Gönderi

Puan vermedi·202 syf.··
2023 28. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2023 21:35
Normalde bir kitabı çok iyi anlamadığını düşünüyorsam, incelemesini yazmam. Şu anki düşüncelerim anlayabilseydim çok değişebilirdi, muhtemelen yanlış çıkarımlar yapıyorum derim. Ancak bu kitap hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Distopya en sevdiğim türlerdendir diye düşünürdüm. Ama henüz var olmamış bir geleceği hayal etmek ve yazmak tahmin edebiliyorum ki distopyaların yazımını çok zorlaştırıyordur. Bu yazım sürecinde, kitabın yazıldığı dönem insanların anlayabileceği ancak şu an benim için o anlamı ifade etmeyecek sözcüklere, hayali distopya evreninde çok anlamlı olan, ama benim şu an anlamadığım sözcükler de ekleniyor. Bu yüzden yazan, çeviren, yayımlayanların iki kat dikkatli olması gerekiyor, gerekirse 'bu kitabı bazı bilgileriniz olmadan okursanız anlamayabilirsiniz.' diye bir ön metin konması, ya da yazarın başka kitaplarıyla bağlantılı olduğu ve onlardan sonra okumanın daha iyi olabileceğinin belirtilmesi gerekiyor bence. Okumadan önce de bildiğim, kitabın ana iskeleti, muhteşem bir kurgu. Ancak bu kurgu neye dayanıyor? 1984 ile bazı benzerlikleri var, sürekli bir ülkeyle savaşta olmaları gibi. Ancak ne zaman böyle bir ülke kurulmuş, dünyanın ne kadarına hükmediyor, diğer ülkelerin bakış açısı nedir, kitaplar yakılıyor peki yazarlar? Hangi kitaplar yakılıyor, bir kısımda bazı yazarların adlarının ellerinde olduğunu, onların kitapları varsa kütüphaneleri yaktıklarını söylüyor. Yani bilimsel kitaplar yakılmıyor mu? Buna neden başlanmış? Kitapların yazılı olması rahatsız ediyorsa başka dilde yazarak ya da sesli olarak kaydedip kitaplar bu insanlardan kaçırılamaz mı? Neden hala yakılacak kitap var, bu kadar teknolojiye, bu kadar uysal insanlara senelerce hala evlerden eski kitapların çıkması mümkün olmazdı, bütün evlerde arama yapılabilirdi, insanlar çıkarıtılıp bir şey saklayamayacakları bir yerde, spor salonlarında kalmaları istenip evleri yakılabilirdi, ne de olsa evler yanmaya dirençli, evde saklanabilecek bütün kitaplar yok edilirdi. Ayrıca bütün binaların yanmaya dirençli olması, sadece kitapların değil, eski mimari yapıların da yerle bir edildiğini göstermiyor mu? Arka planını anlayamadığım, kurgusunu kafamda oturtamadığım bir kitap oldu. Ama neredeyse her distopyada, yazarın farklı bir evren yarattığı her kitapta bazı şeyleri kabullenmemiz gerektiğini, bunu hataları olabilecek bir benzetme olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte içindeki bazı cümlelerin de ne demek istediğini anlayamadım. Örneğin "Montag sessizce çığlık atıp yüzünü başka tarafa çevirdi." Eğer sessizce yaptığı, dehşetini anlatan bir hareket tarif etmek istiyorsak neden çığlık atmak diyelim? Acaba çeviri sırasında mı bir şeyler oldu diye düşünüyorum, belki de çığlık olarak çevrilen kelimenin başka anlamları mevcuttu. Çünkü gerçekten ben mi bir şey kaçırıyorum, bu nasıl mümkün oluyor diye düşündüğüm buna benzer cümleler okumamı çok zorlaştırdı. Okumasaydım aklımda kalacak bir kitaptı ancak okumak için kendimi çok zorladım ve akıcı bulmadım. Belki çeviriden, belki yaptığı göndermeleri anlamadığımdan, belki de yazarın bu kitabı yazmasına sebep olan 'Yaya' öyküsünü okumadan bu kitaba geçtiğim için. Ya da yavaş okuyup kitabın başında geçen bazı şeyleri unutmuş olabilirim. Ancak ne yazık ki verimli bir okuma olmadı benim için.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.