·464 syf.····Okunma: 17 Şubat 2023 02:23 Öncelikle şunu söylemem lazım ki bu kitabın övüldüğü kadar hiçbir şeyin övüldüğünü görmedim ben. Bir süre sonra artık Aaron Warner’ın kimin nesi olduğunu bizzat öğrenmem farz oldu resmen. Gerçekten inanılmaz yüksek beklentiler ile ilk kitaba başladım ama o kadar kötüydü ki kitap, eğer internette bu kadar övülmüyor olsa bir daha dönüp serinin yüzüne bile bakmazdım. Nerdeyse okuyan herkes 3. kitabı yere göğe sığdıramadığı için en azından 3.ye kadar dişimi sıkmaya karar verdim çünkü cidden neden herkesin bu seriye bir nimetmiş gibi davrandığını öğrenmeye karalıydım. 2 kitap ilkinden bile daha sıkıcıydı bunun sebeplerine birazdan değineceğim. En sonunda dişimi sıka sıka da olsa 3. kitaba geldim ve söylemem lazım ki gerçekten de ilk ikisinden daha iyiydi ama ilk iki kitabın ne kadar vasat olduğunu hesaba katarsak 3. kitapta vasatın bir tık üstüydü. Yani hayır hiçbir kuvvet beni bu seriye devam etmeye ikna edemez. Kelimenin tam anlamıyla hayal kırıklığının dibini yaşadım. Buradan sonra söyleyeceklerim spoiler içerebilir eğer ilk 3 kitabı okumadıysanız lütfen devam etmeyiniz zaten bundan önce söylediklerim size ufak da olsa bir fikir vermiştir diye umuyorum. Öncelikle yazarımızın dilinden bahsetmek istiyorum. Kendisi duru bir dil kullanmak isterken yavana kaçmış gibi bir his veriyor. Tabi ki de inanılmaz edebi bir dil beklemiyordum distopik bir kitaptan ama hikayenin bir çocuğa anlatılırmış gibi basit akması da hiç hoşuma gitmedi açıkçası. Bir diğer konu ise kitabın distopik bir gelecekte geçmesi ama bunu ilk üç kitapta zor bela görüyor olmamız. Karakterlerimiz olan bitenden sadece bahsediyorlar, harabe bir şehir dışında evren hakkında inanılmaz şeyler gösterilmiyor okuyucuya. Üç kitapta sadece üç mekan görüyoruz desek yanlış olmam sanırım. Ve asıl en dayanamadığım, beni seriden soğutan biricik karakterimiz Juliette. Anlıyorum kendisi ana karakterimiz ama acaba istediği şeyler için biraz çabaladığını mı görsek. Juliette sector 45’den kaçmak istiyor ve hiçbir sorun olmadan kaçıyor, Juliette bir örgüte katılmak istiyor ve onu kırmızı halılar ile karşılıyorlar, Juliette depresyondan çıkmak istiyor ve hop diye çıkıveriyor (rica ediyorum bunu sırrını bize de versin gençliğime yazık etmiyeyim) Juliette sector 45’in başına geçmek istiyor ve bam geçiveriyor. Bir de acaba kendisi biraz sakin mi olsa. Zaten bilmem kaç gündür hiç insan yüzü görmemiş, ona hayvan gibi davranıp kilitlemişler ve kendisi tutup ilk gördüğü adama şak diye aşık oluyor, sonra herkesin favı Aaron bey ona yakın davrandı, iki konuştular diye onun üzerine falan atlıyor. Yani abla chill biraz istersen, gözün doysun ya. Ben kendisine çok sinir oldum, tutup iki gün önce tanıştığı partnerini kötü sandığımız ama olmayan Aaron ile aldatıyor ondan sonra Adam buna tepki verdi diye (well duh!) kendisi üstüne çok gidilen masum kız oluveriyor. Yani güçlü kadın karakter sadece depremler yaratarak ve insanüstü bir güce sahip olarak olunmuyor. Serinin buradan sonra değiştiğini, daha iyi yöne gittiğini, bu yüzden de insanların bu seriye kadar ölüp bittiğini düşünmek istiyorum fakat dediğim gibi Shatter Me benim için online da şişirilen kocaman bir hayal kırıklığı oldu.