Kitap kısa olsa da yavaş ilerleyen bir kitap. Bunun nedeni yazar bu kitapta bambaşka bir anlatım tarzı geliştirmiş. En azından benim hissettiğim buydu. Kitap öyle bir yazılmış ki sanki hiç betimleme yok gibi (gerçekte olsa bile daha derin düşünmeye ve boşlukları doldurmaya çalışıyor insan okurken) ve olaylar kopuk gibiydi. Oysa hiçbir eksik ya da kopukluk yok, yazar yarattığı boşluk hissini okuyucuya doldurtmuş. Uzun zamandır okuyupta duygusuna bu kadar kapıldığım bir kitap olmamıştı. Kitabın baştan sonuna o gerilim hissini hissettim. Olayları, mekanları zihnimde canlandırmak gerilim hissini başlı başına arttırdı. Öyleki kitap akışı günün tüm saatlerinde olsa da bana hep gecenin alacakaranlık olduğu belirsiz bir zaman gibi hissettirdi.
Bu tarz romanları sevenlere öneririm. Ama benim gibi okuduğunuz kitabın duygusuna çok kapılıyorsanız, yoğun bir gerilim ve belirsizlik hissiyle okuyacağınız söylemem lazım.