Yaşadıklarımız yaşayıp bitiyor mu yoksa izleri her birimizin sırtında sadece bizim ve dikkatli bakanların görebileceği bir kambura mı dönüşüyor yıllar içinde? İşte kambur kamburlarımızdan kurtulmanın hikayesi. Biri bizi tüm kalbiyle, irdelemeden, ayıplamadan dinledikçe anlatır anlatır anlatır hafifleriz ya yani. İşte Şule ve Hakan bir bakım evinde ilk karşılaşmanın ve sonra şehitlikte ikinci karşılaşmanın ardından aralarındaki açıklaması zor, rahatlatıcı, ferahlatıcı adeta terapi tadındaki sohbetlerin ardından yıllarca sırtlarında taşıdıkları kamburlarından kurtuluyorlar. Ben onlarla sizin aranıza hiç girmeyecegim. Gerçi ben de onların arasına giremedim ki.Bir kenardan usulca dinledim bazen Şule’nin bazen Hakan’ın anlattıklarını. Şule’nin annesi Karabağ’da Cebrail şehrinde doğmuş. 23 yaşında ailesiyle beraber göçe zorlanmış. Kilometrelerce yolu yürüyerek Bekü’ye gelmişler. Zorluklar içinde kurduğu güzel ailesi ve çocuklarına sahip çıkarken hep tek bir ümidi varmış. Bir gün yine doğduğu yere geri dönmek. Tabi eğer doğduğu yerde yıkılmamış bir ev kaldıysa. Yıl 2020 Bakü’de kurulan bir bakımevinde çalışmaya başlıyor Şule. Cehaletten aile baskısından, çevresinde alay konusu olmaktan dolayı eziyet gören, çeken ve en önemlisi ailesinden bile utanabilen çocuklara yardım etmek bütün amacı. O bakım evine, alımlı, karizmatik bir adam geliyor bir gün. Ali Hakan Yalçın. İşte Hakan ile Şule’nin ilk anlarda birbirlerinden hiç de hoşlanmadıkları iletişimleri de böylece başlamış oluyor. İkisi de birbirlerinden tiksinerek kaçıyorlar adeta. Ama kader bu, Şule şehitlikte bir mezar taşında ağlarken geliyor bu kez de Hakan. Ve sonrasında ayaküstü yapılan sohbetler, giderek neredeyse gün boyu süren uzun, dolu dolu, nitelikli, iyileştirici, uzun sohbetlere evriliyor. Biz kulak misafiri olduğumuz bu konuşmalar esnasında hem Şule hem de Hakan ile ilgili pek çok şey öğreniyoruz. Elbette her ikisinin sarsıcı yaşam hikayeleri olduğunu görüyoruz. Ve yarası yarasına denk gelen iki insanın adeta terapi seansı tadındaki sohbetlerini okurken biz de kendimizce çıkarımlar yapıp iyileşip ferahlıyoruz.Hakan ülkesine döndüğünde bitiriyor mu peki bu iletişim? Kader bu ya dedim di mi? Bu kez de İstanbul’da karşılaşıyorlar. Peki bunca sohbet sonrasında bu iletişim nereye gidiyor? Hakan’ın konuşmalarında Şule’den sakladıkları neler? Bu gizemli hallerin sebebi ne? Ben Murat’tan bahsetmedim çünkü onu size Şule anlatsın istiyorum. Nicat Yusuf’un okurken düşünmemizi ve kendi öykülerimizi de hatırlamamızı ve hayata ışığı görebileceğimiz pencereden bakmamızı isteyerek yazdığı bu akıcı ve etkileyici kitabını okumanızı tavsiye edeceğim sadece size. Fazla söze gerek yok okuyun okuyun. sağlıkla ve kitapla kalın. Nicat Yusuf
KamburNicat Yusuf · Elpis Yayınları · 202224 okunma