Biraz spoiler içerebilir.
Uzun zamandır hiçbir kurgusu olmayan kitaplarla haşır neşir olduğumdan, böyle bir kitaba ihtiyacım varmış. Hgoi, Grishaverse, Harry Potter serilerinden sonra o "Yeni bir evren istiyorum." açlığımı sağ olsun ki hafif yatıştıran bir kitaptı.
Kitabın başlarında sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Bu muydu yani, Harry Potter'ımın bir kopyası için mi bu kadar hevesle kitabı almıştım? Akademi'ye gidene kadar her şeyi kopyayla yazılmış ama zaten yazarın kendisi de ifade etmiş bunu. Sonrasında bir sorun olmaktan çıktı zaten. Kendimi bambaşka bir evrenin içinde buldum.
En çok sevdiğim şey evreni. Ama şimdi ben anlatmaya başlarsam kendimi durduramam ve bu inceleme Gecenin'de olduğu gibi öbür dünyaya kadar uzar.
Her neyse.
Hoşuma giden bir başka şeyse, kurgunun anlatıcı tarafından en başından belirlenmiş olması oldu. Her kitabın sonuna geldiğinizde bunu hissedersiniz. Örneğin Kabal Hgoi de birinci kitaptaki küçük bir diyaloğuyla veya betimlemesiyle ikinci kitabın başı hakkında ipucu veriyor( Bu konuda Harry Potter'dan bahsetmeme gerek bile olduğunu düşünmüyorum). Ve bu bence muhteşem bir olay. Ancak başka bir kitaba bir bakarsınız, örneğin bir cinayet romanına. Hani katili tahmin edeceğim ama yazanın kendisi bunu bilmiyor, sana hafif ipucu vermeden bunu nasıl yapabilirsin?(Mesela Karantina) Böyle küçük ayrıntılara sadece ben mi takılıyorum bilmiyorum ama bunlar insana kitabın kalitesini bahşediyor. Yazar olacakları bizimle beraber öğrenmiyor, yazmadan öncesinde belirliyor ve ben buna bayılıyorum.
Fakat kitabımızın tabii ki sorunları var. Karakterler gibi...
Mesela Erin. Tamam güçlü karakter seviyoruz ama her şeyin bir sınırı var. Erin Handerson: mükemmelliğin diğer adı. Yazar sürekli ne kadar güzel olduğunu, ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar büyük bir sihirsel beceriye sahip olduğunu, gelen geçenin ona nasıl aşık olduğunu bize anlattı da anlattı... Başına her türlü bela geliyor ama sen diyorsun ki "Erin en doğrusunu bilir, en fevkalade şekilde sıyrılacak." Bin yıl boyunca yaşlanmayacak da. Beni acayip sinir etti.Yani: o ki; Kızıl Cadı. O ki; Gecenin Cadısı. O ki; Hekate'nin işaretlediği. Yüce Cadı'm sen çok yaşa.
Ve İan. Bilmiyorum sevemedim. Constantinie'yle acayip az anlar karşılaşmalarına rağmen onu çok daha fazla sevdim. Yanii, İan da fena karakter değil ama bence... Isınamadım işte.
Her şeye rağmen ikinci kitabına hemen başlayacağım. Sabırsızlanıyorum ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Deniz Kızı AğladığındaEkin S. Koch