Tek Kitabı İle Beni Tavladı Aytmatov
Puan vermedi·110 syf.··
2023 8. kitabı
İlk kez Cengiz Aytmatov okudum, iyi ki de okumuşum. Bir kitapta yorum yapmak doğru değil belki ama çok iyi bir yazar bence. Kısacık bir hikayede pek çok şey verdi bana kendisi. Denize açılan üç yetişkin ve bir çocuğun hikayesinde hayatta kalma mücadelesini anlatırken denizi, denizde olma hissini çok güzel geçiriyor okuyucuya kitap ki Aytmatov genelde bozkır hikayeleri yazarmış. Bu kitapta denizi yazan Aytmatov bence harika bir iş çıkarmış dahası denizi anlatırken de karayı, toprağı, dağı çok minimal düzeyde ama çok etkili kullanmış. Bana verdiği bu hissiyat, yapmamı sağladığı şu çıkarım bile kitabı beğenmeme yeter aslında, çünkü benim için edebiyat, kitap okumak biraz da budur, böyle şeyleri görüp kelimelerin gücüne hayranlık duymaktır. Ancak Aytmatov daha fazlasını da yapıyor bu kitapta. Bir kültüre dair de güzel manzaralar sunuyor okuyucuya ve bunu çok ustaca yapıyor. Denizin ortasında 3 adam ve bir çocuk, susuz kalıyorlar; rüyalar, hayaller görüyorlar ve biz bu rüyalar, hayallerde onların yaşamına, kültürüne tanık oluyoruz. İşte benim için ikinci bir hayranlık noktası. Neden peki? Şimdi yazar bir hayatta kalma hikayesi anlatırken aynı zamanda bir toplumun kültüründen manzaralar sunuyor. Bunu ustaca bir kurgu ile yapıyor bana göre. Denizin ortasında hayatta kalma mücadelesini anlatırken rüyaları, hayalleri kullanarak bu üç adamın ve çocuğun yaşamını bize anlatıyor, onları tanımamızı sağlıyor, aynı zamanda bir kültürü de anlatıyor. Bunları yaparken de arka fondaki denizi hiç unutturmuyor okuyucuya, kitabın başından sonuna kadar sizi o denizin ortasında tutuyor ve ilk sayfadan son sayfaya kadar karanın önemini, toprağa ayak basmanın, toprağın önemini de hep hissettiriyor. Tam da bu sebeple kitaba seçtiği isme hayranlık duymamak da imkansız benim için işte. İncecik bir kitap ama bana harika bir yazar okuyormuşum dedirtti yine de. Bir de değinmek istediğim bir iki nokta var; 1- Kitaptaki en yaşlı karakterin kurduğu bir hayal bana bir filmi ve o filmdeki muazzam bir sahneyi hatırlattı. Luc Besson'un Le Grand Bleu filminde Jacques Mayol'un hikayesi anlatılır. O filmde şöyle bir replik vardır; ''Bir deniz kızı ile karşılaşmak için ne yaparsın biliyor musun? Denizin dibine kadar dalarsın. Suyun artık mavi olmadığı yere. Gökyüzünün yalnızca bir anı olduğu yere. Ve orada sessizce yüzersin. Ve orada kalırsın. Ve orada kararını verirsin: onlar için ölebilirsin. Sadece o zaman ortaya çıkarlar. Gelirler ve seni karşılarlar ve seni, onlara olan aşkınla yargılarlar. Eğer içtense, eğer safsa, onlarla olursun ve seni sonsuza kadar alıp götürürler.” 2- Kitaptaki küçük karakter 11 yaşında. Onun beğendiği kızla oynadığı oyunlarda cinselliği keşfine de değiniyor yazar. Keza yine anne ve teyze karakterinin de cinsel içerikli diye yorumlanabilecek bir pasajı var. Çok natüralist bir tavır ki severim edebiyatta böyle şeyler görmeyi. 3- Hemingway sevdiğim bir yazardır, onun yaşlı adam ve deniz kitabını yer yer hatırlatıyor ki iki kitap da denizin ortasında bir sandalda geçen hikayeyi anlatıyor nihayetinde ve iki kitapta da denize dair çok güzel tespitleri, tanımlar var. *Kitapta küçücük bir hata var bence. 73. sayfada küçük çocuk için bir adamın ağladığını ilk kez görüyordu diyor ama 91. sayfada başka bir karakter ağlarken aynı cümleyi yine kurmuş yazar çocuk için. Oysaki görmüştü ağlayan birini artık.
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,8bin okunma
·
203 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.