Üç öyküden oluşan ve bu zamana kadar neden karşıma çıkmadığını düşündüğüm bir eser...
İlk öykü olan "İhtizar"da bir kadının mutsuz bir evliliğin içinde kendini kaybedişi anlatılıyor. İkinci öykü, yani kitaba adını veren "Uzaktan"da ise kadının yaşça büyük, erkeğin küçük olduğu bir aşk macerasına tanık oluyoruz. Bu öykü en sevdiğim öykü oldu ve bende Stefan ZWEİG'ın "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" adlı kitabıyla benzer hisler uyandırdığını söyleyebilirim. Son öykü olan "Hastayken"de ise adından anlaşılacağı üzere hasta yatağında bir adamın ölümünü düşünerek genç karısını başkalarıyla hayal etmesi ve yaşadığı kıskançlık anlatılıyor. Bu erkekler neden böyle, diye sinirlendiğim bir öyküydü. Bu dönem işlediğimiz bir Uygur hukuk vesikasını aklıma getirdi. Orada da böyle bir adam var ve ikinci karısının tekrar evlenmemesini vasiyet ediyordu. Oh ne âlâ memleket ya! Herif aynı anda iki kadınla evlenmiş ama genç kadın o öldükten sonra biriyle evlenmesin istiyor. Şöyle bir tokatlayıp kendine getirmek istediğim türden birisi. Neyse, kitabın dili çok güzel. Zaten sadeleştirilmiş olduğu için her kesimin okuyabileceğini düşünüyorum. İçindeki yazım yanlışları ve özne-yüklem çatışmalarını saymazsak herkese önereceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim.