Aristoteles

Aristoteles

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0
1.678 Kişi
okuyor-dolu
7,2bin
Okunma
v3_begen_dolu
1.160
Beğeni
goz
24,4bin
Gösterim
Tam adı
Aristo
Unvan
Filozof, Felsefe Tarihçisi
Doğum
Stagira
Ölüm
Halkis
Yaşamı
Aristoteles ya da kısaca Aristo (Yunanca: Ἀριστοτέλης Aristotelēs; Eski Yunanca /aristoˈtelɛːs/; Yeni Yunanca /ˌaris̩toˈteʎis̩/) Antik Yunan filozof. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir. Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle M.Ö. 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u, ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. M.Ö. 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl M.Ö. 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder.
86 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Atina'nın Yaklaşık 300 Yıllık Siyasi Tarihi: Atinalıların Devleti
Not: Aşağıdaki incelemede, yaşamış en bilgili insanlardan biri olan Aristoteles’in eseri ekseninde Antik Yunan zamanlarına bir yolculuk gerçekleştireceğiz. Bu kez edebiyat, mitoloji ve felsefe ağırlıklı değil, politika ağırlıklı olacak. Ve sadece kitaba dair değil, filozofun hayatına, felsefesine ve eserlerine de uzanan bir inceleme olacak aynı zamanda. Başlıklara ayırma sebebim, ilginizi daha fazla çeken başlıklara yönelmeniz içindir. Elbette bir bütün olarak okumak isteyenler de olacaktır. Şimdiden vakit ayıracak olan herkese teşekkür ederim. “İnsanlar doğal olarak bilmek isterler.” - Aristoteles 1. Aristoteles Kimdir?
Platon
Platon
’un en parlak öğrencilerinden biri olarak bilinen
Aristoteles,
Aristoteles,
ilkçağ felsefecileri arasında en büyük isimlerden biridir şüphesiz. M.Ö. 384'de Makedonya'nın Stageria'da kentinde doğdu. Aristokrat bir ailede büyüyen ve sayısız alanda ders gören Aristoteles, küçük yaşlarda annesi ve babasını kaybetti. 17 yaşında girdiği Platon'un okulunda 20 yıl aralıksız eğitim gördü ve burada öğrendikleri daha sonra kendi okullarını kurmasını sağladı. Aristoteles, bir tiran olan Hermias ve dünya tarihine yön veren devlet liderlerinden Büyük İskender’in de öğretmenidir aynı zamanda. Antik Yunan'da özgür bir düşünce ortamı bulunduğu için birçok felsefe akımı doğmuş ve gelişmiştir fakat buna rağmen zaman zaman felsefe tarihine geçecek ikonik olaylar da yaşanmıştır. Bunlardan en önemlisi şüphesiz
Sokrates
Sokrates
'in dinsizlikle suçlanarak idama mahkum edilmesidir. Hocası Sokrates'i ölümsüzleştiren
Platon,
Platon,
eserlerinde onun diyalogları üzerinde durmuş ve
Sokrates'in Savunması
Sokrates'in Savunması
adlı eseriyle de antik bir başyapıta imza atmıştır. Aynı şeyi yine Sokrates'in öğrencilerinden olan ve
Anabasis
Anabasis
'in yazarı olarak tanıdığımız filozof
Ksenophon
Ksenophon
da yapmıştır. O da bazı eserlerinde hocasını konuşturmuş ve yine o da Sokrates'in Savunması adlı bir eser kaleme almıştır. Bu ek bilgilerin ardından Aristoteles'in de benzer bir durumla karşı karşıya kaldığını söylemek mümkün. Atinalı olmamasına rağmen ömrünün birçoğunu Atina'da geçiren Aristoteles, M.Ö. 323'te Makedon karşıtlarının iktidara gelmesinin ardından hedef haline getirilmiş ve yazdıkları üzerinden dinsizlikle suçlanmıştır. Bunun üzerine Aristoteles'in felsefe tarihine geçen şöyle bir cümle söylediği rivayet edilir: "Atinalıların felsefeye karşı ikinci bir suç işlemelerini engelleyeceğim."
Sokrates
Sokrates
'e atıfta bulunan Aristo, şehirden ayrılmasının gerekçesi olarak bağnaz insanlar tarafından öldürülmek istemediğini açıkça belirtmiştir. Fakat kalbi kırıktır yine de. Atina'dan, onu
Aristoteles
Aristoteles
yapan şehirden uzaklaşmak zorunda kalmak onu bir hayli üzer. Aynı yıl hem Büyük İskender hem de Aristoteles ölür. 2. Kurduğu Okullar ve Felsefesi Üzerine: “Halk yığınları aldatıldıkları zaman kendilerini kötü şeyler yapmaya özendirenlere karşı kin besler.” Khalkedonlu (günümüzde Kadıköy) Ksenokrates ile birlikte Assos'ta (günümüzde Çanakkale sınırları içinde) ilk okulunu açan filozof burada tam 3 yıl öğrencilerine eğitim verdi. Ardından Mytilene'ye döndü ve
Theophrastos
Theophrastos
'la birlikte orada da bir felsefe okulu kurdu. Burada biyolojiye de merak sardı ve hocası
Platon
Platon
'un aksine ruh ve beden kavramlarını farklı açılardan ele aldı. Ruhun bedenin biçimi olduğunu, bedenin ise ruhun maddesi olduğunu, ikisinin farklı şeyler olmadığını, birlikte bireyi oluşturdukları fikrini ortaya attı ve bunu destekleyici çalışmalarda bulundu. Atinalı olmaması ve Atina ile Makedonya'nın siyasi olarak aralarının açılması sebebiyle Yunanistan topraklarından ayrılmak zorunda kalan Aristoteles, 12 yıl sonra Atina'ya döner ve tıpkı Platon’un Akademia’yı kurması gibi, Aristoteles de “Lykeion” ismini verdiği bir başka okul kurar. Zengin bir kütüphanesi olan okulda öğrencilerine dersler verir. Düşünceleri ve eserleriyle Müslüman ve Hristiyan dünyasını en çok etkileyen filozoflardan biri olur. Ek olarak, hocası Platon’un aksine akılcılığı değil, deneyciliği savunur ve bilimsel düşünceyi başlatır. Dil, felsefe, fizik, biyoloji, siyaset felsefesi, kimya, etik, retorik, bilim felsefesi, şiir sanatı, mantık, zooloji, psikoloji, botanik gibi birçok farklı alanda eserler kaleme alan Aristoteles, adı geçen bütün dalların kurucu metinlerine imza atan ve ününü binlerce yıl öteye taşıyan büyük bir kişiliktir. 3. Eserleri Hakkında Kısaca: “Dolayısıyla hoş şeyler şimdi algılanan, geçmişten anımsanan ya da gelecekte umut edilecek şeyler olmalıdır, çünkü şimdiyi duyar, geçmişi anımsar ve geleceği umut ederiz.” (
Retorik
Retorik
adlı kitabından) Bilgileriyle çağlar öncesinden gelerek günümüz dünyasını aydınlatmaya devam eden
Aristoteles
Aristoteles
aynı zamanda eserleri en çok korunmuş olan antik filozoflardan biridir. M.S. 3. yüzyılda
Diogenes Laertios,
Diogenes Laertios,
Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri
Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri
” isimli kitabında Aristoteles’in eserlerinin tümünün 440 bin satırdan oluştuğunu söylemiştir. Totalde kaç kitap olduğunu net olarak bilemesek de, günümüze kadar gelen kitaplarının sayısının 47 olduğunu biliyoruz. Fakat antik çağlardaki “kitap” kavramının, bir kitabın içinde yer alan “bölüm” olarak da kullanıldığını belirtmekte yarar var. Bu sebeple tamamı basıldığında elbette bu rakam 47’nin de altına düşmektedir. Aristoteles’in birçok farklı alanda yazdığını söylemiştim yukarıda. Şiir sanatı üzerine düşüncelerini merak edenlerin
Poetika
Poetika
’yı okuması gerekir. Oğlu Nikhomakhos için yazdığı ve onun adını verdiği “
Nikomakhos'a Etik
Nikomakhos'a Etik
” de yine adından anlaşıldığı üzere etik kavramı üzerine bir yapıttır.
Retorik
Retorik
isimli kitabında ise güzel konuşma üzerinde durur Aristo ve bunun bir sanat olduğunu ifade eder. Antik Yunan’da eğitimin ana temellerinden birinin güzel konuşma olduğunu bildiğimiz için, döneminde okullarda okutulan bir kaynak olduğunu tahmin etmek zor olmaz elbette.
Metafizik,
Metafizik,
Aristoteles’in en zor okunan yapıtlarından biridir. Yaklaşık 2300 yıl önce kaleme alınan bu eserin günümüz fizikçileri tarafından hâlâ büyük bir dikkatle okunuyor olması hem eseri hem de Aristoteles’i ölümsüzleştiren noktalardan biridir.
Ruh Üzerine
Ruh Üzerine
isimli kitabında ruh ve beden kavramlarını detaylıca çözümlemiş,
Ekonomi
Ekonomi
’de ekonomi kavramı üzerine düşüncelerini dile getirmiştir.
Ksenophon
Ksenophon
'un
İktisat Üzerine
İktisat Üzerine
adlı eseriyle (incelemesi için bakınız: #146255185) birlikte antik çağda bu konu üzerine yazılmış en etkili eserlerden birine imza attığını söylemek mümkündür.
Politika
Politika
’da ise siyaset felsefesi üzerine düşüncelerini açıklayan filozofun adını anmadığım daha birçok kitabı mevcuttur. Politika’nın içinde sayılabilecek eserlerinden biri de
Atinalıların Devleti
Atinalıların Devleti
'dir. 4. Siyaset Felsefesine Giriş ve Aristoteles: “Arkhon göreve gelir gelmez, bir tellal vasıtasıyla, makamına geçmeden önce kim nelere sahipse makamından ayrıldığında da onlara sahip olmaya devam edeceğini duyurur.” Siyaset Felsefesi, tıpkı diğer felsefe türleri gibi Antik Yunan’da doğmuş ve gelişmiştir.
Platon
Platon
'un
Devlet
Devlet
'i ve
Aristoteles
Aristoteles
'in
Politika
Politika
'sı ile başlayan süreç binlerce yıla yayılmıştır. Günümüzde de siyaset ve felsefe üzerine bilimsel çalışmalar yürütülmektedir. Fakat mavcut dünya devletlerinin çıkarcılığı her şeyden üstte tutması sebebiyle hiçbir şekilde uygulanamayan bir düşler topluluğu haline geldiğini ve özünde bir ütopyayı temsil ettiğini de söylemek mümkündür. Nitekim "Devlet" de "Politika" da ilk ütopik eserler arasında gösterilir.
Thomas Hobbes
Thomas Hobbes
’un "
Leviathan
Leviathan
"ı,
Jean-Jacques Rousseau
Jean-Jacques Rousseau
'nun "
Toplum Sözleşmesi
Toplum Sözleşmesi
" adlı kitabı,
Karl Marx
Karl Marx
ve
Friedrich Engels
Friedrich Engels
'in birlikte yazdıkları "
Komünist Manifesto
Komünist Manifesto
" isimli eseri siyaset felsefesi üzerine modern dünyamız için verilebilecek örneklerden yalnızca bazılarıdır. Fakat hiçbir düşünürün ve filozofun eserinin
Aristoteles
Aristoteles
’in binlerce yıl önce yapmaya çalıştığı projeden daha kapsamlı olmadığı biliniyor. Aristoteles,
Diogenes Laertios
Diogenes Laertios
’un aktardığı bilgiye göre tam 158 devlet yönetimini tek tek ele almış ve uzun uzun yazmıştır. Bunlardan en kapsamlısı ve ilki olan Atinalıların Devleti’dir, geri kalanı ise ne yazık ki kayıptır. 5. Atinalıların Devleti’nin Bulunma Macerası: "...az sayıdaki yetkili, para ve bağışlarla kalabalıklardan daha kolay yozlaşarak satın alınabilirler." (sayfa 47) Aristoteles’in 1891 yılına dek kayıp olan yapıtı
Atinalıların Devleti,
Atinalıların Devleti,
o yıl bir tesadüf sonucu ortaya çıkarıldı. Bulunma macerası ise
Bakkhylides
Bakkhylides
'in "
Bütün Şiirleri ve Fragmanları
Bütün Şiirleri ve Fragmanları
" kitabının bulunmasına (incelemesi için bakınız: #152790149) bir hayli benziyor. İngiltere’de bulunan ve dünyanın en ünlü müzelerinden biri olan British Museum’da 1891’in şubat ayında bir keşif yapılır. Müzeye ne zaman ve kim tarafından getirildiği bilinmeyen bir papirüs parçasında Aristoteles’in en temel yapıtlarından biri olan Atinalıların Devleti yazılıdır. Daha sonra ise bu papirüsün Mısır'dan getirildiğine dair söylentiler dolaşır. 4 farklı el yazmasıyla yazılan bu papirüs parçasının M.S. 78-79 yıllarına ait olduğu ortaya çıkarılır çünkü arka tarafından o yıllara ait bir çiftlik hakkında bilgiler mevcuttur. Aynı yıl, Frederic G. Kenyon tarafından okunan ve editörlüğü yapılan eser, nihayet okuyucuyla buluşacak bir hale gelir. Kitapta bulunan kimi eksiklikler ise günümüze kadar yazılmış olan başka eserlerde bu eserden kullanılan alıntıların taranması sonucu giderilir ve "
Atinalıların Devleti
Atinalıların Devleti
" kusursuza yakın bir şekilde ortaya çıkar. Yalnızca ilk sayfada yer alan kayıp kısım ise dipnot ile tamamlanır. Aslında kitabın Roma ve Bizans dönemlerinde mevcut olduğu da bilinen bir gerçektir. Romalı devlet adamı ve filozof
Marcus Tullius Cicero
Marcus Tullius Cicero
’nun kütüphanesinde bulunan Atinalıların Devleti hakkında Cicero çalışmalar yapmış ve eserin büyüklüğü karşısında şaşkınlığını da dile getirmiştir. Antik Romalı yazar ve tarihçi
Plutarkhos
Plutarkhos
da Cicero’nun kütüphanesinden bu eseri ödünç alarak
Solon,
Solon,
Theseus,
Perikles
Perikles
ve Nikias gibi Atinalı devlet adamları hakkında biyografiler hazırlarken yararlanmıştır. Eserin Bizans döneminde de yer aldığı ve okunduğu biliniyor olsa da, onlardan hiçbir kopya günümüze ulaşamamıştır. Neyse ki 1891’de düşünce dünyası bu kıymetli esere yeniden kavuşabildi. 6. Atinalıların Devleti Ne Anlatır? “Arkhonlar kayanın üzerine çıkarak, görevlerini adilce ve yasalara uygun olarak yapacaklarına, kendilerine mevkileri yüzünden verilecek armağanları kabul etmeyeceklerine ve herhangi bir armağan kabul ederlerse altın bir heykel yaptıracaklarına dair yemin ederler." (sayfa 63) Siyeset felsefesinin ana unsurları arasında bir devletin nasıl olması gerektiği, devleti kimlerin yönetmesi gerektiği, devleti yönetenlerin egemenliği ve devlet ile bireyin ve toplumun arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği gibi konular yer alır.
Aristoteles
Aristoteles
’in siyaset felsefesi de bu ölçüttedir ve
Politika
Politika
’da detaylarıyla okunabilir. "Atinalıların Devleti"nde ise var olan ve geçmişte kalmış olan rejimlere yönelik bir çalışma yürütür Aristo ve detaylarıyla Atina’nın siyasi tarihini ortaya çıkarır. Aristo, M.Ö. 594 yılından başlayarak, kitabını yazmaya başladığı yıl olarak bilinen M.Ö. 328’e kadarki Atina şehir devletinin yönetim biçimlerini ve yöneticilerini ele alıyor. Girilen savaşları, yöneticilerin icraatlarını ve halkın hangi koşullarda yaşadığını tek tek aktararak büyük bir işe imza atıyor. Aynı zamanda tarihi bir belge olarak da okunabilecek olan Atinalıların Devleti, bizleri binlerce yıl önceki devlet şekillerini görmemiz için uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Dikkat çeken unsurlardan birisi şüphesiz Atina’nın yönetiminin sürekli olarak el değiştirdiği ve bir istikrar sağlanamadığı. Siyaset felsefesiyle ilgilenenlerin de bildiği üzere, istikrarsız bir devletin gelişmesi daha yavaş olur ve anlatılan tarihlerde Atina’nın bu durumu sıkça yaşadığını görüyoruz. Oligarşi, demokrasi, aristokrasi, monarrşi, ditatörlük gibi çok farklı yönetim şekillerinin art arda gelip gidiyor olması, Atina’nın çevresinde egemen güç olmasını engellemiş ve devlet kendisini sık sık savaşların ortasında bulmuştur. Modern dünyadan da tecrübe ettiğimiz üzere yine bu durumun en kalıcı etki bıraktığı nokta ise tartışmasız bir şekilde halktır. Adeta oyuncağa dönen Atina halkının olan bitenleri izlediği ve ayak uydurmaya çalıştığını gözlemliyoruz. Oligarşiye geçiş, tiranlık dönemleri, yeniden demokratik bir yönetim anlayışının gelmesi ve ardından yine tiranlık ve oligarşik yönetimlerin üst üste Atina’ya egemen olduğunu görüyoruz.
Solon
Solon
haricinde Aristoteles’in en çok üzerinde durduğu dönemler arasında ise Drakon dönemi, Peisistratos ve oğullarının tiranlık dönemleri, Kleisthenes yönetimi ve tabii ki en çok bilinen Antik Yunan simalarından Perikles ve Ephialtes dönemleri. Devlet adamlarının nasıl niteliklere sahip olmaları gerektiğine dair de birçok alıntı ve cümleyle karşılaştığımız kitapta, binlerce yıl önce rüşvetle nasıl mücadele edildiğine de tanıklık ediyoruz. "Arkhon" adı verilen yöneticilerin taşıması gereken özellikler ve yapmamaları gereken şeyler yasalarca belirlenir ve yapmaları halinde ise cezalarla karşılaşırlar. Eserde anlatılanlar arasında vatandaşlık hakları, meclislerin oluşturulması ve üyelerin seçilmesi, insanların hukuk önünde nasıl yargılanmaları gerektiği, yargıçların tarafsızlığı gibi konular da bulunuyor. Atina’nın birçok açıdan günümüz devletlerinden daha iyi zamanlar geçirdiğini okuyarak şaşkınlığımızı gizleyemesek de, zaman zaman oldukça baskıcı rejimlerin yönetimde bulunduğunu da görüyoruz. Hemen her şekilde yönetildiğine tanıklık ettiğimiz Atina, günümüzde Yunanistan toprakları içinde bulunmaya ve başkentlik yapmaya devam ediyor. Dünya medeniyetinin en fazla bilim, felsefe, sanat üreten şehri olma unvanını da büyük bir gururla taşımaya devam ediyor elbette. Arkhon, Bule, Apodektes, Logistes, Tiran gibi daha birçok terimle karşılaştığımız anlatıda Aristoteles kendinden önceki birçok tarihçi, şair ve yazardan da esinleniyor elbette. Bunlar arasında belki de en önemlisi "
Tarih
Tarih
" isimli kitabıyla bildiğimiz
Herodotos
Herodotos
’tur. Aynı zamanda bir şair olan
Solon
Solon
’un dizelerinden (bakınız:
Şiirler
Şiirler
Antik Yunan’ın diğer tarihçileri
Thukydides
Thukydides
ve Theopompos’un yazdıklarından da yararlanıyor. 7. Atatürk ve “Fatih” Kalibresinde Bir Devlet Adamı: Solon “Bütün toprak bir azınlığın elindeydi ve toprağı işleyenler kirayı ödeyemediklerinde çocuklarıyla birlikte köle oluyordu. Halkın koruyucusu ilk devlet adamı Solon’un zamanına kadar, borçlular alacaklılara kendi bedenlerini rehin olarak göstermek zorundaydı.” (sayfa 2) Toplamda 69 madde şeklinde yazdığı kitabını 18 farklı başlığa ayırıyor
Aristoteles
Aristoteles
ve ilgili konu başlıklarıyla bahsi geçen dönemlere detaylıca eğiliyor. En çok üzerinde durduğu dönemlerden biri
Solon
Solon
’un dönemidir. Bir devlet adamı olmasının yanı sıra entelektüel bir kişiliktir Solon ve klasik devlet adamlarından bu şekilde ayrılmayı başarır. Yazdığı şiirlerin büyük bir kısmı da yine devlete ve halka dair pasajlardan oluşur. Solon, azınlığın iktidarına karşıdır. Peki ne anlama gelmektedir bu? Zengin kısmın azınlığı oluşturduğu Atina toplumunda geriye kalan kısmın ezilmesine göz yummaz ve zengin kesime şu sözlerle seslenir: “Bütün nimetlere fazlasıyla doymuş olan sizler yüreğinizdeki taşkınlığı dizginleyerek kibrinize gem vurun.” (Solon) Onlara kibirden uzak durmaları gerektiğini, zaten refah içinde yaşadıklarını ve fazlasını arzulamamalarını öğütler. Nispeten daha fakir kesimi aşağılamamalarını ve onların da halkı oluşturan bireyler olduklarını ifade eder. Solon bu yönüyle hümanist bir devlet adamı rolüne bürünür ve yayımladığı Solon Yasaları’yla birlikte de Atina devletinin en önemli dönem noktalarından birine imza atar. Halkın refahı ve çıkarlarını her şeyin üzerinde tutar Solon. Yönetime gelir gelmez, tepkilere göğüs gererek bütün borçları siler ve tiran olmayı reddeder. Yönetimi kullanarak kendisine çıkar sağlamaz ve yalnızca bireyi ve toplumu ilgilendiren çalışmalar yapar. Solon Yasaları, yüzyıllarca yürürlükte kalır ve Atina önceki liderlere oranla daha iyi bir şekilde yönetilir. Fakat Solon’un Mısır’a gitmesi ve sonrasında gelişen olaylar onun iktidarda düşmesine sebep olur. Özetle Solon’un devrinin çok ötesinde bir lider olduğunu ve Türk tarihinden
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
ve Fatih Sultan Mehmet kalibresinde bir adam olduğunu söylemek mümkündür. Bir devletin başına gelebilecek en iyi şeylerden biridir iyi bir siyasi lidere sahip olmak. Tarihimizde ne yazık ki böyle yüksek donanımlı çok fazla isim yok. Atina’yla ortak yönümüz de burası. Solon’un dahi bir adam olması ve önünün kesilmesi pek tabii Atina’nın geleceğine de büyük etkisi olmuştur. 8. Son Söz: Filozof ve yazar
Bryan Magee
Bryan Magee
’nin “Herhangi bir insanın onun kadar bilgili olduğu şüphelidir,” dediği Aristoteles’i sadece felsefeye gönül vermiş olanlar değil, okumayı seven her bireyin tanıması elzemdir. Birçok konuda eser yazmış olan Aristoteles’i okumaya ilginizi çeken herhangi bir eserinden başlayabilirsiniz. Keyifli okumalar diliyor ve sözlerimi
Solon
Solon
’un dizeleriyle bitiriyorum: “Ayrıcalıklarını ne azalttım ne de arttırdım, Halka kendisine yetecek kadar pay verdim. Güçlü olup zenginlik içinde yüzenlerin de Hak ettiklerinden fazlasını almalarını engelledim. Kalkanımı iki kesime karşı yüksek tutarak, hiç kimsenin Diğerine haksız yere üstünlük sağlamasına izin vermedim.” (sayfa 13)
Atinalıların Devleti
Atinalıların Devleti
Aristoteles
Aristoteles
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0/10 · 750 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
120 syf.
·
Puan vermedi
Atinalıların Devleti
Kitabın tümü hakkında konuşmaya kalkışmayacağım çünkü bu kitap bir felsefe kitabı değil tarih kitabı,tarih eleştirmenliği yapabileceğimi düşünecek kadar kibirli değilim.Yalnızca seçtiğim birkaç konu hakkında konuşacağım. Bahsetmek istediğim ilk kişi Solon,Solon bir devlet adamı ve müthiş bir insan,yaşadığı dönemde en çok korktuğu şey güç zehirlenmesi ve açgözlü birine dönüşebilme ihtimali,ancak böyle birine dönüşmüyor.İki taraf arasında seçim yapması gerekiyor * detaylı tarih anlatısını ben yapmayacağım,kitabı okuyabilirsiniz. * ama yapmıyor,bir tarafa sırtını dayayıp güç kazanmak yerine adil olanı yapıyor. ''Halkı etrafıma neler vaat ederek topladıysam, Herhangi birini başarmadan durup dinlendim mi?'' ''Halkı açıkça suçlamak gerekirse,bugün sahip olduklarını Rüyalarında bile görmediklerini söyleyebilirim.'' ''...Çünkü benim yerime bu güç başkasına verilseydi, Halka hükmetmekten vazgeçmez, Sütü çalkalayıp kaymağını almadan durmazdı. Ama ben ikisinin arasında bir sınır taşı gibi durdum.'' Atatürk ile kader ortağı olduklarını düşünüyorum Solon'un,benzer şartların bir araya gelmesi ile varolmuş aynı adam,biri diğerinin reankarnasyonu sanki. Tarihte bir takım olaylar yaşanıyor ve bu olaylar,belli aralıklarla tekrar eden olaylar,her ne kadar her defasında ufak değişiklikler ve zaman içerisinde ufak değişikliklerin birikmesiyle büyük değişiklikler yaşansa da. Bu tarihteki büyük adamların tekrar tekrar varolmasına sebebiyet veren şey,olumsuz durumlar zinciri elbette. Olumsuz durumlar tekrar ediyor ve bu önemli adamlar da tekrar ediyor. Resmen doğanın * ya da iyinin * elindeki tek koz dehalar,dehaların bir koz olabilmesini sağlayan şey ise tarihi net bir şekilde içine girerek gözlemleyemiyor oluşumuz. Atatürk daha sonrasında yaşanacak şeylerin bunlar olacağını tahmin edemezdi çünkü gerçekten de büyük şeyler yapmıştı ve bu büyük şeyleri yaptıktan sonra ister istemez bir şeylerin daha iyiye gideceği beklentisi doğuyordu içine. ''...Solon halkı ikna etmeyi başaramayınca,silahlarını çıkarıp evinin dış kapısının önüne asarak,şimdiye kadar vatanı için elinden gelen her şeyi yaptığını - artık çok yaşlanmıştı- ve bundan böyle başkalarının da aynı şekilde davranmalarını beklediğini söyledi.'' Atatürk'ün ölmeden önceki hali ortada,etrafında koşuşturan yalakaların ardı arkası kesilmiyor,hasta ve yorgun olduğu halde sürekli yanına birileri geliyor ve onu asla rahat bırakmıyorlar ve bedeni artık bu stresi tek başına yüklenemez hale geliyor. Bir anlamı olmadığını hissedecek olsalardı bu daha da beter olurdu onlar için,ancak onların uğraşlarının boşa gittiğini gördüğüm zaman,onların kendilerini başkaları uğruna harcamamış olduğu bir dünyayı diliyorum. Bu büyük adamlardan sonra ise,onların aksine halk için değil kendileri için çalışanlar gelir,tiranlar,hem de başlangıçta gayet iyi insanlar gibi duran tiranlar,halkın her türlü kesiminin desteğini toplayabilmiş olan tiranlar.Bu tiranların ana özelliği,şu anda anadolu coğrafyasında da görülen liderin de uygulamış olduğu özellik. Başlangıçta hep çok iyi oluyorlar ve halkı,halka yardım ederek kandırıyorlar. Çok garip dimi? Yüzlerce savaş ve siyasi stratejiye o kadar da ihtiyaç yok,en iyi taktik her zaman için iyi olmak ve halka,onun çıkarlarını gözeteceğini hissettirmek. Sonuçta bir siyasinin yapması gereken çok bir şey yok,yeterince iyi olursa fazla akıllı olmasa da ülkeye kısmi fayda sağlayabilir,sorun kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından daha üstte tutanlar. Sorun şu ki onlar da uzun vadede kar elde etmiyorlar,başlarına her zaman kötü şeyler geliyor eninde sonunda,halk onları def ediyor. Tabi insan bu durumda düşünmeye başlıyor,neden bu kadar sahtekarlığı yaptılar diye. Çünkü bütün bu sahtekarlıklar ile uğraştıkları bölüm zaten kendileri için yorucu,üzerine bir de hiçbir zaman o sahtekarlıkların sonucunda bekledikleri karı da elde edemiyorlar. Günün sonunda kişisel çıkar ise konu,yine Solonlar ve Atatürkler,yaptıkları şeylerden dolayı huzur içinde uyuyabiliyorlar,diğerleriyse iğrenç biri olduklarının bilincinde olarak,huzursuz biçimde,arkasından nefretle anılmak üzere öbür tarafa yol alıyorlar.
Atinalıların Devleti
Atinalıların Devleti
Aristoteles
Aristoteles
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0/10 · 750 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
64 syf.
·
Puan vermedi
Ekonomi
Kitap üç bölümden oluşuyor,ilk bölümde ev ve devlet yönetimini birbirleri ile kıyaslıyor,ikinci bölümde tarihten ekonomi konusunda uygulanabilecek yöntem örnekleri veriyor,incelemeye dahil etmeyeceğim ikinci bölümü,üçüncü bölüm ise kadın,erkek ve evlilik üzerine. Açıkçası ben kitabı beğenmedim,bir esprisi yoktu diyebilirim yalnızca,ki ben bu kitabın Aristotales’e ait olduğunu da düşünmüyorum,çevirmen bunu önsözde belirtmiş zaten. ‘’Eserin Aristotales’e ait olduğu noktasında ciddi kuşkuların var olması çeşitli dillere yapılan çevirilerde yazarın Pseudo Aristotales (Sahte Aristotales) ismiyle ifade edilmesine yol açmıştır.’’ Şimdilik bunun gerçekten Aristotales’e ait olup olmadığı konusunu bir kenara bırakıp incelemeye başlayalım. ‘’Ev işlerini yönetme(ev halkını veya evi yönetme) ve devlet işlerini (toplumu yönetme) yönetme sanatları arasında yönetilen gruplara bağlı olarak ciddi farklar bulunmaktadır.Arada önemli bir fark daha vardır.Bu da toplum yönetiminin birçok elde toplanması,buna karşın ev işlerini tek bir kişinin idare etmesi.’’ * Burada tek bir kişi ile kast edilen kişi elbette Erkek,kadın ve çocuklara görevler verilmesine rağmen tek bir kişide kuvvet toplanıyor,Krallarda olduğu gibi,devletin yönetiminde görevli birçok kişi var ancak kuvvet tek bir noktada toplu.Bu söylediklerim,Aristotales dönemi aile yapısı,kitapta söylenen şeylerin ve söylenen şeylere yaptığım açıklamaların benim,’’doğru olan budur’’ şeklinde düşüncelerim olmadığının bilinmesi gerekir.* ‘’Toplum dediğimizde kastettiğimiz şey insanların uygar bir yaşam sürebilmesi için gereken ev,toprak ve mülkiyete sahip olmalarıdır...’’ Toplumun varolmasının sebebi bireylerin taban görevlerle sürekli olarak uğraşma zorunluluğundan kurtulmasıdır ve ev,toprak,mülkiyet bunları sağlar,stabil varlıklardır,doğada temel ihtiyaçlarını gidermek için sürekli olarak yeniden bir çaba sarf etmen gerekir,toplum bu işlemi tüm bir hayatına yaymanı ve daha kolay halletmeni sağlıyor ya da sağlamalı en azından * Anlaşıldığı anlamda iş denen şeyi bu yüzden sevmiyorum,iş yapmanın amacı karnını doyurmak ve ısınabilmek aslında,her gün işe gitmenin sebebi ay sonunda maaş almak,bunun hayvanların her gün ava çıkmasından hiçbir farkı yok. * ‘’...Hesiodos şöyle diyor:’İnsanın bir eve,bir kadına ve bir de toprağını sürecek öküze ihtiyacı vardır’ Ev fiziksel ihtiyaçlar arasında öncelikli konumdayken kadınlar ücretsiz ortaklarımız arasındadır.* ücretsiz ortak * Bundan dolayı ev yönetme sanatının işlerinden biri kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi tanımlamak ve kimin ne yapması gerektiğini belirlemektir.’’ * Bu gibi bir tanımlamada kadınların daha aşağı,erkeklerin ise daha yukarı konumda olduğuna kanaat getirirse kişi,başkalarının aşırı iğrenç bulacağı düşünceleri basit birer yasa gibi söyleyebilecektir,21.yüzyıldan baktığımız zaman tarihteki kadın düşmanı filozofları aşağılama nedenimiz - Benim değil,çoğunlukla modernizm kölelerinin aşağılama nedeni. - onların bundan fazlasıyla emin olması.Fark edilmesi gerek ki Aristotales söyleyeceği ‘’Kadın Düşmanı’’ düşüncelerinin hiçbirinden utanıyor gibi durmamakta,çünkü bunlar onun için basit birer yasa . * ‘’...Dikkatimizi evin içindeki insanlara çevirdiğimizde eve sahip çıkan ilk kimsenin kadın olduğunu görüyoruz * Yasa ile kast ettiğim buydu,onun yazdığı her şey onun için birer tespit,biz onun umursamadığı anlamları yüklüyoruz * -daha önceden söylediğimiz gibi doğal olarak bu böyledir - görürürz ve hiçbir şey kadın ile erkek arasındaki bağdan daha doğal değildir. * Çünkü Kadın ve Erkek birbirlerinden farklı sorumluluklar üstlenmektedirler,aynı doğrultuda farklı faydalar . * Başka yerde de gösterdiğimiz gibi doğa her türün tek tek çiftleştirilmesinin özellikle de tüm hayvan türleri için doğru olduğunu belirtir . Ne kadın erkek olmaksızın ne de erkek kadın olmaksızın yararlı olabilecekleri için cinsiyetlerin birlikteliği kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. * Burada görevlerin dağılımı kadına düşen rol ve erkeğe düşen rol ile ilgiliyse,yani erkeğin kadına,kadının da erkeğe ihtiyacı var ise eşcinsellikte hemcinslerin birbirlerinin ihtiyaçlarını tamamlayamayacakları sonucu ortaya çıkar * Alt düzey hayvanlarda için ise böylesine bir birlik karakteri açısından uygun değildir,sadece üreme maksatlı bir araya gelirler ve bu ilişki gebelikle ilgilendikleri dönem boyunca devam eder. * Hayvanlara bakıldığı zaman çoğunlukla,yılın belli başlı dönemlerinde içlerinde cinsel arzu taşıdıkları görülür,yılın geri kalanında ise aynı arzu onlarda bulunmamaktadır çünkü bu arzularına kaynaklık eden şey üreme güdüsüdür,insanda ise kendi hazzı da amaçlar arasındadır,bu yüzden arzu yıl boyunca dalgalanmalara uğrar,ancak yıl boyunca sürer * Öte yandan zekadan büyük pay almış olan ve daha karmaşık yapılar olarak kabul edilen evcil hayvanlar arasında karşılıklı yardımlaşma,iyi niyet ve birliktelik örneklerine daha sık rastlamaktayız.* Sonuçta zeka seviyesi arttıkça arzular daha karmaşık ve detaylı hale geliyor,aynı zamanda tatmin edilmesi de daha zor oluyor.Gelişmemiş ülkelerde her ailenin en az 4-5 çocuk sahibi olmasının nedeni,bu çocuklara yaşam veren ailenin,arzularının bayağı ve hayvansı olmasıdır . * Bununla birlikte en karmaşık yapıya sahip olan insan türünde kadın ve erkek arasındaki birliktelik sadece var oluşu değil aynı zamanda mutluluğu da amaçlamaktadır. * Çünkü temel ihtiyaçlar zaten doyurulmuştur,insan vaktini doldurmak için yeni arayışlar içerisine girer ve istekler daha manevi hale gelir . * ‘’ Daha sonrasında Aristotales,erkek ve kadınların birbirlerinden farklı yönlerinden söz ediyor. * yine söylüyorum, Polycephaly değil Aristotales söylüyor . * ‘’Tanrı erkeği daha güçlü,kadını daha zayıf yarattı. * kast ettiği fiziksel zayıflık * Erkek cesur doğası nedeniyle savunmaya,kadın ise çekingen doğası nedeniyle daha çok eve bakmaya hazırdır. * Kadının çekingen doğası nedeniyle daha çok eve bakmaya hazır olduğu sonucu çıkartılabilir,ancak burada entelektüel bir faaliyet yapamayacaklarını söylemiyor,kadının çekingen doğaya sahip olup olmadığını düşündükten sonra eğer ki kadının çekingen bir doğaya sahip olduğu sonucuna varırsanız,işte bu andan sonra kadın için ev mi daha uygun yoksa savunma mı bunun üzerine konuşmaya başlarsınız.Kadına verdiği iş eve bakmak iken erkeğe verdiği görev savunma,yani burada akademisyen olmak gibi bir iş tartışılmıyor. * Aynı şekilde erkek eve erzak getirirken,kadın onları güven içinde tutar.Yine de her ne kadar güçlüklere dayanma becerileri olmasa da el sanatları konusunda kadına sabır verilmiştir. * Şu söylediklerini de eleştirecekseniz,eleştireceğiniz nokta kadın sabırlı mıdır? kadın güçlüklere karşı dayanma becerisine sahip midir? soruları olmalıdır . * Kadınlara bu aşağı işler verilirken erkeklere her türlü zorlu işlere yetecek olan dinçlik bahşedilmiştir. * İşte şimdi geldik zurnanın zart dediği yere.Burada kadınların doğasına uygun olan işlerin neler olduğunu söylemek ile yetinmiyor,yani artık bir tespit olmaktan çıkıp yorumlamaya geçiyor iş ve kadının yapması gerektiğini söylediği işlerin aşağı işler olduğunu söylemeye başlıyor ve kadınların bu aşağı işler ile uğraşması gerektiğini söylüyor ise kadınların da aşağı varlıklar olduğunu söylüyordur.Buradaki diğer sorun kafalarda yaratılmış olan ideal erkek modelinin tüm erkeklerde varmış gibi bahsedilmesidir,erkekler dinçtir...hmm,ben hiçbir yerde kudretli bir yarı-tanrı olan erkekleri göremiyorum,böyle bir erkek modeli olabilir,ancak erkeklerin yüzde birinde bile bulunmayan bu özellik erkeklerin üst bir konuma yerleşmesini sağlayamaz,bu özellikler erkeklerin %100’ünde bulunsaydı,işte bu erkeklerin üstün olduğuna bir kanıt olurdu . * Çocuk yetiştirilmesi söz konusu olduğunda farklı açılardan da olsa iki taraf da birlikte katkı verebilir * buraya kadar ok. * Kadın beslenmeyle erkek ise eğitimle ilgilenmelidir. * Hoppala,demek kadınlar eğitimi üstlenmeyi beceremez.Buradan bu sonuç çıkartılır . * ‘’...Evlilik ilişkisine gelince kadınlar ne kocalarını bezdirmeli ne de onların yokluğunda huzursuz olacak durumda olmalıdırlar.Erkek karısını evde ya da dışarıda olması fark etmeksizin mutlu olmaya alıştırmalıdır. * Türban,iffet,eve kapatma,kadınlar bunlara alışmalıdır,sonucuna ulaşıyoruz buradan . * Hesiodos’tan güzel bir tavsiye: ‘Bir bakireyle evlen * Hoppala,bakire olduğu zaman asi olamıyor,kadınların karakteri yalnızca bakire olup olmaması üzerinden inceleniyor . * ki onu doğru yola sokabil .’’ * Yine aynı sorun var,sadece erkek olması sayesinde nasıl olabiliyor da kadını doğru yola sokabilecek kapasitede oluyor bir erkek? * Hiçbir seviye alışkanlıkların farklı olmasından daha çok şey zarar veremez.’’ * Evet,buna yüzde yüz katılıyorum tam da bu yüzden kadınları kendin eğitmeyi denemek yerine,ki burada kadını eğitmesinin mecburi olmasının nedeni muhtemelen karakterine bakmaksızın sadece güzel olduğu için evlenmiş olmasıdır, kendinle benzer birini bulmayı denemen gerekir,gerçekten iki tarafın birbirleriyle en azından temel konularda uyum içinde olmadığı bir ilişki çile olacaktır . * Daha sonrasında kölelerin nasıl kontrol altında tutulacağından söz ediyor; ‘’ Onları ücretleri verilmeden kontrol altında tutamazsın,ücretleri ise yemektir.’’ Aristotales kendisinin entelektüel faaliyetler ile uğraşması gerektiğini ve daha iyi ücretler hak ettiğini düşünürken,kölenin ücretinin yemek olduğunu düşünüyor . ‘’Özgür insanlara göre köleler için daha fazla fedakarlık yapmalıyız ve eğlenceler düzenlemeliyiz.Çünkü onların böylesine bir şeye daha fazla ihtiyaçları vardır.’’ Eee tabi,bütün bir sene boyunca senin için çalıştıktan sonra insanın azıcık da dinlenmesi gerek dimi? Daha sonrasında Mülkiyetin öneminden söz ediyor; ‘’Perslere bir atı besleyen en iyi şeyin ne olduğu sorulduğunda ‘’efendisinin gözleri diye yanıt verirler.’’ ‘’Gerçekten de hiç kimse,başkalarının mallarına kendi malıymış gibi göz kulak olmaz,öyle ki mümkün olduğu kadar herkes kendi işini kendisi yapar. ‘’ Bunlar liberal ve mülkiyet hakkını savunan düşünceler ve Komünizm’e yöneltilebilecek bir eleştiri,devlete bütün mal varlığımızı bırakırsak,bizi umursama ihtimalleri gerçekten çok düşüktür . Birinci bölüm böyleydi,üçüncü bölüme geçelim. ‘’İyi ahlaklı,evli bir kadın yasalara bağlı olarak kendisine evde verilmiş tüm görevleri yerine getirmelidir.Kocasının bilgisi dışında eve birisinin girmesine izin vermemelidir.Yine dışarıda dedikodu yapan kadınların kendi karakterine zarar vermesine yol açacak konuşmalardan uzak durmalıdır.Evde yapılması gereken şeyleri tam olarak bilmeli,böylece eve dışarıdan gelecek bir zarar halinde kocası tarafından suçlanamaz.Kocası bir festivale katılmasına izin verirse * kocası izin vermeli . * evin bütçesinden para ayırmalı,elbiseleri ve süsleri için yasalar çerçevesinde izin verildiği kadar para harcamalıdır. Kadın şunları düşünmelidir: Elbiselerin pahalı olması sizi daha güzel yapmaz,çok fazla süs sizi daha fazla erdemli yapmaz.Altınların olmasındansa bir konuda alçakgönüllü davranabilmek,dürüst ve sade bir yaşam sürmek sizi daha erdemli yapar...’’ ...
Ekonomi
Ekonomi
Aristoteles
Aristoteles
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.2/10 · 82 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Reklam
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.