Gönderi

Beklenmeyen Hayat Tecrübesi
Puan vermedi·376 syf.··
2023 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2023 00:00
Zengin bir ailenin oğlu olan Humprey Van Weyden, vapurla seyahat ederken sisli havanın etkisiyle vapuru kaza yapar ve batar. Bu sırada zar zor hayatta kalan ve can yeleğiyle birlikte sürüklenen Van Weyden, bir uskunadaki mürettebat sayesinde kurtulur. Yaşayacaklarını önceden bilseydi, kurtarılmayı tercih eder miydi acaba? Bu büyük bir merak konusu. Entelektüel, bilgili ve başarılı bir eleştirmen ve yazar olan Van Weyden hayatı boyunca rahat bir yaşam sürmüştür. Ta ki uskunanın kaptanı olan Wolf Larsen ile tanışıncaya kadar. Wolf Larsen birçok kaptana ve tayfaya göre oldukça bilgili ve meraklı bir adamdır. Görünenin aksine felsefi konularda fikir sahibidir. Kusursuz bir kaslı vücuda ve oldukça yakışıklı ve orantılı yüz hatlarına sahiptir. Bir o kadar gaddar ve sert bir adamdır. Kimseye affı yoktur. Acımasız ve anlayışsızdır. Daha küçücük bir çocukken başlayan hayat mücadelesi onun kocaman ellerini nasırlaştırmış, denizlerde geçen ömrü onun beyaz tenini esmerleştirmişti. Hayatını zorluklar ve emeklerle geçirmişti. İşte böyle bir adamla karşılaşan zıt özelliklere sahip olan Van Weyden'in hayatı böyle değişecekti. Onu karaya bırakmalarını istemesine rağmen Wolf onu götürmeyi reddetmiş ve beraberinde sürüklemiştir. Yeni hayatına tam da ikinci kaptanın ölümüyle başlamıştı. Kaptan tayfaya görevini söylerken Van Weyden kamarot olmuştu. İlk başta ona kibar davranan Aşçıbaşı şimdi efendisi olmuştu ve ona çektirmeye çoktan başlamıştı. Daha ilk gününde dalgaların uskunaya vurmasıyla boğulma tehlikesi geçiren ve uskunada savrulurken dizini yaralayan Van Weyden bunun acısını ömür boyunca çekecekti. Günler geçtikçe, daha zor şartlar yaşamaya başlayan Van Weyden Tommy'nin azabını da çekiyordu. Bu sırada Wolf ile konuşan Van Weyden arasındaki zıtlık sadece hayat ve yaşayış tarzı değil, aynı zamanda zihin dünyasında da çelişiyordu. Van Wayden yaşama değer veren bir idealizme sahipken Wolf hayata değer vermeyen ve öbür dünyanın olmadığını savunan bir materyalisttir. Bu iki zıt görüşün kitap içerisinde bol bol atıştığını bu karakterler vasıtasıyla görüyoruz. İlerleyen süreçlerde Aşçıbaşı ile Van Weyden arasındaki nefret git gide büyümekteydi. Bu nefret ikisinin birbirine karşı bıçaklarını bilemesi ve gözdağı vermelerine kadar gitti. Uyku uyuyamaz oldular ve sonunda Aşçıbaşı, Van Weyden'den korktu ve geri adım attı. Bir gün tayfalardan Johnson Kaptan ile ilgili olumsuz şeyler söylediği için acımasızca Kaptan ve İkinci Kaptan tarafından dövülür. Bu olaydan sonra Leach, Mudridge'i döver. Ayrıca düşman olan iki tayfa birbirine girer. Wolf Larsen, ara ara şiddetli baş ağrıları geçirip yatağa düşerdi ve 2-3 gün boyunca kamarasında bu eziyeti çekerdi. Bu sırada günler geçerken Van Weyden ikinci kaptanlığa yükselmiştir. Yetkileri artmış ve denize ait denizciliğe ait her şeyi öğrenmeye başlamıştır. Japonya'ya doğru giderlerken bir kayığa rastlarlar ve o kayıkta bir kadın da vardır. Ve bu kadın geldiği anda işler değişmeye başlar. Bu kadın, ünlü yazar Maud Brewster'dir. Maud ile Van Weyden ortak bir dünyaya aitlerdir. Van Weyden onun kitaplarını okuyan ve eleştiren birisidir. Aralarında başlayan muhabbet günden güne ilerler. Tabi bu sırada Wolf Larsen'de Maud'a karşı ilgi göstermeye başlar. Hump ile Maud arasındaki muhabbette dışlanan Wolf acısını Aşçıbaşından çıkarır ve onu uskunanın arkasına bağlar. Tam bu vakitte bir köpek balığı Aşçıbaşının ayağını koparır. Aşçıbaşıyla Van Wayden ilgilenir. Japonya kıyılarında Wolf Larsen ile onun ağabeyi olan Kaptan Larsen arasında fok avcılığı için birbirleriyle kapışır ve kanlı bir mücadele yaşanır. gün geçtikçe Van Weyden Maud'a aşık olur o da ona aşık olur. Bu sırada Wolf Larsenin gaddarlığı artar. Gelelim sonlara doğru. Van Wayden ve Maud gemiden kaçarlar ve ıssız bir adaya düşerler. Orada yaşarlarken bir anda Hayalet karaya oturmuştur. İçerisinde kör olmuş Wolf Larsen vardır. Baş ağrıları yüzünden oluşan bu körlüğe ek günden güne durumu kötüye gider. Felç olur, konuşamaz ve duymada problem yaşar. Bir gece şiddetli bir fırtınada can verir. Van Wayden ve Maud gemiyi tamir edip adadan kurtulurlar. Jack London'ın hemen hemen bütün eserlerinde görülen Spencer felsefesini bu kitapta da buluyoruz. Varoluş amacı, idealizm, materyalizm gibi kavramlar metnin bütününe harika bir şekilde yedirilmiş. Romanın gerçekçiliği aşırı düzeyde. Kendinizi Wolf Larsen'in pençesine düşmüş gibi hissediyorsunuz. Roman yer yer sürükleyici yer yer düşünce ağırlıklı ve durgun. Kavram ve karakter çatışmaları metni anlamlandırıyor.
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,2bin okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.