Dört Antlaşma
Tolteklerin tarihine kadar uzanan ve bir yaşam sanatının uygulayıcısı olan bu kitap çok derin bilgilere sahiptir.
Kitap özellikle Sunuş kısmıyla ve Teşekkür kısmıyla Tolteklerin tarihine, yazarın kitabı ele almış süreciyle ilgili birçok temel bilgi veriyor.
Çevirmenimiz Nil Gün, yer yer soru işareti bırakacak cümleler oluştursa da genel anlamda anlaşılır ve sade bir çeviri yaptığını söyleyebiliriz. Kitapta özellikle yazar temel aldığı dört antlaşmayı anlatırken aynı anlamı barındıran net cümleleri birkaç kez tekrarladığını görüyoruz. Bu yazarın kendisinin hem anlaşılır olması için hem de okuyucu tamamen kitaba çekmek için yaptığı bir tanımlama olabilir. Ancak bu bir çevirmen hatası da olabilir, cümleler aynı anlamı ifade etmiyor da olabilir. Ben ilk seçeneği bunun yazarın kendi tercihi olduğunu düşünüyorum.
Kitap insanın kendini ruhen ve bedenen tanıması için mükemmel bir anahtar veriyor. Antlaşmalara uyarak mutlu bir cennet vaat ediyor. Tabi ki bu o kadar kolay bir süreç değil.
Ama yazar kendi mutluluk piramidini ikna edecek şekilde okuyucuya aktardığını düşünüyorum.
İlk antlaşma sözler ve cümleler. Cümlelerin zihne uyguladığı hapisten bahsediyor yazar. İnsan kendi kendini cümlelerle nasıl zehirlediğini kendi fikirleriyle anlatıyor. Diğer üç antlaşmanın temelinin bu ilk antlaşmadan oluştuğunu ifade ediyoruz.
İkinci antlaşma kişisel algılama. Herkesin kendi rüyasını yaşadığı bu dünyada birinin diğerini anlaması veya onu yargılaması çok doğru bir gerçeklik değil. Yazar bunu hayatımızda kimsenin bizim hakkımızda dediklerini hatta zihnimizin bile bizim ile ilgili dediklerini dikkate almamız gerektiğini farklı örneklerle ifade ediyor.
Üçüncü anlaşma bir ve ikiyle yüksek bağlantılı olan varsayımda bulunulmaması gerektiği;
insanın söz ile kendini zehirlediği bir rüyada olmayan varsayımları kurarak rüyasını iyice cehenneme çevirdiğinden bahsediyor.
Son antlaşma beni belki de en çok etkileyen kısım aksiyon kısmı olan en iyisini yapıp anda kalma antlaşması. Hayatta önemli olan o gün için en iyisini yapıp anda kalmak. Aksiyon alınmayan her fikir aşkında hülya olarak kalır. Eylem her zaman çok önemlidir. Mükemmel olmak değil pratik yaparak en iyisini daha iyi yapacağımızı aktarıyor.
Yazar bu antlaşmaları çok derin ve temellerini inşa ederek anlatıyor ve okuyucu okurken kendini değerlendiriyor.
Yazar kitabı yazarken kendi sistemi gereği bazı kavramları kullanıyor; kurban, yargıç, zihin tohumları vs. Bu tanımlar yazarın kendini ifade etmesi için kullandığı temel kavramlar. Bunlarla zihinsel şemasını okuyucuya uygun olarak ifade ediyor.
Benim için kitapta bazı mantık hataları da oluştu. Özellikle zihnimize çok boyutlu evrenler tarafından temas edilmesi, bu konuda yazar tam ikna edemedi beni. Buna benzer bazı noktalar ben de boşluk olarak kaldı.
Yazar kendi inandığı bu yaşam sanatının bazı noktalarında bilimle ilişkisini de anlatıyor. Özellikle patolojik hastalıkların kendi içinde tanımlamasını yapıyor. Bu beni etkiledi. Tabi ki bunu fazlaca örneklendirmesini isterdim. Bilim ile ilişkisi kitabın fazla olduğunu düşünmüyorum.
Her şeyden tarihsel olarak Toltekleri öğreniyor aynı zamanda kendi hayatınızı derinlemesine sorgulamanızı sağlayan bu kitap mutlaka okunmalı. Kitap tarih psikoloji felsefe gibi bilimlerle iç içe olduğunu düşünüyorum.
Sevgiyle kalın…
Sayfa:122
Puan:7.2
Yazar: Don Miguel Ruiz