Cengiz Aytmatov yine döktürmüş. Başlığıma yazdığım alıntı üzerinden inceleme yapmayı uygun buldum. İnsanı insan yapan vicdanıdır. Olaylara, durumlara karşı çocuk vicdanı ile yaklaşabilenlere ne mutlu. Tohumdaki öz gibi insana da hayat verecek olan kendi vicdanı, masumiyeti ve kalbinin güzelliğidir.
Çocuk bu romanda aslında kaybettiğimiz insanlığımızı simgeliyor. Herkes içindeki çocuğa baksın diye bize ışık tutuyor.
Kurtarıcısını bekliyor, gelmeyecek bir gemiyi. Burda aslında Kırgız halkının her şeye rağmen umudunu yitirmediğini gösteriyor.
Çocuk küçük şeylerden mutlu oluyor, bir dürbün, bir çanta onun tek sırdaşı. Karşısında ise kötülüğün simgesi Orozkul var. Kutsalları Maral Ana'yı kesip ziyafet vermesinden de anlıyoruz ki kötülerin tek derdi nefsini tatmin etmek. Varsa yoksa ben kavgası.
Ne olursa olsun çocuğumuz o kutsal bilinen etten yemiyor balık olup Beyaz Gemi'sine kavuşmak arzusu ile çaya giriyor. Yani masum yüreği ile mücadeleyi sonuna kadar sürdürmüş kendi iç dünyasında. Aslında çocuk çocuk diyoruz da masum her yürek kendini o çocuğun yerine koyabilir. Gelecekte fidan olup dallanıp budaklanmak istiyorsa saflığı ve bozulmamışlığı baki kalmalı.
Kazanan kötülük gibi görünse de aslında çocuk kalbiyle direnen bu masum çocuk herkesin kalbinde sığınak buldu ve sonsuza kadar yaşayacaktır.
Beyaz Gemi