal felsefeye dair uğraşları kapsadığını söylemek yetecektir. Dolayısıyla bu kitabın tek başına bir Kant profili çizmesini beklemek kolaycılık olur. Yine de sadece bir ayağının bu kitapta olacağı Kant öğretisinin genel muhtevası üzerinde konuşma cüretini üstlenmeyi deneyeceğim.

Eleştirinin Kant için önemi en az usa verdiği kıymet kadar derindir. Bir mevzuyu eline alacaksa Kant, onu evire çevire inceleyecek, kendisine göre en makbul sonucu buluncaya kadar çelişkileriyle kelime bazlı oyunlar oynamaya devam edecek. Buradaki oyun, bilimsel metotlara içkin bir oyundur. Çok değil, henüz kariyerinin ilk basamaklarını Leibniz-Wolf sınırında, onları eleştirerek kendi gözünden yorumlamaya başlayan Kant için felsefe, bilginin malzeme olduğu bir uğraştır. Bilginin hükümranlık ettiği bir bilim alanını Hume'suz geçmek Kant için de mümkün olmayan bir durumdur. Hume, Kant’ uykusundan uyandıran kişidir. Duyular ve önsel olarak kavranan iki bilgi alanı mesele olduğunda Kant'ta Hume izleri bulmak çok daha kolay olsa da bütün bilgilerin kaynağını deneyler olarak gösteren Kant (bu ana kadar yine Hume'cudur) buna rağmen deneyin bilginin kaynağı olmak zorunda olmayışını ilan ederek yol ayrımını nazik, edep ve uygun şekilde başarmıştır. Kitap da bu noktada us üzerinde bütün bu yaklaşımların nasıl cereyan ettiğini hakkıyla işlemeye adamış kendisini.

Ide'lerden söz ederken işte bu durumu netleştirir Kant. Duyumsanamayan, duyularla algılanamayan fakat düşünülen, gerçekötesi kavramlar onun için ide sayılır ve ide'ler için salt bir usun çabası yetersiz olan, sonuçsuz ve zaten çabalansa da netice alınamayacak konulardır. Düşüncenin deneyselliğe galip geldiği alanlardır bunlar. Antinomi şeylerdir. Hatta, tarih dediğimiz süreç bu ide'lerden kaynaklanan sürecin kendisidir, der Kant. Hayret vericidir çünkü tarihin tekerrürden ibaret olduğuna inanan bizler için pratik usun kendisine yönelik devrim niteliğinde bir iddiadır bu. Tarih, ide’lerden doğar ve önsel tarih bilgisi de yoktur.
Hal böyle olunca pratik usu eleştirmek öyle çalakalem yapılacak bir iş olmaktan çıkıyor. Temellenmeyen, usun süzgecinden geçmeyen veya idealist felsefeden uzak olmayan görüşler de tasfiye olmuş oluyor. Geriye Klasik Batı düşüncesine önayak olan Kant’ın altmış dört yaşında yazdığı bu metin kalıyor ki, okumadan önce kavramlara ve manalara karşı aklı saf, sorgulayan ve kurcalayan olarak hazırda tutmamız gerekiyor.
Uğur De Molinari
Uğur De Molinari Eğitim Üzerine (Ruhun Eğitimi-Ahlaki Eğitim-Pratik Eğitim)'i inceledi.
136 syf.
Ruhun Eğitimi, Ahlaki Eğitim ve Pratik Eğitim olarak 3 ana başlık altında ele alınmış olan İmmanuel Kant eseridir.

Kant, günümüz dünyasında da dahil olmak üzere insanlık çağının en büyük filozofu olarak kabul görüyor. Buna sebep olan şey de Kant'ın bakış açısı ve getirdiği yorumların insanın(aslında insanın kurduğu sistemin) istediği şey olmasından kaynaklıdır. Bugün dönüp baktığımız zaman hayatın her pratiğinde karşımıza çıkarılan şey Kant felsefesine göre şekillenmiş olan davranış, konu, olgu veya olaylardır. Tabi bu özellikle eğitim alanında kendisini göstermektedir ki Kant bu alanda erdemli eğitim ve ahlaklı eğitim üzerinden yürüyerek akılcılığı sağlamış ve bu tutum aydınlanma çağını adı verilen dönemi başlatan unsur olmuştur.

Kant eğitimi oldukça sınırlandırılmış bir eğitim şekli olduğundan özellikle neyin bilmesi gerekir? konusunda tutumu açık olduğundan bugün ülkemiz de dahil olmak üzere belli bir standart getirilmiştir eğitime. bunun yanında yapılması gerekenler nedir sorusu kant'ın eğitim felsefesinin temel araştırmalarından biridir. ne yapmalıyım? diye düşündürülen birey yine kendini otokontrol yoluyla sınırlayan bireyi yaratmış, ve kant felsefesinin erdem ve ahlak dengesinde kendisine yer edinmiş olacaktır. Kant'ın eğitim konusunda peşine düştüğü sorulardan biri de, ne umut edilebilir? sorusudur. bu yol ile birey toplum içerisinde sistematize edilerek oluşturulmuş olan sınıfsal durumlar içerisinde bireyin idealist fikirlerini nereye kadar götürebileceğini tasarlanmıştır. yani bu bir bakıma kast sisteminin akılla olumlanmasıdır.

evet Kant eğitimde kesin bir iyiliği savunur, Bu akılcı iyilik Cumhuriyetçi fikri de krallar döneminde ortaya çıkarmış ve insanoğlu için bir yol haline dönüşmüştür. Ancak denildiği gibi, cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Kantçı eğitim ve ahlak paradigmaları yıkılmalıdır.

Kitap özelinde söyleyecek olursam eğitim, insan üzerinde hakimiyet kurma, yönlendirebilme kaygılarıyla değil özgürleştirmeyle, fikri serbest bıraktırmakla mümkün olacaktır.

Kant okumak günümüz dünya düzenini çözmeye yarayacak en kolay yol. çünkü her şey bu felsefe yolunda kanalize edilmiş durumda. Kant iyiyi istemiştir ancak insanın, iyinin ötesine geçmesi gerekmektedir.

Kant'ı okuyun ama muhalif olmayı unutmayın. Özgür düşünce orada doğacaktır.
97 syf.
·Beğendi·10/10
SORU ŞU: Ahlak Nedir?
ya da ahlaklı davranış nedir? Bu iki sorunun cevabı da ilk sorunun cevabına çıkar. çünkü 'şu davranış/eylem ahlaklıdır' dediğiniz an aslında bir ahlak anlayışına sahip olduğunuzu temel alarak öyle bir yargıya varıyorsunuz.
Peki ya ahlak Evrensel midir?
Evrensel bir Ahlak Yasasının olduğu ve olmadığı konusunda iki zıt görüş vardır. Evrensel bir Ahlak Yasası var dersek bu objektif/nesnel midir yoksa subjektif/öznel midir gibi bir ayrım açmış aguşunu bizi bekliyordur. Kahramanımız Kant, ödev ahlakını savunur. Ödev ahlakı; erdem etiği ve yararcılık gibi görüşlerin de yer aldığı evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eden teoriler içerisinde ele alınır. Immanuel Kant'ın aklındaki soru: “Ahlaki bir eylem nedir?” Kant’ın bu soruya verdiği cevap genel olarak felsefede özel olarak ise ahlak felsefesinde çok önemli bir yere sahiptir. Kitapta 'Maxim'lerden bahsedilir. Ve aslında insan ahlak için bir araç değildir bir amaçtır.
NOT: devamı yarına çok kötü uyku bastırdı :)
80 syf.
·9/10
https://youtu.be/fn05etT3zd4
Immanuel Kant'ın "Eğitim Üzerine" adlı eserinden faydalanarak bebeklikten itibaren fiziksel, ahlaki, zihinsel eğitim nasıl olmalı sorularına cevap aradık. Bazı konularda Kant'a katılmasam da bugün bile çocukların eğitiminde yapılan bir çok yanlışın devam ettirildiğini göstermesi açısından önemli fikirleri var. Beşik, kundaklama, ödül ve ceza gibi konulara da açıklık getiriyor.
56 syf.
·1 günde
Ütopik olan bazı maddelerinin yanı sıra devletlerin gerçekleştirebileceği maddelerde bulunmaktadır.

Açıkçası bana ütopik gelen en önemli maddesi 'içinde gizli bir savaş çıkarma niyeti olmaması' kısmıdır. Barış için bu gereklidir elbette. Fakat insan karşısındaki insana bile bu niyeti olmadan yaklaşamazken devletlerin bunu başarabileceğine inanmak oldukça iyimser ve idealdir.

Tam bir filozofa yakışır şekilde yani..

Yine de detaylı okuduğunuzda, günümüz modern hukukun ve AB ile BM'nin genel etik kurallarının hangi filozoftan etkilendiğini açık bir şekilde göreceksiniz.

Sonuçta yazılı olan her şey pratik alana uygulanamıyor, bir barış var orada bir yerde duruyor, biz adını biliyoruz ama uygulama da savaşa yeni düşüyor. Kant'ın bu eseri de tam buna örnektir. En azından düşünülmüş, ideal de olsa düşünülmüş olması bile uygulanabilecek olabilme umudunu arttırıyor.

Keyifli okumalar dilerim.. :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.

Yazar istatistikleri

  • 453 okur beğendi.
  • 1.593 okur okudu.
  • 56 okur okuyor.
  • 2.073 okur okuyacak.
  • 35 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları