Immanuel Kant

Immanuel Kant

Yazar
8.3/10
198 Kişi
·
529
Okunma
·
244
Beğeni
·
8.997
Gösterim
Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.
"Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır."
Bizi zengin kılan sahip olduklarımız değil, sahip olduklarımız olmadan ne yaptığımızdır.
Tecrübe bize bir tecrübenin sonuçlarının çok kere beklediğimizden bütünüyle farklı olduğunu öğretmektedir.
Kralların filozof ve filozofların kral olmasını beklememeli ve bunu dilememelidir. Çünkü iktidarda olmak, aklın muhakeme kabiliyetini ifsat eder.
Başkalarının yaptığı hatalardan dolayı öfkelenirsek, onları değil kendimizi cezalandırmış oluruz.
Ve deyiş yerindeyse insana şöyle seslenmiştir: "Çık dünyayı dolaş! Seni iyiye götürecek her türlü eğilimle-yatkınlıkla donattım. Sana düşen bu eğilimleri geliştirmektir. Mutluluğun da mutsuzluğun da sadece ve sadece senin kendi elindedir."
56 syf.
Hiç düşündünüz mü, Kant felsefesinin çağları aşmasının sırrı nedir, diye? Kant'ın fikirleri tek şıkta açıklanamaz ve bu fikirler, sanki birbiriyle tezat içindeymiş gibi görülür. İşte sırrı budur onun. Ve sıkı durun, ömrünü Prusya'da geçirmiş olan Kant, hayatının hiçbir döneminde bir demokrasiye ayak basmamıştır.

Bir yandan demokrasiyi bireyin haklarının kalabalıklar tarafından çiğnenecek bir despot yönetim tarzı olarak görür, diğer yandan yine demokrasiyi yazılarında ifade ettiği şekilde, ebedi barış açısından bir teorik gereklilik olarak açıklar. Tüm bu fikirlerin kaynağı, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme, denilen bu harika eseridir.

Fakat Kant'ın BM ve AB gibi organizasyonların temellerini şekillendiren prensipler üzerine düşüncelerinin yer aldığı bu ”Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme” adlı eserde bahsedilen demokrasi, günümüz demokrasisine göre oldukça daha doğrudan, daha 'demokratik' bir demokrasidir. Açarsam saçma olmadığını anlarsınız.

Günümüzde bildiğiniz gibi bir savaş kararı alınırken, halka doğrudan danışılmaz, referanduma falan gidilmez. Bizim adımıza konuşan, biz olduklarını iddia eden yöneticilerimiz tüm kararlar gibi savaş kararlarını da alırlar. Diğer yandan benim de işaret ettiğim, Kant'ın demokratik barış teorisinin (http://en.wikipedia.org/...ocratic_peace_theory), hiç de kusursuz olmadığını, son bir yüzyıl içinde yaşanan pratik bize gösterdi.

Mesela demokrasisiyle övünen A.B.D, son 100 yıllık politik tarihi içinde 39 büyük çaplı ve sayması güç miktarda küçük çaplı silahlı çatışmaya girmiş bir ülkedir ve bu açıdan bakıldığında bir Franco İspanya'sına göre çok daha savaşçı bir ülkedir. Bu mu bize demokrasinin vaat ettiği, diye sorarsak hiç de haksız sayılmayız. Bir de, eğer ABD böyleyse, demokrasi olmayan ve şayet yıkıcı güçleri onun seviyesine geldiğinde, Allah, Çin ve Rusya’nın şerrinden korusun.

Felsefe severlere özellikle, tavsiye ederim.
224 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Tam bir Kant ahlakı...Okuduktan sonra gaza gelip tüm ödevlerimi yaptım.Hitlerin faşizminin iç yüzünü yani pozitivizmin acı gerçeğini kavradım ve güzel beyin fırtınaları yaptım.Kişilerin ruh hallerine çözümlemelerinin ek maddelerle desteklenmesi daha doyurucu olmuş.Tebrikler Kant!
136 syf.
·7/10
Eğitimde herşey doğru ilkeler tesis etmeye ve çocukların bunları anlayıp kabut etmesine önderlik etmeye dayanır.İnsan ve Tanrısal ceza korkusu yerine kendi vicdanının korkusunu; insanların saygısı yerine öz saygısı ve iç vakarını; söz ve safi dürtüler yerine eylemlerin değerini; duygu yerine anlayış gücünü; kasvetli, ürkek vce kederli adanmışlık yerine neşelilik ve iyi huylu dindarlığı koymasını öğrenmelidirler.
İçimizdeki yasaya biz vicdan deriz.Eğer vicdanı içimizde yargı mercii kurmuş olan Tanrı'nın temsilcisi olarak görmeseydik vicdanın kınamalrı sonuçsuz kalırdı.Cahil insanların vicdanı için ilah, söylemler bir afyon ve üzerinde rahatça uykuya daldıkları bir yastıktır.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Eser genel anlamda düşünceden ve düşünmekten söz etmiş. Düşünceyi meydana getiren şeylerin en temelinden başlayarak nasıl düşünüldüğünü veyahut düşününce yönünün nasıl belirleneceğini dile getirmektedir.

Özü itibariyle eser düşünce kavramını en başından en sona kadar olan başlangıç sürüş ve sonuçlama bölümlerini ele alarak bunlardan söz ederken de nelerin düşünmeye veyahut yanlış düşünmeye engel olduğunu dile getirmektedir.

Üç farklı düşünürün felsefik açıdan düşüncenin farklı yönlerini, oluşumu gelişimi yönü gibi konuları ele almasından oluşuyor. Özetle, düşünme ve düşünceye dair birçok şey felsefik açıdan bu eserde yer alıyor.

Düşünmek isteyen okusun derim :)
136 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Özellikle hayatınızda önemli değişiklikler olduğu veya olacağı zaman okunmalı ve bir baş ucu kitabı olmalıdır. Kitap her yaşa hitap eden kıymetli bir eserdir. Eğitimin önemini insanın eğitimle terbiye edileceğini vurgulamış ve bir çok bilgiye yer vermiştir.
80 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okudum bitirdim ve bunu özellikle vurguluyorum. Bunun sebebi kitabın kısa olmasına rağmen anlattığı şeyler itibariyle 2500 yıllık bir dönemi kritik etmesi.

Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan turuncu serinin ilk kitabı olan bu eser okuduğum felsefe metinlerinin içerisinde kesinlikle farklı bir yere sahip olacak bunun başlıca sebepleri şunlar:

Kantın kendini özne yerine koyup diğer filozoflarla karşılaştırma yapması.
Her karşılaştırma da Sofistlerden başlayarak onların savunduğu görüşlerin tekrar hatırlatılması.
Sokrates ve Platon'a büyük önem verilmesi.
Kantın yazdığı son eseriyle kendi çalışmalarının diğerlerine göre basitliğini açıklaması.
Ve kitaptan benim hiçbir şey anlamamam.

Felsefe ve düşünceyle ilgili herkese öneriyorum demeyi çok isterdim fakat muhtemelen anlamayacak bu kitabı insanların çoğu. Anlayacak zevkine varacak o şanslı azınlıktan biri olmak için tüm felsefe tarihi hakkında fikrim olmasını ne de çok isterdim oysa.

Sözün kısası anlamayacak olsanız bile neyi anlamayacağınızı görmüş olmanız açısından deyim yerindeyse yükte hafif paha da ağır olan kitabı hepinize önermekle çok iyi bir iş yaptığımı düşünüyor ve ..

İyi okumalar diliyorum.
97 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Bu eser ahlak felsefesinin temellerini ortaya koyan en önemli eserlerden biridir. Eseri okumaya başlamadan önce Kant hakkında bilgi sahibi olunması ve ikincil kaynaklardan yararlanılması eserin ve felsefesini anlaşılması için kolaylık olur. Bu kitabı üçüncü kez okuyorum ve dördüncü kez de okuyabilirim. Hala esere tam hakim değilim. Genel manada eserin anlatmak istediği eğer evrensel bir ahlak yasası varsa ki Kant'a göre vardır. Bu evrensel olabilecek olan ahlaki normlar nasıl olmalıdır. Ahlaki normlar amaç için mi yoksa araç için mi olmalıdır. Ahlakı kuralları uygularken neye göre uygulamalıyız. Bu tip sorulara yanıt aramıştır. Ödev ahlakı nedir? İyi İsteme, Buyruk, Koşullu Buyruk Koşulsuz Buyruk bu gibi kavramlara açıklık getirmiştir Kant. Ve son olarak Kant ahlakının temel kaygısı ya da amacı akla uygun davranmak, aklın sesini dinlemek ve bir ödev olarak kendisini ortaya koyan ahlak buyruğuna itaat etmektir.
97 syf.
·118 günde·Puan vermedi
Şu kitabı okuyup anlayan bana da anlatsın arkadaş. Sanki Ferdi Tayfur hayranıyım da kazara bir jazz konserinin ortasına düşmüş gibi hissettim kendimi . Ama inat ettim arada çıkmadım, konserin sonuna kadar bekledim belki bir umut diye.
Neyse anladım ki Immanuel Kant okumaya henüz hazır değilim.
136 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Her öğretmenin hatta her insanın okuması gereken bir kitap. Kant burada insanların küçüğü olan ve yetiştirilme tarzları ile gelecekte toplumlarda boy gösterecek olan çocukların nasıl eğitilmesi gerektiğini anlatıyor.Eğitim çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor ve neler yapılması gerektiği bazen örneklerle bazen de derin felsefi düşüncelerle anlatılmaya çalışılıyor.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Büyük filozof Kant’ın yüzlerce yıl önce oturttuğu temel yokmuşçasına inşa edilmiş bugünkü sisteme baktığımızda utanç duyabiliriz. Kant, antropoloji ve nöroloji insan beyninin esas yoğunlaştığı kısımları çözmeden önce bile fıtratımızı düşünerek çözmüş ve toplumda gerekli olan eğitim sistemini belirlemiştir.
Eğitim önce nesillerin tecrübesini bir sonraki nesle aktarmak için başlar. Doğada hayatta kalma ile bağını koparan insanlık toplum içinde hayatta kalmak için bir önceki nesilden tecrübeyi devralmalıdır. Çocuk aklı ile hatalara düşmemesi için, belirli bir yaşa kadar disiplin içinde olmalı ve bu disiplin içinde dahi kendi aklını kullanmalıdır. Kendisini korumak için uygulanan disiplin içerisinde hem oyun saatinde eğlenerek fıtratını keşfeder, hem çalışma saati aracılığıyla insan ruhunun çalışma ihtiyacını öğrenir ve tadar. Bunlar sonrası artık doğumla birlikte almadığımız bilgi nedeniyle hayvanlardan eksiğimiz tamamlanmış olur ve insan olarak toplumda hayatta kalabilir hale geliriz. Şimdi sıra hayatı yaşamaktır. Öncelikle ahlaki eğitim ve vicdan gelir. Başımızdaki büyük belalar, atom bombası yapacak teknolojiyi kullandığı halde insanlığı düşünmeyen iyi eğitim sahibi kişiler nedeniyledir.
Kant’ın eğitim sisteminde öğretime hala sıra gelmemiştir. Öncelikle eğitim sistemi kişiye özel fıtratı ve yetenekleri açığa çıkarmalıdır. Böylelikle beyin gereksiz bilgileri alma yerine sadece keyif alacağı ve ihtiyaç duyacağı bilgilere odaklanabilir. Gereksiz bilgi olmayışı düşüncenin de önünü açar. Kendi aklını kullanan bir fert olarak özgür bir yaşam sürecektir. Kant’ta bilgi anlayışı hep özgürleştiricidir ve hayata dönük özgürleştirici bilgiye ‘pratik’ denir. İnsan edineceği bilgiyi seçme ve üzerine düşünüp uygulama yetisini öyle bir kazanmalıdır ki, ömür boyu her koşulda öğrenebilir olmalıdır. Hayata atıldıktan sonra da kendi kendinin öğretmeni olur, zira Kant’a göre kişinin kendini geliştirmesi hem ödevi hem de varoluş amacıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Immanuel Kant
Unvan:
Alman Filozofu
Doğum:
Kaliningrad, 22 Nisan 1724
Ölüm:
Königsberg, 12 Şubat 1804
Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 – 12 Şubat 1804 (Königsberg) tarihleri arasında yaşamış olan Alman filozofu. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.

Yaşamı
Kant, eleştirel felsefenin babası olarak kabul edilir. Doğu Prusya'nın Königsberg (Kaliningrad) kasabasında doğdu. Hep burada yaşadı. Üniversite eğitimi sırasında birkaç yıl öğrencilere özel dersler verdi. Eğitimi sırasında Leibniz ve Woolf'dan etkilendi. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersler vermeye başladı. Kant başlangıçta fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1755 yılında "Evrensel Doğal Tarih ve Cennetlerin Teorisi" adlı eserini yazdı. 1770 yılında Königsberg'de mantık ve metafizik kürsüsüne atandı. 1770'den sonra Hume ve Rousseau etkisiyle eleştirel felsefesini geliştirdi.12 şubat 1804'de Königsberg'te öldü.

Felsefesi
Modern felsefenin gelişim seyrine uygun olarak bilgi kuramını ön plana çıkartmıştır. Kant'ın gözünde bilim, liderleri kesin olan ve yöntemleri, ancak Hume'unki gibi felsefi bir kuşkuculuk benimsendiği zaman sorgulanabilen evrensel bir disiplindir. Bilim yansızdır ve nesneldir.

O, felsefedeki ilk ve temel misyonunun bilimi temellendirmek, daha sonra da ahlakın ve dinin rasyonelliğini savunmak olduğuna inanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, hem Descartes'ın rasyonalizminden ve hem de Hume'un empirizminden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak Hristiyan ahlakını savunma çabası vermiştir. O, fenomenal gerçeklikle, yani bizim duyular aracılığıyla tecrübe ettiğimiz dünya ile numenal gerçeklik, yani duyusal olmayan ve hakkında bilgi sahibi olunamayacak dünya arasında bir ayrım yapmıştır.

Kant öğretisiyle bilimsel bilginin olanaklı olduğunu göstererek, Newton fiziğini temellendirir, fakat varlığın genel ilkeleri, Tanrı'nın varoluşu, ruhun ölümsüzlüğü gibi konuları ele alan geleneksel metafiziği olanaksız hale getirir. Çünkü, metafizik alanında, ruh, Tanrı, evren kavramlarını düşündüğümüz zaman, burada duyu-deneyi tarafından sağlanan malzeme bulunmaz. Bilginin iki temel öğesinden biri olan deney, tecrübe öğesi metafizik alanında söz konusu olmadığı için, akıl burada antinomilere düşer. Öyleyse metafizik alanında bilimsel bilgi olanaklı değildir. Bununla birlikte, Kant görünüş-gerçeklik ya da fenomen-numen ayrımını insan varlığına uygulayarak, ahlak olanağını kurtarır.

Yazar istatistikleri

  • 244 okur beğendi.
  • 529 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 808 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları