Puan vermedi·407 syf.····Okunma: 01 Temmuz 2023 20:59 Çok sevdiğim bir tarihçinin önerisi üzerine başladığım bu roman beni zamanda yolculuğa çıkardı. Edirne'nin her sokağını bilen biri olarak oranın tarihine bakış açımda değişen, gelişen, kültüründen faydalandığım çok özel bilgilerle ilk 100 sayfasını tamamladım. Yazar aslında şu an "roman mahallesi olarak bilinen Menzilahir Mahallesi'nde çocukluğu geçmiş" bahsettiği kiliseler hala duruyor. Mimarisi yine çarpık ve özensiz. Kitabın benim açımdan en çekici kısmı Edirne'de gezdirip ardından Kars yolculuğu. Anadolu insanının o dönemki fakirliği, cahilliği, Osmanlı zamanında başıboş bırakılan bir Anadolu.
İstanbul'dan Kayseri'ye kadar trenle giden Şevket Süreyya subay görevi için Kars'a gidecektir. Araç ayarlamak isteseler de ne araç var ne de kervan. Kendine hayrı olmayan bir eşek bulup sahibiyle düşüyorlar yollara. Anadolu bu kadar fakir!
Dersim kendi halinde, Kürtler o bölgede eşkıyalıklar, adam kaçırmalar.. bu düzensizlik içerisinde bir de Kafkasya Cephesinde savaşa gitmek..
Anadolu'nun bunca imkansızlıklara rağmen cumhuriyeti kurması beni derinden etkiledi. Parçalanmış, yağmalanmış, Türk demenin ayıp sayıldığı o yıllarda milli benlik yaratmış Atatürk'e bir kez daha minnet ettim. İnkılıpların halkta yarattığı sorunlara da değinen yazar hayatını o kadar dolu yaşamış ki cumhuriyetin kendisi haline gelmiş.
Kitap Edirne, İstanbul, Kayseri, Kars, Bakü, Rusya, Ukrayna ile devam edip Ankara'da son buluyor. Yakup Kadri, Nazım Hikmet, Atatürk, Enver Paşa... Dönemin tüm üst düzey görevlileriyle de tanışmış yazarın gözünden izlemek, kendini onun yerine koyup dönemin içinde gezmek...
Tarihe ilgisi olan herkesin okumasını tavsiye ederim. Benim için hem gezi hem tarih kitabı olan "suyu arayan adam" yazım dili ve hikayesiyle çok etkilendim.. Anadolu'ya o dönemi için ışık tutan başyapıt. Ateş içindeki yurdunda suyun yolunu bulabilmiş "Şevket Süreyya'ya"..
İyi okumalar diliyorum.