The Sunset Limited
(filmi üzerine)
Film, sadece tek bir mekanda yalnızca iki kişinin ( White ve Black) diyaloglarından ibaret. Ateist bir adam olan White'ın hayat felsefesi oldukça kötümser. White, hayata dair inancı ve beklentisi olmayıp çaresizliği benimsemiş depresif bir adam. Hayatın ve dünyanın amaç ve güzelliklerden noksan, tek kurtuluşun ise ölüm olduğunu düşünen White intihar etmek üzereyken, ona rastlayan Black sayesinden ölümden döner.
Black'in evine döndükten sonra inançlı, umutlu, Tanrı'nın ve İsa'nın yolundan yürümenin hayatın amacının ve yaşanılabilirliğinin sebebi olduğunu düşünen Black, White ile birbirlerinden uzak ve zıt görüşlerini tartışmaya aynı zamanda da White'ın hayatının devamına yönelik bir amaç bulmaya teşvik etmeye başlar. Ancak aptal olmayan herkesin tek kurtuluşunun intihar olduğunu düşünen White'ın fikirlerinden dönmesi oldukça zordur.
Bu film tezatlıkları (beyaz-siyah, teizm-ateizm, yaşam-ölüm, umut-nevmid, iyimser-kötümser) mükemmel bir şekilde işlemiş. İzleyiciyi ve/veya okuru düşünmeye ve sorgulamaya teşvik ediyor.
-"Çevrende ışık var ama sen sadece gölgeleri görüyorsun ve buna neden olan da sensin. Sensin! Gölge sensin!"
-"Ben karanlığa özlem duyuyorum. Ölmek için dua ediyorum, gerçekten ölmek ve ölünce yaşarken tanıdığım insanlarla karşılaşacağımı bilsem ne yapardım bilemiyorum. Bu, korkunun ve kabusun son noktası olurdu."
-"İnanç, inançsızlık gibi değildir. İnanıyorsan ve sonunda inanç kuyusunun kendisine ulaştıysan daha ilerisine bakmana gerek yoktur. Daha ilerisi yoktur ama inanmayanın sorunu var. Dünyayı çözmek için yola çıkmıştır. İşaret edebildiği, doğru olmayan her bir şey karşılığında iki şeyi orada bırakır."