Gönderi

Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Puan vermedi·343 syf.··
2023 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 12:41
Aziz Nesin’in, Anadolu’nun kasaba yaşamlarındaki çeşitli kesimlerin politikleşme süreçlerindeki samimiyetten uzak ilişkileri olduğunu, bürokrasinin baskınlığından dolayı kamusal işlerin ötekinden berikine, berikinden diğerine aktarılıp hiçbir işin çözülmediğini, ilerleyen tek şeyin sadece zaman olduğunu anlatan hiciv çizgisindeki bir mizah romanıdır. Eserde en sıradan, basit denilebilecek olaylar bile Aziz Nesin’in kuvvetli kalemiyle birçok ders çıkarılabilecek olaylara çevrilmiştir. Sosyal düzenin bozukluğu, kamu kurumlarında yapılacak işlerin işleyişindeki aksaklıklar gülünçleştirilerek okuyuculara sunulmuştur. Gelelim eserin kısa bir özetine: Roman kahramanı olan Yaşar Yaşamaz’ın cezaevine düşmesi ve cezaevine nasıl düştüğünü koğuş arkadaşlarına anlatmaya başlamasıyla roman başlar. Yaşar Yaşamaz arkadaşlarına olayları anlattıkça olanların ne kadar trajikomik olduğu ortaya çıkıyor. Yaşar henüz 12 yaşındayken babası onu hükümet okuluna yazdırmak ister ancak Yaşar’ın nüfus kâğıdı olmadığı için kayıt yapılamaz. Nüfus müdürlüğüne yönlendirilen Yaşar ve babası olayı müdüre anlatır, müdür de kayıtlara bakarak Yaşar’ın 1915 yılı I. Dünya Savaşı’nda öldüğünü söyler, verilen hesaba göre Yaşar babasından 1 yıl, annesinden 8 yıl büyük çıkar. Kanlı canlı yaşayan Yaşar hükümete göre yaşamamaktadır. Yaşar’ın bu nüfus kâğıdının olmamasından dolayı başına gelmeyen kalmaz ama her ne hikmetse Yaşar’a yarar sağlayacak durumlarda kimlik eksikliği sorunu varken zarar verecek durumlarda kimliği soran eden bulunmamaktadır. Bu durum eserde şöyle aktarılır: “ İşte böyle ağbiler... Okula gideceğim, ölmüşsün diyorlar. Askere alacakları zaman, yaşıyorsun diyorlar. Mirasımı almak isterim, ölmüşsün derler. Babamın vergi borcunu alacakları zaman, yaşıyorsun derler. Yaşıyorsam nüfuskâğıdımı verin, derim, yok, sen yaşamıyorsun derler. Tımarhaneye atacakları zaman yaşıyorsun derler...” s.89 Eserde kişilere, hükümete vb. yergi vardır. Ancak bu yergi doğrudan dile getirilmez. Bununla ilgili de şu alıntı dikkat çeker: “Ne demişti Süleyman Usta? Dayanamayıp sövmek istedin de, söveceğin yere sövmek suç olacaksa, o zaman feleğe söveceksin; işini bilen halkımız böyle yapar, demişti. Çünkü feleğe sövmenin ceza kanununda maddesi yoktur. Feleğe sövünce hem senin için serinler, hem de duyanlar kime sövdüğünü anlarlar.” S.339 Yaşar’ın iş arama sürecinde özellikle şu kısım dikkatimi çok çekti, iş istemek için hemşerisinin yanına giden Yaşar ile hemşerisi arasında geçen diyalog şu şekildedir: "Diploman var mı, okul diploman?" dedi. "Yok, dedim, okula gidemedim." "Hımmm, demek diploman yok. Öyleyse: sana yüksek bir iş vereceğiz," dedi. Aman, nasıl olur? Sözümü yanlış anladı sanıp, "Hiçbir okuldan diploma almadım," dedim. "İyi ya," dedi, "diploman yoksa küçük işlere giremezsin." s.133 Yaşar bunları anlattıkça koğuştakiler ona sürekli neden Karakaplı Nizami’yi bulmadığını eğer onu bulursa işlerinin kolayca halledilmiş olacağını söylerlerdi. Yaşar başlarda Karakaplı Nizami Bey’in bir kişi, bir memur olduğunu düşünüyordu ancak Karakaplı Nizami bir kişi değil, pek çok kişi; bir şey değil, pek çok şey; bir yerde değil, pek çok yerde olan bir hayali karakterdi. Araştırmama göre “Karakaplı Nizami” kanuna uydurma anlamına gelmektedir. Eski dönemlerde kanunlara kara kitap denilirmiş. Nizami ise düzene, usule uydurma anlamına gelmekteymiş. Karakaplı Nizami ise üstte de bahsettiğim gibi kanuna, usule uydurma anlamına gelir. Yaşar cezaevinden çıkmaya yakın Karakaplı Nizami’nin ne olduğunu anlar, koğuş arkadaşlarına göre de Yaşar da bir Karakaplı Nizami olmuştur.
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
·
1 +1'leme
·
168 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hatice Gülgen
Gönderi Sahibi
Maalesef ki öyle
Bizler de bir nevi Yaşar Yaşamaz'ız. Ondan farkımız ise onun nüfus kağıdı ve diploması olmadığı için bir işe giremiyor bir düzen kuramıyor. Bizim ise hem nüfus kağıdımız hem de diplomamız olmasına rağmen işe giremiyoruz ve bir düzen kuramıyoruz.