·544 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2023 17:28 Yozlaşmış harebeler konusuyla ve kapağıyla oldukça ilgimi çeken bir kitaptı en başta.
Ama okuduktan sonra yanıldığımı anladım çünkü beynimin olumsuz tarafını tetikleyen olaylar daha çoğunluktaydı. Hikaye başladığı ilk andan itibaren Rena karakterine zaten ısınamadım ve bana zorlama bir karakter gibi geldi. Sevebileceğim bir özelliğini aradım ama en göze batan özelliği, patavatsız konuşmalarıydı. Yeni diyarda yapmış olduğu pek çok absürtlüğü gördüm. Kararları çok hızlı, sorgulanmamış ve aceleye getirilmişti. Alt yapısı için çok uğraşıldığını ve emek verildiğini hissediyorum ama her okurun beklentisinin kesinlikle altında kalıyor. İlk kez fantastik okuyucuları için belki bir nimet sayılabilir.
Fantastik unsurların çoğaldığı yerlerde okumak zevkli geliyordu ancak konu çabucak aşka çevriliyor. Aslında bu hikayeyi çok kötü etkilemiş. Sürekli buluşmaları ve Rena'nın adeta bir casus gibi bulunduğu sarayda kimsenin bunu fark etmemesi, üstüne üstlük kitapta ki haritayı anlamsızlaştıran kısa yolculuklar beni çok rahatsız etti. Birine haber uçurmak için bir saatlik yolculuğun sonunda diğer krallığın sarayında oluyorsunuz artık. Bu bana mantık olarak ters geldi.
Ayrıca kitapta çok fazla alıntısal betimlemelere dikkat çekiliyor. Yazar kitabı araya serpiştirdiği ağdalı betimlemeyle havasını dağıtıyor diyebilirim. Aryen sonlara doğru ara sıra sevdiğim ve sevmediğim bir karakterdi ve sonunda kız ile olan ilişkisinde bir yamukluk ortaya çıkıyor. Rena artık onun gözünde aşkı ve sevgiyi bulamadığını söylüyor yani bu ilişkinin mantıken ikinci kitapta da düzelmesi imkansız bence.
Rena'nın güçlü bir karakter olmadığını kesinlikle söyleyebilirim. Kitaplarda aradığınız o güçlü kadın figür bu kitapta yok arkadaşlar. Her zor anında Aryen'i gözü arayan bir karakter, belki bu durum ikinci kitapta değişebilir ama bu karakterin zekası da beni hiç etkilemedi. Çok fazla yanlış seçimi değerlendirmeden gerçekleştirdiği için ikinci kitapta yüzlerce kez başının belaya gireceğini eminim ama ben bu tarz kurgular katlanabilen biri değilim. Yanlış yapması elbette olası olmak zorundadır ama böyle bir karakterin yükselişinin dikkat çekeceğini sanmıyorum. En azından benim açımdan.
Yer ve mekan anlatımı konusunda da oldukça zayıf kalan ve dört duvar arasında olunursa gerçekleşecek tek şeyin davet olduğu belirtilen saraylar da, diplomatik ve hirarşi durumu çok da ele alınmadığı için yine gerçekçi gelmeyen bir anlatım söz konusuydu.
Kitapta hoşuma giden şeyler, sırayla Nera'lar, Yeti'ler ve aynaya hapsolmuş Rena'nın kurtuluşu olmuştu. Karakterlerin yüz güzelliğine her sayfada vurgu yapılması da hoş değildi bence.
Son olarak eklemek istediğim en önemli şey ise kitap bana sürekli HGOİ evrenini hatırlatıyor. Bir element olayının, kehanetin bir parçası olmanın, ilmek yerine 'aynalara' aynı şekilde haps olunması ve yine beşinci elementten bahsedilmesi gibi çoğu şey hep bana o kitabı çağrıştırdı. Kısacası başka yere ışınlanmakta aynı şey. Tek eksik vardı ve o da kişinin kendisine özel bir canlıya sahip olması. Ben şuanlik başka bir eksik bulamadım. Bu benzerlik beni rahatsız etti, hele bir de farklı şeyler okuyacağımı düşünürken.
Kitabın potansiyeli vardı ama kullanılamamış. İlk bölümlerde aşk üçgenleri ile ve başından sonuna kadar her zaman hissettiğim o tutarsızlık can sıkıcıydı. Bu eseri maalesef sevemedim.
Sevenlerine saygım sonsuz. Ben fikirlerimi belirttim.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.