Büyülü gerçekçilikle yazılan bir kitap duydum mu hemen alır okumaya başlarım, tıpkı Geceden Beri'yi duyup çabucak okuduğum gibi.
Romanı okurken belli ki feminist bir çizgisi var diye düşünüyordum ki Elif Demirel'i araştırdığımda gerçekten feminist kimliği varmış. Bu güzel bir şey ancak romanda kullandığı metaforlar, anlatmak istedikleri güçlü gelmedi bana. Erotizminden de bir şeyler katmış ancak o sahneyi okurken dilinin ergen günlüğüne yakın buldum. Erotizm metnini daha uç, daha edebi bir dille yazabilirdi.
Gece karakteri çok enteresan. Yabancı değil bana. Yan karakterlerle olan diyaloglarını daha gerçekçi, okurken göze batmayacak şekilde olmasını isterdim.
Postmodern anlatıyla büyülü gerçekçilik köprüsü biraz zayıf bu kitapta.
Kadınların üzerinden toplumsal mesajlar veren romanlar, git gide dağ gibi büyüyor. Farklı şeyler okumak, görmek, hissetmek istemiştim. Geceden Beri de toplumsal mesajlar veriyor. Şiddete uğrayan kadın, değer görmeyen kadın, aşağılanan kadın...
Sevdiğim Gece karakterinin mistik atmosferinde daha derin, çarpıcı hikâyeler beklerdim.
Yazarın okuma kültürüne birikim kattıkça daha güzel şeyler çıkaracağına eminim. :)