“Madem ölüm herkes için normal ve yasal bir son, insanların ölmesine neden engel oluyoruz ki?”
“Yaşam can sıkıcı bir tuzak. Düşünen bir kişi olgunlaşıp iyice bilinçlenince, ister istemez kendini çıkışı olmayan bir kapana sıkışmış gibi hisseder.”
“Gerçek mutluluk yalnızlık olmadan mümkün değil! Günahkar melek Tanrı’ya ihanet etmiş, bunun nedeni muhtemelen, meleklerin bilmediği yalnızlığı tatmak istemesidir.”
Sorduğu sorularla, sağladığı ustaca akışla, size kendinizi ve yaşamanızı sorgulatıyor Anton Çehov. Üstünkörü okunursa dokunacak bir kitap değil, yıllar önce okuyup bitirmiştim. Tekrar okudum ve anladığım şeyler, bende uyandırdığı his yıllar öncesine kıyasla bambaşka.
Psikiyatristlerin “hiçbir zaman gerçek hastalar gelmez, gerçek hastaların hasta ettikleri gelir.” sözünü anımsattı bana.
İnsanın hem yalnızlığa ne kadar ihtiyaç duyduğunu hem de kendine göre biriyle sohbet etmenin ne kadar önemli olduğunu fazlaca vurguluyor.
Düşündüm gerçekten.
Konuşacak kimsem olmasaydı ne yapardım?
Konuşacak bir sürü insan olsaydı ama hiçbiriyle aynı dili paylaşamasaydım ne yapardım?
Kalabalığın içindeki yalnızlık ve yalnızlığın içindeki mutsuzluk..
Dedim ya, insana gerçekten bir şeyleri sorgulatan bir kitap. Bir süre sonra, örneğin 5 sene sonra alır elime bir daha okurum. Eminim o gün bana katacakları, bugünkü kattığından daha da fazla olacaktır.
Altıncı KoğuşAnton Çehov