SÜRÜKLEYİCİ KİTAP, ÇOK İYİ BİR YAZIM TEKNİĞİ, KÖTÜ PROPAGANDA
Kitabı dün bitirdim. Asıl kahraman Selim Pusat'ın bazı fikirleri beni o kadar sinirlendirdi ki ara ara yarım bırakmayı da düşündüm. Ancak yazar merak unsurunu o kadar güzel yerleştirmiş ki; yarım bıraksam unutup gidemeyeceğimi, sonunu hep merak edeceğimi biliyordum.
Kitap içerdiği bütün eski, Osmanlıca kelimelere rağmen oldukça akıcı ve okuması kolay. Selim'in karakter gelişimi gayet güzel gösterilmiş, baştan savma değil. Nazan Bekiroğlu'nun altta bırakacağım tahlilinde söylediği gibi okurken damağımda bir şiir lezzeti bıraktı. Bu sebeple yazarla ters düştüğüm bütün hususlara rağmen okurken zamanımı boşa harcadığımı hissetmedim, Atsız'ın kötü bir romancı olduğunu düşünmedim ve hatta oldukça da keyif aldım. Ruh Adam romanın *ilgililerine* gönül rahatlığıyla önerebilirim. Tabii, aşağıdaki hususlara şerh düşerek :)
Şimdiii... Sezarı'ın hakkını Sezar'a teslim ettiğime göre eleştirilerime geçebilirim.
Öncelikle spoiler uyarısı vererek roman ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Roman sembolizmin çok yoğun olduğu, pek çok karakter ve olayın başka şeyleri işaret ettiği bir anlatı hakim. Ana kahramanımız Selim Pusat. Kralcı olduğu için ordudan atılmış bir yüzbaşı. Kralcı olmasının sebebi ise Cumhuriyet rejiminin nitelikli bir asker yetiştirmeye elverişli olmadığını düşünmesi. İşi, gücü, hayatı, fikirleri tamamen askeriye odaklı. Başka bir şeye inanmıyor. Onun için askerlik, kahramanlık ve savaş dışında her şey fuzuli. Kendi doğruları dışında hiçbir şeye itibar etmeyen, sabit fikirli bir adam. Memnuniyetsiz, aşağılayıcı ve alaycı. Yani Selim gibi birisiyle yaşamak istemezdim. :)
Selim Pusat'ın iyi bir asker olması, ordudan atılmış olmasına rağmen yakınları tarafından sık sık övülüyor. Örneğin bir sayfada Güntülü