77 Sayfalık kısa ama hissettirdikleri çok fazla yoğun. Okurken kendi hayatından benzer bir şeyler yakalayıp neyin kıymetini bilemedim acaba dedirtiyor. Çok ucu açık ama genel bi cümle hayatının yaşamanın kıymetini değerini bil. Yazar o dönemin sosyal ve siyasi yaşamını eleştirmiş ve şiddetle karşı çıkmış kitapta bu tavrı karaktere yansımış.
Hislerini kağıda çok güzel bi şekilde geçirmiş, bir okuyucu olarak okuduğumda(geç kalmış olabilirim) karakterin dizlerinin bağı çözülürken, idam günü yaklaştığında kulaklarının o hissizleşerek yanması gibi şok etkisi his vardır onu yaşaması betimlemesi inanılmaz, insan üzüldüğünde, korktuğunda özellikle kaderi hayatı geleceği ya da yok olması yani birinin senin adına karar veriyor hüküm veriyor olması herhangi birine bağlı olduğunda hüküm verenin o olacağını bilip öyle yalnızlaşır ve korkarsın ki ve öyle bir her şeyden vazgeçersin ki bi umut vardır ama onun gerçekleşmeyeceğini de bilirsin artık her şey bitti gibi o derin kabulleniş.
Karakter idam edileceği günü beklerken tabi sitem ettiği, karşı çıktığı durumlar olsa da ,onu anlayan ya da dinleyen olur mu diye beklese de, idam edileceği yere gidene kadar bu hissi hep kabullenmiş. Heveslerin, hayallerin yok olur karakterde dışarıya, bulutlara ve günün doğuşuna özlemini kıymetini belirtirken anlıyorsun ki bazen bakan görmeyen hislerimiz, kıymetsizleştirdiğimiz en küçük detay bile öyle bir şükür nedeni oluyor ki. Ben bunu yaşamayım tekrar buluta bakayım, doğan güneşe bakayım bir çiçeği tekrar koklayabileyim ne bileyim birine günaydın deyip kahvemi içeyim o kadar kıymetli şeyler ki bazen rutinlikten sıkılıyoruz ki ben çok fazla rutinin içinde olup o rutine sitem edenlerdenim kitabı okurken tamamen hissim düşüncem bi anda aklımda bi parlama bi aydınlanma olmadı ama kıymet öğesinin,az şikayetin şükrün önemini hissettirdi.
Ben asla bu arada o dönemde yaşamak istemezdim okurken her sayfasında iyi ki o yıllarda değildim var olmamıştım dedim içim titredi, kanım dondu. Düşünün bi daha hiçbir şey yapamayacağınızı, sonunuzu bildiğinizi ve beklediğinizi hani sabrediyorsunuz beklediğiniz kabullendiğiniz şey neye ölüme mi ölümün nasıl olacağına mı(acıyı hissedecek mi gibi) öldükten sonrasını farklı şekillerde betimlemiş, olacaklar yönünde ya bi karanlıkta, ya yerde çırpınan biri, ya da koca bi boşluk aslında burada ölümden sonraki hayatı sorgulamış ki çok normal çünkü bilmediğimiz bir boyut tahmin edemediğimiz.
İşin özeti kitapta çok fazla korku, çaresizlik bu hisleri basite indirgememiş, gerçekten bir insanın iç psikolojisinde o an başına geldiğinde bana da aynısı olurdu diyebileceğim aynı hissi yaşattı.