Gün Olur Asra Bedel romanını okuyanlar karakterlerden Abutalip Kuttıbayev'in hikayesinde bir şeylerin eksik kaldığını hissederler. Gerçekten de bu kitap, o eserin bir bölümü. Evet, devamı değil, sonu değil tam da o eksikliği dolduran bir eser. Aytmatov sovyet rejiminin mevcut süreçteki baskılarını hissettiği bir dönemde bu kısmı yayınlamayı uygun bulmamış. Sovyetlerin yıkıldığı 90lı yılların başında ilk fırsatta yayınlamış. Abutalibe yapılan işkenceler ve onun ruh halini anlatarak başlıyor eser. Memur tansıkbayevin salt kötülüğu, uydurma gerekçelerle suçlamasını temellendirmeye çalışması ve hangi amaçla bu iftira dolu dava sürecini başlattığı anlatılıyor. Sonrasında Cengiz Hana küsen bulut efsanesine geçiyor yazar ve bu iki olayda güç&iktidar kimin diye sorgulatıyor. Son kısım ise abutalip yargılanmak üzere trenle götürülmesi yer alıyor. Ve trende sarı özek bozkırına yaklaştıkça Abutalibin ruh hali iyice asabileşiyor. Karısını ve çocuğunu görme ihtimalini düşünerek yolculuk yapıyor. Bu kısımlar çok etkileyici gerçekten. Buradaki iç hesaplaşma ve veda psikolojisi çok başarılı yansıtılıyor. Gün olur asra bedel romanını tamamlayarak nihayete erdirmek isteyenler mutlaka bu kitapla eksik parçaları tamamlamalı....