·296 syf.····Okunma: 25 Nisan 2023 00:00 Tarihsel bir anlatım, ben kavram incelemesi olduğunu düşünmüştüm. Lakin alakası yok, düşüncelerini savunan filozofların hayatlarından ve öğretilerinden bahsediyor; ne için hangi uğurda öldüklerini anlatıp ardından kısaca ölüm kavramını inceliyor.
Bireysel kimliklerin anlamlı bir şekilde gelişebilmesi için mevcut değerlerin eleştirel sorgulanmasını teşvik etmek önemli bir konu. Bu nedenle bir bireyin yaşamını, içinde yaşadığı ideallere veya düşüncelere adamasını normal buluyorum. Hayatına bir anlam yüklemesi çok normal. Zira hayat anlamsızdır, anlamlar yükleyerek anlamlandırmaya çalışanlar bizlerizdir. En nihayetinde anlam karmaşası yaratanlar ve bunun içinde kaybolanlar da bizleriz.
Düşüncelerin insanlık tarihindeki büyük değişimleri tetiklediği su götürmez bir gerçek. Her ne kadar fikirlerin ve ideolojilerin, hayatın derinlerindeki gerçekleri gizlemek için kullanılan göz boyama aletleri olduğunu düşünsem de, engel olamıyorum; istiyorum.
Kazanma arzusu, salt zafer.
Ayn Rand misali değil, sadece, madem bu dünyaya gelmişiz, ortalığın anasını bellemeden bir yere gitmeyelim.
Pes etmek ve kabullenmek istemiyorum, bir şeylerle uğraşmak ve yaratmak istiyorum, sonunda başarısız olma ihtimalim yüksek olabilir fakat, yine de savaşmak istiyorum.
Fikirler uğruna ölmek, düşüncelerimizin ve ideallerimizin bizi yönlendirdiği bir dünyada yaşamak anlamına gelmeli, salt düşüncede kalırsa bir anlamı kalmaz.
Yansak da kül olsak da, biz insanız, ateşe hükmederiz. Buna rağmen ilk günahın etkilerinden arınmış bir ilke edinmek ve onun için çabalamak daha mantıklı geliyor. Çoğu kişinin aksine bireysel kurtuluşa inanmıyorum, güzel şartlar altında yaşamak ilgimi çekmiyor. Hiç bir zaman nihilist olmadım, insan yaşamalı. Ve son olarak, bu yazdıklarıma son derece zıt olabilir ama, buz üstüne yazmak isterdim bazı şeyleri.