Sevgili Arsız Ölüm, ismi itibariyle ilgimi çeken ve 2021'de alıp kitaplığımda beklettiğim bir kitaptı. (Arkasında yazan etiket fiyatının 30 ₺ olduğunu ve zamanında kitabı alırken bana pahalı geldiğini söylemeden geçemeyeceğim.) Kitabı bir gün okuyacaktım elbette ama o günün geldiğine karar vermem "Nilay Örnek ile Nasıl Olunur" podcast dizisinin Latife Tekin bölümünü dinlememle oldu. Latife Tekin ilk kitabı olan Sevgili Arsız Ölüm'ü oldukça genç yaşında yazmış ve eseri oldukça ses getirmiş. Hal böyle olunca merak ettim ve zaten odamın bir köşesinde bana göz kırpan kitabı elime aldım.
Kısa cümleler ve çok hızlı değişen olayların birbirini takip ettiği roman; kendine has üslubu, konusunun toplumsal gerçekliği ve hepimizin kulağına çalınmış bir şeylerden mutlaka bahsetmesiyle kendine bağlıyor. Temelde Anadolu'nun bir köyünde yaşayan ailenin ve dolaylı olarak köyün yaşantısını, daha sonraları buradan ayrılıp şehre gidişlerini, şehir hayatına adaptasyon süreçlerini anlatıyor. Türkiye'de ailelerin çoğu bu hikayeyi nesillerinin bir döneminde yaşamıştır diyebiliriz. Belki farklı şekillerde ve farklı zamanlarda yaşamışlardır ancak mutlaka böyle bir göç öyküsünü aile büyüklerinden duymuşlardır. Ben de kendi dedemden duyduğum için kitap epey ilgimi çekti.
İlk bölümde köy halkının dış dünyadan kopukluğunu; köy ve şehir arası git gel yapan Huvat karakterinin şehirden getirdiği eşyalara köy halkının tepkisiyle görüyoruz. Huvat radyo getiriyor, köylüler şaşkınlıktan ne yapacağını bilmiyor. Huvat kadın getiriyor, kadının bile onlardan başka biri olduğunu görünce ahırlara kilitliyorlar, ne olduğunu anlamak için dokunuyorlar, merak ediyorlar.
Zaman içinde köye getirilen kadın Atiye, her şeye alışıyor ve bir biri ardına Huvat ile çocuklarını doğuruyor. Ardından kitabın akışı bu kadın (Atiye) üzerinden devam ediyor. Çocukların büyüdükçe yaşadıkları, Atiye'nin ev halkına sahip çıkma, onları yönlendirme derdi, Huvat'ın git gelleri...
Köy halkının anlamadıkları her konuyu cinlerden bilmesi, garip inanç ve adetleri, birbirlerine olan bağlılıkları ve hep beraber yaşayan büyük bir aile gibi davranmaları... Latife Tekin köyü tüm gerçekliğiyle anlatmış. Bunu yaparken toplumsal cinsiyet rollerinin keskinliğini, ev halkının bir türlü doğrulmayan bellerini, hevesten hevese sürüklenip bir noktada durmayı bilmeyişlerini, hayatlarını nasıl değerlendirebileceklerine dair hiçbir bilgiye ulaşamayışlarını bize göstermiş.
Bu kitap köy insanını anlamak, şehirde görülen bocalamayı keşfetmek için okunmalı. Anadolu'da doğan, büyüyen çoğu kadınının ilk adet gördüklerinde suratlarına yedikleri tokadın; aslında toplumun onlara her adımlarında atacaklarının bir sembolü yahut öncüsü olduğunu görmek ve hissetmek için okunmalı. Ev içinin sorunlarını çözmek için, ailesinin doğru ve bütün bir aile olabilmesi için kendinden veren, verdikçe azraili karşısında bulan, buldukça bazen yalvar yakar bazen cazgırlıkla ölümünden kaçan ve nihayetinde cehennemi göze alarak azraille anlaşmasını bozan Atiye'yi duymak için okunmalı.
Farklı bir üslubu var ve bir noktada sıkabilen bir kitap. Çok akıcı olduğunu söyleyemeyeceğim ancak bence okuyun!