Bu kitapla ilgili en sonda söylemem gereken şeyi ben de yazarımızın tarzıyla lafı dolandırmadan en başta söylemek istiyorum: “Alın ve okuyun.” .Akıcılığından dolayı kendinizi öyle bir kaptıracaksınız ki kitap okumuş gibi hissetmeyeceksiniz,başlaması ve bitmesi bir olduğu için geride okumaktan çok bir şey izlemiş hissiyatı kalacak.
İnceleme yazmak istedim fakat kitabın içeriğinden de asla bahsetmek istemeyerek kendi içimde bir çelişki yaşadım çünkü ufacık bir spoiler bile verip şaşırma hakkınızı elinizden almak istemiyorum.Zaten kitabın arka kapağından,başındaki küçük bir alıntıdan ve o meşhur şiirden kitabın konusu kafamızda genel hatlarıyla şekilleniyor.Detayına girmek süprizi kaçırmak olur diye düşünüyorum bu sebeple daha çok üslubundan bahsedeceğim.
Kitapta on farklı kişi ve bu on kişinin de kendine ait farklı hikayesi var.Kendi ölümlerine neden olan hikayeleri de diyebiliriz.1O farklı isim,10 farklı hikaye olmasına rağmen hiç karışıklık olmadan olayın akışı çok net ve sizi hiç yormadan anlaşılıyor.Her sayfa da yeni gelişme oluyor her sayfa adım adım bizi sonuca götürüyor.Bu kadar karakter ve karakterlerin kendilerine ait hikayelerindenden 400-500 sayfalık bile roman çıkabilecekken böyle kısa ve öz bir anlatım olması bir yandan hoşuma gitti diğer yandan da bir çırpıda bitmiş olması üzdü.Çeviri bir kitap olduğu için kurgunun anlaşılması benim için çok önemliydi.Ama ilk sayfadan itibaren içerisine çekti ve karakterlerle birlikte son ana kadar ben de olayı çözmeye çalıştım.Kitabın en sonunda da tüm taşların yerine oturduğu açıklamanın yapıldığı bir bölüm var.Kitapla ilgili tek olumsuz görüşüm gece geç saatler de okurken beni germesi oldu.Bunun dışında sürükleyen,soru işareti bırakmayan,zekice bir kurgu.Daha ne olsun?