Refik Halid'in tartışmalı kişiliğini bir yana bırakırsak bu kitabın bir hikaye kitabından çok insanımızın 1800'lerin sonlarındaki ve 1900'lerin başındaki panoraması olduğunu düşünüyorum. Adeta yazılı bir belgesel gibi. Dili zengin, ama anlatılanın kendisi duru. Olduğu gibi. Net.
Ama kendi zamanının düşünce yapısını da hafiften dokundurmamış değil. Özellikle Yatık Emine'de hissettim o zihniyeti. Yine de fazla müdahale yok.
Kitaptan sonra aklımda kalan en baskın düşünce maalesef 100 yıldan fazladır bu ülkede pek fazla bir şey değişmediğini tekrardan anlamam oldu. Tıpkı Yakup Kadri'nin, Reşat Nuri Güntekin'in, Sabahattin Ali'nin kitaplarını okuduğum zamanlar hissettiğim gibi. Görüntü değişiyor ama zihniyet aynı..