·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Kasım 2022 00:00 "Yaptığımı yapıyorum kendimce
ne para için ne de eğlence
yalnızca borçların ödenmesi için,
hataların düzeltilmesi için.
Boyanmış bir gül kadar
kırmızı kan için.
Herkes bilir.
Ne ekilirse o biçilir."
Akıl oyunlarıyla mükemmel bir kafa karışıklığına neden olan, en ince ayrıntısına kadar planlanmış bir cinayetin kitabı.
Mark Mellery, posta kutusuna bırakılmış olan isimsiz mektubu alıyor. Mektupta şöyle yazıyor:
"Aklından bir sayı tut 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı."
Mellery öylesine 658 sayısını tutuyor. Mektubun devamında mektubun sahibi, Mellery'nin hangi sayıyı tuttuğunu biliyor ve onun ne zaman nereye gittiğinden, ne zaman uyuduğuna kadar her şeyini bildiğini söylüyor. Kısa süre içerisinde yeni mektuplar gelmeye devam ediyor.
Yazara hayran kaldım diyebilirim, gerçekten dahice ve eksiksiz düşünülmüş bir kurgu. Hani bir polisiye cinayet kitabı okurken sürekli katilin kim olduğunu düşünüp dururuz, işte bu kitapta düşünemiyorsunuz çünkü ortada kitabın sonuna kadar hiçbir suçlu yok. Katile dair hiçbir fikriniz olmuyor. Dolayısıyla bu da kitabı daha sürükleyici yapıyor. Cinayetin gizeminin üstüne bir de cinayeti araştıran ana karakter dedektifimizin psikolojisi ve kendi içinde yaşadığı içsel savaş eklenince kitap, okuyucuda daha da merak uyandırıyor.
"Kaç parlak melek dans edebilir
bir iğne üstünde?
Kaç umut boğulabilir
bir cin şişesinde?
Düşündün mü hiç?
Bir silahtı aslında bardak
ve bir gün bunu anlayarak
soracaksın kendine, Tanrım ben ne yaptım diye ağlayarak."