Bu kültürde yetişmiş biri olarak Batı'ya ayak uydurabilir miyim diye sorgulardım kendimi zaman zaman. İlk hikaye de bana direkt bunu anımsattı. London'ın hayvanlarla ve özellikle de köpeklerle ilişkisi, hayvanlar üzerinden kurduğu metaforlar ve onların hayatlarını bizlere aktarmasındaki başarısı aşikar. Bu kitapta da üç küçük öykü karşılıyor bizi. Olağanüstü hikayeler değildi fakat yine de ben çok keyif aldım okurken. Öyküleri sıralayacak olursam da "Kahverengi Kurt, Batard ve Ah O Benekli" şeklinde olurdu.
Belirtmeden edemeyeceğim çevirmen sayın Levent Cinemre'nin ilgilisine paylaşımlar kısmı ve özellikle de London'ın bu öykülerden kazandığı parayı enflasyonla günümüze uyarlaması çok ince bir iş olmuş.