Puan vermedi·975 syf.····Okunma: 24 Haziran 2023 12:28 Bazen yüzükoyun uzanıp (koyun kelimesi geçiyor ama aqpliler üzerine alınmasın sizlik bir şey yok) hayata malum tarafımı dönmek geliyor içimden. O kadar boş, o kadar anlamsız. Tam böyle bir zamanda Ayn Rand'ın bu kitabını okudum ve hayatımda kimseden duymayacağım tavsiyeleri verdi. Bana sadece kendimi düşünmemin mutluluğa ulaşmanın yegane yolu olduğunu gösterdi.
Hayatın Kaynaği Ayn Rand’in 1943 yılında kaleme aldığı ve Ayn Rand adına ilk önemli edebi başarıyı kazandığı romanıdır. Bu romanıyla Rand finansal anlamda rahatlamıştır. Kitabın ismi Rand’in “ insanın egosu ilerleyişinin kaynağıdır” cümlesinden gelmektedir. (Fountainhead, kitabın orijinal ismi)
Hayatın kaynağı Howard Roark adındaki idealist genç bir mimarın hayatını incelemektedir. Kendisi, bina dizaynında hüküm süren zevklere sırf çıkarı için boyun eğip, artistik ve kişisel görüşünde uzlaşmaya varmaktansa, karmaşıklık içerisinde çabalayıp kendi doğrusu için savaşmayı göze almıştır.
Kitap 12 yayımcı tarafından reddedilmiş ve sonunda genç editör Bobbs- Merrill Şirketinin baş ofise dayatması sonucu yayımlanabilmiştir. Genç editörün şu şekilde bir dayatmada bulunduğu bilinir : “Eğer bu size göre bir kitap değilse, ben de o zaman size göre bir editör değilim.” Tüm olumsuz eleştirilere rağmen kitap binlerce insan tarafından okunmuştur. Roman, 1949 yılında Gary Cooper’ın başrolde bulunduğu ve planının Rand tarafından kaleme alındığı bir Hollywood filmi olarak seyirciye ulaşmıştır.
Öncülerinden olduğu serbest ekonomi fikrinin savunucusu Ayn Rand, New York'ta geçen bu romanında bizlere kaliteli emeğin ancak emeğin ücreti arttıkça sağlanabileceğini anlatmaya çalışmış. Dahi bir mimar olan Roark kendisine iki soruyu soracak: Eğer sanat toplum içinse mimarlar sanatsal binalar yapamaz mı? Roark bir sanatkar değil mimar olmak istiyordu ve diğer soruyu sordu: Öyle değilse sanat sanat içinse mimarlık nasıl bireye ve topluma hizmet edecekti? Ziyadesiyle karmaşık olan bu sorulara cevap bulmak oldukça zordu.
Bu sorunun cevabı şuydu: ikisi de değil. Eğer sanat toplum için olursa kamunun malı olur ve sanatçı para kazanamaz. Yoksa sanat sanat için de olamaz o zaman sanatın dışındaki alanlar sanata dokunamaz. İkisi de değil, sanat da bilim de yalnız ve yalnız birey için. Ve bireye hizmet etmeyen hiç bir şey topluma da hizmet edemez. Eğer işveren, işçiyle aynı maaşı alırsa işin kalitesi düşer. Neoliberalizme göre işverenin lehine olan her şey işçinin de lehinedir. İş kalitesi, işçinin ve işverenin aldığı ücret eşitlenirse düşer. Zamlar, işçinin işine olan hevesini ve ciddiyetini artırır.
Ayn Rand ne kadar ekmek o kadar köfte der. Marksistler ekmek köfteden fazlaysa köfteyi böl der. Etin fiyatını ekmekle bir tutar. Proteinle karbonhidratı bir tutar.
Türkiye'den kitapta sık sık bahis var. Türkiye ve Türklere ithaf var. İş kalitesinin ancak paradan ve ahlaki denetimden geçtiğini savunan Ayn Rand, romanında fikirlerini güzel bir dille ifade ediyor. Neoliberalizmin muhafazakar savunuculuğunu yapıyor. Bankacılardan bahsediyor. Edebiyatın başat yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum. Komünistlerin seveceği bir yazar değil Ayn Rand. Rand'ın fikirleri onları rahatsız eder.
Irmak gibidir onun fikirleri, akar gider. Örnek ya da idol olarak Marx'ı almaz. Rand başkadır. Üstüne yoktur ve özgündür. Marksistler gibi ezbere cümleler konuşmaz.
Ününü kendine ait fikirlerden almıştır. Ne taklit etmiş, ne taklit edilmiştir. SONUNA KADAR sevdim kitabı.
Umduğumdan daha çok feyiz aldım. New York'un sokaklarında dolaştırdı. Uzun uzun kitabın içinde dolaştırdı beni.
Tamamı olarak değerlendirirsem biraz kopuk gibi gelebilir ama okudukça puzzle'ları yerine oturtuyorsunuz tek tek. Tüm okuduğum kitapların içinde son zamanların en iyilerine girebilir. Umduğum duyguyu tam veremedi ama Marksist romantik kitaplardan daha gerçekçi geldi en azından.