Oburluk Çağı ((Felsefe Ve Politik-psikoloji Denemeleri))

·
Okunma
·
Beğeni
·
842
Gösterim
Adı:
Oburluk Çağı
Alt başlık:
(Felsefe Ve Politik-psikoloji Denemeleri)
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-604-5541-13-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Yaşadığımız çağın çelişkilerini yansıtan bir resim: sürekli sıkılan ve yeni oyuncaklar talep eden obur büyükler ile hiç oyuncağı olmayan, zamanından önce büyümüş aç çocuklar. Aynı dünyada bambaşka hayatlar; vitrindekiler ve çöplüktekiler... Bu resim, Oburluk Çağı’nın hareket noktası.

Yıldız Silier, geniş bir okur kitlesinin beğenisini kazanan Özgürlük Yanılsaması’ndan sonra, okurların karşısına yine çok ilginç bir kitapla çıkıyor. Silier, edebiyatın olanaklarıyla beslenen, sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı kitapta, önce Kafka’nın bir öyküsünden yola çıkarak, otoriteye itaatin nedenlerine, özgürlüğü engelleyen içsel korkulara değiniyor, “hayatın anlamı”na dair soruları ele alıyor.

Ve yeni sorulara cevaplar arayarak ilerliyor:
Mutluluk fetişizmi bireyselliğin gelişmesini nasıl engelliyor ve bireyciliği nasıl körüklüyor? Kant, Marx, Mill ve Sartre’dan ilham alarak eleştirel ve nesnel ahlaki değerlerin kavramsal çerçevesini oluşturabilir miyiz? Marx’ın yabancılaşmanın aşılması hedefiyle, varoluşçuların sahicilik özleminin temelinde hangi farklı bireysellik anlayışları yatıyor? Postmodernizm, farklı “akıl” ve “ilerleme” kavramlarını birbiriyle karıştırarak, kapitalizmin yol açtığı yıkımları nasıl Aydınlanma’ya yüklüyor? Tarih içinde kadınların ana tanrıçalıktan paryalığa düşmesi ve "evcilleştirilmesi" nasıl gerçekleşti? Annelik deneyimlerinin, “annelik ideolojisi”nin kısıtlayıcı etkisinden kurtulup özgürleştirici bir potansiyel içermesi mümkün mü? Narsist bireylerin, özgürlüğü kuralsızlık ve sınırsızlıkla ilişkilendirmesiyle, tüketimciliğin oburluğu erdem haline dönüştürmesi arasında nasıl bir bağlantı var? Dünyayı yöneten şirketlerin, insanları da kendi suretlerinde biçimlendirmesiyle, “deforme” olmuş bireylerin kaynağındaki “irrasyonel” sistem nasıl doğallaştırılıp görünmez hale getiriliyor?
192 syf.
·6 günde·10/10
Anlaşılabilir bir dille oldukça açıklayıcı ve sohbet havasında yazılmış denemelerden oluşuyor kitap. En sevdiğim bölümler "Mutluluk Fetişizmi" ve Annelik ve kadının rolü ile ilgili olan bölümlerdi. Kesinlikle ufkumu açtığını söylemeliyim.
O kadar cümlenin altını çizdim o kadar not aldım ki abartıp ders çalışır gibi okuduğumu farkettim. Ara ara da keşke dersini de dinleyebilsem böyle dedim. kitaptaki sohbet havasından yola çıkarak ders anlatımının da oldukça renkli olduğunu düşündüm.
Felsefe ve psikoloji kitabı okumayı sevenler dışında bir de okumak isteyip cesaret edemeyen veya nereden başlayacağını bilemeyenler için iyi bir başlangıç olabilir.
192 syf.
·23 günde·Beğendi·8/10
Günümüz toplumunu düşünmeye sevk eden bir kitap. Gerek yapılan alıntılar gerekse (yer yer
) karşımıza çıkan objektiflik olsun, okumaya değeceğini düşünüyorum. Apolitik düşünce tarzımdan dolayı felsefe ve psikoloji kısımları daha çok ilgimi çekti ve bu bölümleri okumaya değer buldum.
192 syf.
·121 günde·Beğendi·10/10
Bugün sizlerin huzuruna çok ama çok sevdiğim bir kitapla çıkıyorum. Kütüphanede şans eseri bulduğum ve merak ederek aldığım bir kitaptı. İyi ki de alıp okumuşum
Yıldız Silier tarafından yazılan bu kitap bizlere birçok felsefi, politik ve psikolojik konu hakkında, birçok bilgiyi sunuyor. Sunum tarzı o kadar sürükleyici ve etkileyici durumda ki çoğu yeri sık sık okudum. Felsefe ve psikoloji ile ilgilenmeyen birisi bile rahatlıkla bu kitabı anlayacaktır. Günümüz çağına da çok güzel eleştiriler, mesajlar var. İçinde en sevdiğim kısım "Mutluluk Fetişizmi" oldu. Gerçekten günümüz dünyasının temsili... Bu tür kitapları okumayı sevenler için oldukça güzel bir deneyim olacaktır, tavsiye ediyorum. Felsefeden gözü korkan bir insan bile okuduğunda felsefeye bir adım daha yaklaşacaktır, hatta düşünceleri hayatında uygulamaya başlayacaktır şahsi fikrime göre
Hepinize musmutlu, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum. Hoşçakalın, kitaplarla kalın güzel insanlar ❤
192 syf.
·119 günde·Beğendi·10/10
"Bütün bunlara* sahip olan birisinin kendisiyle barışık olacağı ve iç huzura ulaşacağını varsayabilir miyiz? Hadi, şeytanın avukatlığını yapalım. Yukarıda saydığımız her şeye sahip olan birisi bile tatminsiz, hırslı, "mutsuz" olamaz mı? Belki de mutluluk sahip olduklarımızın kapsamıyla değil, onların değerini biliyor olmakla ilgilidir. Başka bir deyişle, ne olduğumuzun değil, kendimizi nasıl gördüğümüzün, hayata karşı nasıl bir tavır takındığımızın türevidir. Eğer böyleyse, mutluluğun nesnel koşullarından çok öznelliğini vurgulamamız gerekir. Dışarıdan çok yoksul ve yoksun gözüken birisi bile aslında mutlu olabilir ya da iç huzura sahip olabilir." (s.46)

Silier, kitabının bu kısımında bir yandan içsel huzurun mutlulukla bağının olduğuna dikkat çekerken, bir yandan da mutluluğun dış devrim (otoriteye itiraz, başkalarının mağduriyetine karşı harekete geçme...) yerine iç devrim (içsel huzur)da aranmasının kapitalizmin 'ne sistemi değiştirmenin, ne de dışında kalmanın mümkün olduğu' felsefesinin bir yansıması olarak ortaya konduğunun, öznelerin pasifleştirmeye çalışıldığının altını çiziyor zannımca.
Ben ise bu görüşlerin bir sentezini yapmak istiyorum: Belki de mutluluk dediğimiz, içsel devrimi gerçekleştirip koruyarak dış devrim sürecine katkıda bulunmaktır: Bir başka deyişle, kendini anlamı ve amacı olan bir hayata adarken aynı zamanda da, öz şefkat ve etki gücümüzün farkına varıp ruh sağlığımızı koruyarak yaşamaktır. Belki de böyle düşünerek, başkalarının acılarına ve haksızlıklara duyarsız kalıp kendimize ve dünyaya yabancılaşmaz, çözüm ve itiraz sürecine kendimizi yok edici bir özyıkım sürecine girmeden katkıda bulunabiliriz. Özetle, iç ve dış devrimin birbirini beslediği bir hayatın, kişiye kendini mutlu, tatmin ve anlamlı hissettireceği kanısındayım.

*(bir önceki paragrafta bahsedilen "nesnel" mutluluğun bileşenleri olan sağlık, para, aşk, iş ve arkadaşlık -> (kendi notum))
192 syf.
·Beğendi·9/10
Yıldız hanıma buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Kendisi kitabında okuyucu yorumlarını gördüğünde çok mutlu olduğunu belirtmişti. Günümüzün mutlu yaşa mutlu ol ilkesini kırıp her insan mutlu olmak zorunda mı sorusunu yönelterek farklı bakış açılarını çarpıştırması çok hoşuma gitti.
Bu arada umarım bebekten sonra da yazmaya vakit bulabilirsiniz ?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oburluk Çağı
Alt başlık:
(Felsefe Ve Politik-psikoloji Denemeleri)
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-604-5541-13-2
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Yaşadığımız çağın çelişkilerini yansıtan bir resim: sürekli sıkılan ve yeni oyuncaklar talep eden obur büyükler ile hiç oyuncağı olmayan, zamanından önce büyümüş aç çocuklar. Aynı dünyada bambaşka hayatlar; vitrindekiler ve çöplüktekiler... Bu resim, Oburluk Çağı’nın hareket noktası.

Yıldız Silier, geniş bir okur kitlesinin beğenisini kazanan Özgürlük Yanılsaması’ndan sonra, okurların karşısına yine çok ilginç bir kitapla çıkıyor. Silier, edebiyatın olanaklarıyla beslenen, sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı kitapta, önce Kafka’nın bir öyküsünden yola çıkarak, otoriteye itaatin nedenlerine, özgürlüğü engelleyen içsel korkulara değiniyor, “hayatın anlamı”na dair soruları ele alıyor.

Ve yeni sorulara cevaplar arayarak ilerliyor:
Mutluluk fetişizmi bireyselliğin gelişmesini nasıl engelliyor ve bireyciliği nasıl körüklüyor? Kant, Marx, Mill ve Sartre’dan ilham alarak eleştirel ve nesnel ahlaki değerlerin kavramsal çerçevesini oluşturabilir miyiz? Marx’ın yabancılaşmanın aşılması hedefiyle, varoluşçuların sahicilik özleminin temelinde hangi farklı bireysellik anlayışları yatıyor? Postmodernizm, farklı “akıl” ve “ilerleme” kavramlarını birbiriyle karıştırarak, kapitalizmin yol açtığı yıkımları nasıl Aydınlanma’ya yüklüyor? Tarih içinde kadınların ana tanrıçalıktan paryalığa düşmesi ve "evcilleştirilmesi" nasıl gerçekleşti? Annelik deneyimlerinin, “annelik ideolojisi”nin kısıtlayıcı etkisinden kurtulup özgürleştirici bir potansiyel içermesi mümkün mü? Narsist bireylerin, özgürlüğü kuralsızlık ve sınırsızlıkla ilişkilendirmesiyle, tüketimciliğin oburluğu erdem haline dönüştürmesi arasında nasıl bir bağlantı var? Dünyayı yöneten şirketlerin, insanları da kendi suretlerinde biçimlendirmesiyle, “deforme” olmuş bireylerin kaynağındaki “irrasyonel” sistem nasıl doğallaştırılıp görünmez hale getiriliyor?

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Tuğba Tülüoğlu
  • Yağmur Baytar
  • Cihan Yılmaz
  • Atakan Soydar
  • Burcu Malkoç
  • Aykutalp Avşar
  • Fatih Bozlar
  • Umut Bayındır
  • Burcu
  • Orion13

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (9)
9
%30.8 (8)
8
%19.2 (5)
7
%7.7 (2)
6
%3.8 (1)
5
%3.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0