Öncelikle sizlere Fatma Aliye’den çok kısa bahsetmek isterim. Fatma Aliye Hanım 1862-1936 yıllarında yaşamış Türkçe’nin ilk kadın romancısıdır. Düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın hakları savunucusu olarak bu doğrultuda kadınların hak ve özgürlüklerini öğrenmeleri, güçlerini keşfetmeleri için cesur adımlar atmış, rehberlik etmiş ve güçlü kalemini kullanmıştır. Fakat dönemin siyasi inkılabı Fatma Aliye’yi inzivaya ve unutuluşa sürüklemiştir. Nitekim ölüm haberi basında “Unutularak Ölen Bir Edip” başlığı altında verilmiştir. Ancak tüm bunlar Fatma Aliye’nin hem Osmanlı kadın hareketleri, hem Türk edebiyatı, hem de kadın haklarının savunulması yönünde öncü bir isim olması hakikatini yok edemez.
Gelelim Refet’e.
İlk kadın öğretmen başkarakter olan Refet ve adını alan romanın konu itibarıyla Çalıkuşu romanına ilham olduğu belirtilmektedir. Anadolu’da yoksulluk içinde, babasız büyükmek zorunda kalan, annesinden başka hiçbir dayanağı olmayan Refet oldukça akıllı, zeki, çalışkan, vakur ve gururlu bir kızdır. Tabiatı gereği cılız olan Refet babasız kaldıktan sonra ortaya çıkan zor şartlar sebebiyle daha da cılızlaşmıştır ve şartlar anne-kız için daha da zorlaşmıştır. Refet bir çok vesileler silsilesiyle hayata tutunmuş ve yolu artık mektebe varmıştır. Tek sermayesi çalışkanlığı ve aklı olan Refet hem annesinin hem de kendi geleceğini garanti altına almanın öğretmen olarak gerçekleşebileceğinin farkına varmıştır. Adeta anne-kız kendilerini bu yola adamışlardır. Bu romanda birbirinden farklı bir çok kadın karakter ve aynı zamanda dönemin sosyal-kültürel hayatının yansımalarını da net bir şekilde görmekteyiz. Kitabın sonunda hem anneye üzüldüm hem de Refet ile gururlandım. Bin bir zorluk ve mücadelelerle öğretmen olma yolunda emin adımlarla yürüyerek ve maddi imkansızlıklara rağmen bir yanı buruk da olsa başarıya ulaşan Refet’in tüm genç kızlarımıza ilham olması dileğiyle. Refet